12 Paylaşımlar

Geçtiğimiz şubat ayında, Meclis Araştırma Komisyonu, Hollanda’da hizmet veren camilerin, dış ülkeler tarafından finanse edildiği iddiası ile ilgili olarak, üç hafta süren bir sorgulama yapmıştı.

İŞTE O RAPORUN DETAYLARI…

Rapora göre, Hollanda’da bulunan camiler, dış ülkelerden alınan para yardımları nedeniyle etki altında kalıyor ve parayı veren baskıcı ülkelerin istekleri üzerine tehlikeli faaliyetlerde bulunuyorlar.

Aynı rapora göre, Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt ve Türkiye’nin, cami yöneticilerini kendi istekleri doğrultusunda hareket ettirdikleri belirtiliyor.

Raporda, Türk hükümetinin, Diyanet Vakfı’na bağlı olan 148 caminin imamlarının maaşlarının ödendiği ve imamların Ankara’nın isteğine dayalı faaliyetlerde bulundukları belirtiliyor.

Raporda, Arap ülkelerinin camiler üzerindeki etkisinden çok, Türk hükümetinin etkisinden söz ediliyor. Rapora göre Türk hükümeti, camiler aracılığıyla toplumda sosyal baskı ve sindirme taktiği uyguluyor. Baskı ve sindirmenin genellikle Kürtleri, Alevileri Ermenileri ve Gülencileri hedef aldığı belirtilen raporda, bu tehlikeli faaliyetlerin devam edip etmemesinin Hollanda Hükûmetinin alacağı karara bağlı olduğu da yazılıyor.

Yani, raporu hazırlayanlar hükûmete, ‘Bu faaliyetleri sonlandırın’ sinyalini vermişler.

Hollanda medyasında geniş bir şekilde yer alan haber ve yorumlar, Hollanda halkını da endişeye düşürmüş vaziyette. Halktan siyasetçilere verilen mesajlarda, camilerin kapatılmasını isteyenler bile var.

Şimdi gelelim, işin bu raddeye kadar gelmiş olmasının sebeplerine.

Şubat ayında yazmış olduğum haber ve yorumlarda belirtmiş olduğum gibi, Hollanda, uzun zamandır, Kuveyt, Körfez ülkeleri, Suudi Arabistan ve Türkiye’den camilere gelen yardımlardan rahatsızlık duymaktaydı.

Hollanda’nın endişesi, yardım yapan bu ülkelerin Hollanda’da İslam’ın yorumlanmasına olası etkileri ve Hollanda’da aşırılığın körüklenmesi ve terörizme zemin hazırlanmasıydı.

Bu doğrultuda Temsilciler Meclisinde kurulan Araştırma Komisyonu, yabancı ülkelerden gelen para yardımlarının Müslümanlar üzerinde etkisinin olup olmadığını araştırdı.

Geçen yıl bu doğrultuda NRC Gazetesi’nin bir araştırması, dış ülkelerden yardım alan bazı camilerde aşırılık dilinin kullanıldığını gösteriyordu. Buna somut örnek ise, Den Haag’daki As Soenna Camii’nde yapılan konuşmalarda, kadınların da sünnet olmasının önerilmesiydi.

 

Üç hafta süren sorgulamada, Den Haag’daki As Soenne Camii, Utrecht’deki Fıtrat Camii ve ne yazık ki bizim Hollanda Diyanet Vakfı yer aldı. Sorgulama sürecinde, hangi kriterlere göre tespit edildikleri belli olmayan uzmanlar ve cami kuruluşları yöneticileri dinlendi.

Görünürde, Diyanet’in soruşturma sürecine dahil edilmesi, imamların maaşlarının Türkiye tarafından ödenmesi ve Türkiye’nin de merkezi Amerika’da olan düşünce kuruluşu Freedom House tarafından ‘özgür olmayan ülkeler’ listesinde yer almasından kaynaklanıyor.

Kaldı ki, Diyanet’in Hollanda’daki imamların maaşlarını ödemesi yeni bir gelişme değil, yıllardır uygulanan ve bilinen bir sistem. Hem de Hollanda’nın severek kabul ettiği, bir zamanlar teşvik ettiği bir uygulamaydı.

Bizim için anlaşılması zor bir konu ama, Hollanda Diyanet Başkanı’nın aynı Zamanda Lahey Din İşleri Müşaviri olması da soru işaretleri oluşturuyor.

Soruşturmanın son günü Hollanda Diyanet Vakfı dinlenmişti.

Diyanet’e, dış ülkelerden yardım alıp almadıkları değil, Türkiye’ye bağımlı olup olmadıkları sorulmuştu. Oturumda, Türk Dilleri ve Kültürü Yüksek Öğrenim Üyesi Hollandalı Erik-Jan Zürcher dinlenmişti. Zürcher, ‘Hollanda’da yaşayan Türkler’in yüzde 70’i, Batı’nın kendilerine düşman olduğuna inanıyorlar.’ demişti.

Zürcher, Türkler’in bu fikre kapılmasına, Diyanet’e bağlı camiler ve imamların değil, sosyal medya ile radyo-televizyonların etki yaptığını belirtti. Zürcher, Hollanda Diyanet Vakfı’nın, Almanya Avusturya ve Fransa’da olduğu gibi, Hollanda’da yasaklanmasına karşı olduğunu belirtirken, ‘Böyle bir karar, imam eğitiminin başlatılamadığı Hollanda’da başıbozukluğa neden olur’ demişti.

Zürcher, ifadesinin büyük bir bölümünde Türkiye aleyhine iddialarda bulunmuştu.

Öğleden sonraki oturumda, Hollanda Diyanet Vakfı Sekreteri ve Amsterdam Eyüp Sultan Camii Başkanı Murat Türkmen dinlenmişti

Bir saat 15 dakika süren oturumda, sorulara sürekli olarak ‘Bilmiyorum’, ‘Benim zamanımdan önceydi’, ‘hatırlamıyorum’ şeklinde yanıtlar veren Türkmen, izleyenleri çileden çıkarmıştı.

Komisyon üyelerinin, ‘Hollanda Diyanet Vakfı Türkiye’ye bağımlı olmayan bir Hollanda vakfı mıdır?’ anlamındaki soruların yanıtını doyurucu bir şekilde veremeyen Murat Türkmen, ‘Evet, Türkiye’den bağımsız, tamamen bir Hollanda kuruluşudur’ derken, imamların maaşlarının Ankara’dan gelişi ile Vakıf Başkanı’nın, aynı zamanda Lahey Din İşleri Müşaviri oluşunun nedenine de doyurucu cevaplar verememişti.

İmamların cami yönetimlerine değil, Din Ataşelerine bağlı olduklarını ve ataşeliklere karşı sorumlu olduklarını belirten Türkmen, ‘Peki bu nasıl bir Hollanda vakfıdır?’ sorusuna cevap verirken de bocalamıştı.

Siyasi Duyuru

Komisyon üyelerinin, ‘Vakfın sadece dini hizmet yaptığını ve siyasete karışmadığını belirtiyorsunuz ama, 2006 yılında yapılan Hollanda genel seçimlerinde, Ermeni soykırımı iddiasını desteklemeyen Fatma Koşer Kaya’ya oy verilmesini tavsiye eden bir bildiri yayınlandı’ şeklindeki sorusuna da cevap vermekte zorlanan Türkmen, ‘Bunu Diyanet değil, bir Hollanda-Türk lobi grubu Amerika üzerinden yaptı’ gibi bir açıklamada bulunmuştu.

Ermeni Meselesi

Hollanda Diyanet Vakfı’nın, diğer Arap kuruluşları gibi, dış ülkelerden para yardımı almadıklarını bilen Hollandalı Komisyon Üyeleri, kısır konular ile Türkmen’i sıkıştırmaya çalışmışlardı.

Diyanet Vakfı’nın tek amacının dini hizmet olduğunu ve siyasete karışmadığını belirten Türkmen, 2014 yılında Almelo’da açılan bir Ermeni Anıtı’nı protesto etmek için yapılan büyük mitingde, Diyanet’in rolünün ne olduğu sorusuna da doğru dürüst cevap verememişti.

Türkmen, ‘O gün orada bir Osmanlı müziği (Mehter Marşı) çalındı. Kendinizi bir Ermeni yerine koyarsanız üzülmez miydiniz?’ sorusuna, ‘Ama ben Ermeni değilim’ yanıtını vermişti. Komisyon üyesinin bastırması üzerine, ‘Olmamalıydı, yapılmamalıydı’ diyen Türkmen, nedense Ermeni soykırımının “sözde” olduğuna ve karşılıklı ölümler olduğuna, soykırımın abartı olduğuna değinememişti.

Miting’e gidebilmek için yapılan afişleri gösteren bir komisyon üyesi, ‘Bu afişte neler yazılı’ dedikten sonra, afiştekileri zor da olsa tek tek tercüme ettirmişti. Kaldı ki Türkmen, ‘Bu benim görevim değil’ diyebilirdi. Afişin bir köşesinde, miting yeri olan Almelo’ya otobüs kaldırılacağı yazılıydı. ‘Web sayfamızda, otobüslerin hangi Diyanet camisinden kalkacağını görebilirsiniz’ yazıyordu. Türkmen, Diyanet’in böyle bir şey yapmayacağını söyledi ama, web sayfasını işaret eden kuruluşun adını verseydi daha inandırıcı olurdu.

Askerlik Konusu

Bedelli askerlik konusunu soran komisyon üyesine, ‘Bu bugünün konusu değil’ diyen Türkmen, ‘Evet evet, tam da günümüzün konusu, siz bu işe ne diyorsunuz?’ sorusu üzerine yine kaçamak cevaplar vermeye çalışmış ve sonunda da, ‘Mademki Türk devletine bağlılar, o zaman da görevlerini yapsınlar’ demeyi tercih etmişti.

FETÖ (Fetullahçı Terör Örgütü) Konusu

15 Temmuz 2016 darbe girişiminden sonra, Gülenciler’in camilere sokulmadığını ve hatta Gülenci olanların isimlerinin Diyanet Vakfı Başkanı Yusuf Acar tarafından bir liste halinde Ankara’ya bildirilmiş olduğunu belirten bir komisyon üyesine, ‘Camilere girişte hiç kimseye yasak getirilmedi. Gülencilerin isimlerini veren Yusuf Acar, bu işlemi Diyanet Vakfı Başkanı olarak değil, Lahey Büyükelçiliği Din İşleri Müşaviri olarak yaptı.’  dedi.

(Aslında bu ifade çok iyi anlaşılmadı. Zira Türkmen Müşavir sözcüğünü tercüme edemedi).

Sorular üzerine çok sıkışan Türkmen, Yusuf Acar’ın yaptığının doğru olmadığını hatta casusluk sayılacağını da ifade etmişti.

Hoorn’daki bir cami imamının, aşırı bir şekilde şeriat fetvası verdiğini, Harderwijk’te iki imamın, ‘Gülencileri ihbar edin’ dediklerini hatırlatan komisyon üyelerine, ‘Bunlar bireysel hatalardı. Hoorn’daki cami imamı derhal geri gönderildi. Zira fetvalar Diyanet tarafından yazılıyor’ yanıtını vermişti.

Sorular Önceden Verilmişti

İşin ilginç tarafı nedir biliyor musunuz? Parlamento Araştırma Komisyonu, dünyanın hiçbir yerinde göremeyeceğimiz bir sistem uygulamıştı. İfadesini alacağı kişilere soruları önceden bildirmişti. Aldığım habere göre, Murat Türkmen’e, özellikle Ermeni mitingi ve Gülenciler konusundaki sorular önceden verilmişti. Buna rağmen dersine iyi çalışamayan Türkmen, canlı yayınlanan oturum sırasındaki bocalamalarıyla Türkleri çileden çıkarmıştı.

Haber-Yorum-Fotoğraf İlhan Karaçay

www.ilhankaracay.com

12 Paylaşımlar