İslam ve Müslümanlarla alakalı konular medya için çekiciliğini koruyor. Herhangi bir konu eğer Müslümanlarla veya İslam'la alakalıysa ve de bu alaka olumsuz bir içeriğe sahipse, medyanın tamamında “ana haber” olarak duyurulur.
Bu duruma bir de, Müslümanları medyayı kullanma konusunda acemiliğini ve aynı zamanda çok fazla derecede kalifiye insanların iş başında olmadığını hesaba katarsak, meselenin daha da vahim bir hale geldiğini görürüz. Ben, burada yaşananlara ve medyanın 'pireyi deve gösterme' gayretlerine bir örnek vereceğim ve eminim ki okurlarımız da, hem kendi tecrübelerinden hem de medyada başka örneklerle benim savımı destekleyeceklerdir. Geçtiğimiz günlerde Rotterdam Belediye Başkanı ve encümen aza heyeti (B&W), 2010 yılı için okulların finanse edilebilmesi, binalarını ve eğitimin devam edebilmesi için tavsiye niteliğinde bir karar aldı. Alınan bu karar, Rotterdam'daki din kökenli iki okulu ilgilendiriyor. Birisi Evangelik, diğeri ise İslam okulu. Her ikisinin müracaatları da, olumsuz olarak cevaplanıyor. Ertesi gün gazetelerin manşetini “Rotterdam Noord'daki İslam okulu NOEN kapanıyor” diye bir haber süslüyor. Aslında medya mensuplarının, Müslümanların bu ülkede olmalarından dolayı onlara onur plaketleri vermeleri gerekir; aksi takdirde sayfalarını dolduracak haber bulamayacaklar, krizlerle boğuşacaklardı. Bu olay sadece medya için değil aynı zamanda PVV için de geçerli. Tüm söylemlerini ayrımcılığa, ötekileştirmeye, dışlamaya yönelik olarak kurgulayan bu tür insanlar, kendi varlıklarını başkalarının yoklukları üzerine inşa etmeye çalışan zavallılardır. İnsanın kendine güven duyması, beraber yaşamanın kuralı olsa gerek.
Yukarıdaki örneği verdikten sonra, tekrar İslam okulu NOEN konusuna geri dönelim ve olayları sizlerle birlikte analiz edelim. İslam okulu NOEN, 2005 yılında Kralingen bölgesinde hizmete başladı. Belediyenin verdiği bina sadece bir yıllıktı, dolayısıyla kullanım için tahsis edilen binadan bir yıl sonra Crooswijk semtine taşındılar. Ancak taşınılan yer, yeniden yapılanma bölgesi içerisinde olduğundan dolayı, oradaki eski konutların büyük bir bölümü yıkılarak yerine yeni binalar veya yeşil alanlar yapıldı veya yapılmaya devam ediyor. Böyle bir gelişme mahallenin tüm demografik yapısını etkiliyor ve ne yazık ki İslam okulu NOEN da bu olumsuz gelişmeden nasibini alıyor.
Yasa gereği, yeterli öğrenci sayısına ulaşamadığı için Belediye başkanı ve encümen azaları böyle bir tavsiye kararı ile, İslam okulu NOEN'u, 2010 yılı ve ötesi için okul planlamasına almıyorlar. Bu alınan tavsiye kararının yasal olarak eksiği yok ancak, medyaya “İslam okulu kapatılıyor!” şeklindeki yansıması oldukça manidar. Oysaki aynı şartlarda olan bir Hıristiyan okulu da aynı sonuca maruz kalıyor. Peki bu durumda ne yapmak, nasıl bir yol izlemek gerekir? Müslümanların üzerine düşen görev ve sorumluluklar nelerdir? Belediye başkanı ve encümen azaları yasların gereği ne ise onu yaparlar ve yapmaları da gerekir. Okulun 2010 Ağustosundan sonra devam edememesinin gerekçesi olarak 'okulda yeterli sayıda öğrencinin olmaması' gösterilmiştir. Oysaki mahallede yapılan araştırmada, halkın yüzde 10.7'si bu mahallede bir İslam okulunun olmasını istiyor. Ancak şu da bir gerçek ki, arzu ve temenni etmek aynı zamanda o işin arkasında durmakla ve o arzu edilen durumu gerçekleştirmekle mümkün olabilir. Bir insan “ağzım tatlansın” demekle ağzı tatlanmaz, ta ki tatlı bir nesneyi ağzına alıncaya kadar. O halde Crooswijk mahallesinde ikamet edip de İslam okulunun olmasını isteyen Müslümanların, biraz zahmetlere katlanarak bu mahallede bir İslam okulunun sürekli olarak eğitim vermesini sağlamaları gerekir. Bahsettiğim olay zor değil, ancak bu olay inanmak ve o inandığın duygular doğrultusunda eylem (amel) yapmakla mümkündür. Hiç kimse kusura bakmasın ama, emeksiz yemek yoktur. Müslümanlar sadece biraz gayret gösterseler Rotterdam'da bulunan 7 İslam okulunu bir anda 70'e çıkarırlar. Bu okullara da sadece Müslümanların öğrencilerin kayıtlı olması da şart değil, kaldı ki Rotterdam'daki çoğu Hıristiyan okullarının talebelerinin yarıdan fazlası Müslüman çocuklardan oluşmaktadır. Sizlerle bazı rakamları paylaşmak isterim. Rotterdam'ın nüfusu yaklaşık olarak 600 bin civarında, Sadece Rotterdam'daki Müslüman nüfus sayısı yaklaşık olarak 100 bini bulmakta. Bu sayıları baz olarak aldığımızda, Rotterdam'daki yaklaşık olarak 230 adet olan ilkokulun en az 38 tanesi Müslümanlar tarafından yönetiliyor olması gerekirdi. Oysaki Rotterdam'daki ilkokulların sadece 7 tanesi Müslümanların denetimindeki İslam okullarıdır. Kısaca burada tekrar neyi görüyoruz; ağzım tatlansın demekle ağız tatlanmıyormuş. Rotterdam'da 100 bin Müslüman yaşıyor diye 38 İslam okulunun olmadığı gibi. İslam ve Müslüman karşıtları bir şekilde, “çağdışı, radikalist, anti-demokrat” gibi yaftalarla Müslümanları bu ülkede yaşayamaz hale getiriyorlar; hayatı çekilmez ediyorlar. Bir de bütün bunlara, şu Müslümanların “vurdum duymaz, nemelazımcı, bana ne, malayani” tavırlarını eklediğinizde, ne durumda olduğumuz daha iyi anlaşılıyor sanırım. Hollanda'daki Müslümanlar medyaya malzeme olmaya devam ediyor. Ne diyelim, çok yaşasınlar!...
Yaşamdan haberi olmayanlar…! |