Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) “Avrupa Ülkelerinde Yükselen Irkçılık ve İslamofobi İnceleme ve Araştırma Alt Komisyonu” toplantısında konuşan T. C. Dışişleri Bakan Yardımcısı Kıran, Batı Avrupa ülkelerinde Müslümanların bireysel ve sosyal hayatlarının özel yasal düzenlemelerin konusu yapıldığını, Müslümanlar için ayrımcı kısıtlayıcı alan oluşturulduğunu bildirdi.

TBMM’deki alt komisyonda Avrupa’daki İslam düşmanlığı ve ırkçılık görüşüldü.

Türkiye Dışişleri Bakan Yardımcısı Yavuz Selim Kıran, Avrupa ülkelerinde giderek artan ırkçı, yabancı ve İslam düşmanı saldırıların sadece bireysel eylemler olarak görülemeyeceğini söyledi. Son zamanlarda çeşitli ülkelerde İslam düşmanlığının hukuki bir zemine oturtulma çabaları olduğuna dikkat çeken Yavuz Selim Kıran saldırılara ve ayrımcı yaklaşımlara zemin hazırlayan sistemli ve hukuki arka planın asla göz ardı edilemeyeceğini vurguladı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde kurulan “Avrupa Ülkelerinde Yükselen Irkçılık ve İslamofobi İnceleme ve Araştırma Alt Komisyonu” toplantısında konuşan Dışişleri Bakan Yardımcısı Kıran “Avrupa ülkelerinde İslam düşmanlığı görmezden gelinemeyecek bir boyuta ulaştı. Dönemsel bir meseleden ziyade yapısal ve sistemli şekilde büyüyen bir tehditle karşı karşıyayız.” dedi.

Fransa, Almanya, Avusturya, Danimarka gibi ülkelerde İslam ve yabancı düşmanı eylem ve saldırılara dair örnekler paylaşan Kıran, Avrupa’daki Türklerin ve Müslüman toplumun karşılaştığı saldırıların onların günlük hayatına, siyasi, ekonomik ve sosyal faaliyetlerine olumsuz yansımalarına dikkati çekti.

T.C. Dışişleri Bakan Yardımcısı Yavuz Selim Kıran: “Avrupa’daki İslam düşmanlığı ve ırkçılık görmezden gelinemeyecek bir boyuta ulaştı. Dönemsel bir meseleden ziyade yapısal ve sistemli şekilde büyüyen bir tehditle karşı karşıyayız.”

Kıran, Müslümanlara yönelik nefret söylemlerinin kurumsal, hatta hukuki bir kimliğe kavuşturulduğunu, Batı Avrupa ülkelerinde Müslümanların bireysel ve sosyal hayatlarının özel yasal düzenlemelerin konusu yapıldığını, Müslümanlar için ayrımcı kısıtlayıcı alan oluşturulduğunu aktardı.

Birçok Avrupa ülkesindeki Müslümanların çoğunluğunu oluşturan Türk vatandaşlarının sistemli ayrımcılıktan doğrudan etkilendiğini ve doğrudan hedefi haline geldiğini dile getiren Kıran, “Milyonlarca insanımızın İslam düşmanı ve ırkçı politikalar ile saldırılardan zarar görmesine asla göz yumamayız. Bugün İslam düşmanlığı görmezden gelinemeyecek bir boyuta ulaştı. Dönemsel bir meseleden ziyade yapısal ve sistemli şekilde büyüyen bir tehditle karşı karşıyayız.” diye konuştu.

Siyasi atmosferin de İslam düşmanlığı ve ırkçılığı normalleştirmeye çalıştığını, ana akım basından sosyal medyaya, okul sıralarından televizyon ekranlarına kadar Müslümanları hedef alan nefret söyleminin olağan kabul edildiğini, tepki görmediğini, hatta tepki gösterilmesinin de yadırgandığını anlatan Kıran, Müslümanların temel hak ve hürriyetlerinin siyasi polemik konusu yapıldığını belirtti.

Kıran, bugün Batı Avrupa’nın, İslam karşıtlığının siyaseti rehin aldığı bir coğrafyaya dönüştüğünü dile getirerek, “Son dönemde pek çok Avrupa ülkesi yapay bir Avrupa İslamı oluşturma çabasında. Bu Avrupa İslamı ülkelere göre de yerelleştirilmeye çalışılıyor. Fransa’da Fransa İslamı, Belçika’da Belçika İslamı, Almanya’da Almanya İslamı gibi her ülke kendine has bir İslam yorumuyla bunu hukuki ve kurumsal bir zemine oturtmaya çalışıyor. Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle Avrupa ülkeleri İslamı kendi meşrepleriyle şekillendirme yarışına girmiş durumda.” değerlendirmesinde bulundu. (c/aa)