Uyum Yasası Türklere Uygulanmayacak İyi tatiller.... RIVM'den hava sıcaklıkları için uyarı geldi Van der Laan, Amsterdam'ın yeni belediye başkanı oldu Cohen'in kafasındaki hükümet hazır CDA, PVV'in koalisyon çağrısına sıcak bakmıyor Sandığa gitmemenin bedelini, Wilders'le ödeyeceğiz Hollanda bugün sandığa gidiyor PvdA, yüksek tahsilli gençler arasında popüler Sivil Toplum Örgütlerinden Çağrı
“Bir sınır yoksa, hiç sınır yoktur”

Yasak sözcüğü, bilinç altında da olsa, sınırsız özgürlüğü arzulayan insanlara diğer insanlardan daha fazla itici geliyor. “Özgürlük” kavramı, gelişmiş Batı'da her zaman bir erdem olarak görülmüştür. Batılı, öteki olarak gördüğü ve geri olduğunu düşündüğü toplumları ölçüp-biçerken her zaman terazinin bir kefesine bu kavramı ve bu kavramdan anladığı şeyleri koymuştur.

Yasakçılığı veya özgürlüğü savunmanın mantığını anlamak için, “neyi, niçin?” gibi soruların cevaplarına bakılması doğru bir değerlendirme için kaçınılmazdır. Yasak olan, neden yasaklanmıştır? Özgür bırakılan, neden özgür bırakılmıştır? Kişilerin ve toplumun faydası neyi gerektirmektedir? Bu gibi soruların cevapları kültürden kültüre, coğrafyadan coğrafyaya ve inançlardan inançlara değişim göstermektedir.

Bozulan inançlardan, farklı kültürel anlayışlardan kaynaklanarak yirminci yüzyıla taşınan bir çok anlamsız yasak, özellikle Batı Avrupa'da teknolojinin ve iletişim araçlarının gelişmesi ile birlikte ortadan kalkmaya başlamıştır. Muhafazakarlığı baskıcı ve yasakçı görerek kendilerini reformcu, liberal görüşlü olarak tanımlayanlar; insan fıtratı, yaratılış diye bir tanımın farkında olmadıklarından dolayı tabuları yıkıp, sınırları kaldırırken, yasaklar ve özgürlüklerin sınırını sağlıklı bir şekilde tayin edememişlerdir. ‘İnsanlar özgürleştikçe daha rahat yaşarlar’ felsefesini benimseyenler, bir hocamızın güzel ifadesiyle; “Bir sınır yoksa hiç sınır yoktur” anlayışını kavrayamamışlardır. Olgunlaştığı anda tadı leziz olan bir meyvenin zamanında değerlendirilmeyip biraz daha dalında bırakıldıktan sonra çürümeye başlaması gibi, özgürlüklere anlamlı bir sınır çekilmemesinden dolayı günümüzde toplumsal ve kurumsal yozlaşmaların önüne geçilemez olmuştur.

Aslında bu yazıyı kaleme almamın sebebi, geçenlerde okuduğum haberlerdir. Okuduğumuz haberler, toplumun geleceği için hiç te iyi sinyaller vermemektedirler. “Alkol içme yaşı 12'ye inmiş. Psikolojik destek almak için bekleyen genç sayısı 29 bine yükselmiş (Bu rakam sadece bilinen). Ortaokullarda ve liselerde uyuşturucu testi yapılması önerilmiş. Alkol tüketiminin artması şiddet olaylarını arttırmış.” Bunun gibi insanı huzursuz eden gelişmeler,  yukarıda da bahsettimiz gibi “Bir sınır yoksa hiç sınır yoktur” anlayışının yeterince kavranılmamış olmasındandır.

Başta Batılı ülkeler olmak üzere bir çok ülkede sigara kullanımı kapalı mekanlarda yasaklanmıştır. Sigara, içenden ziyade çevreye verdiği zarardan dolayı yasak kapsamına alınmıştır. Sigaranın bu özelliği yasak kapsamını genişletmektedir. 'Sigaraya Hayır' kampanyalarına önemli miktarda kaynak harcanmaktadır. Alkollü içecekler bu şekilde bir yasağa maruz kalmamaktadırlar. Aslında alkolün sigaraya göre çok daha fazla zararı olduğu bilinmektedir. İnsanlar sigarayı çok içti diye bir trafik kazasına sebep olmamaktadırlar. Sigarayı çok içenler, “Kendimde değildim bundan dolayı suç işledim” diye suçlarını hafifletemezler. Oysa ki alkol kullananlar bu saydıklarımıza sebep olabilirler. Ayrıca, boşanma sebepleri arasında 'alkolik koca' faktörü çok fazla bulunmaktadır. Ama alkol kullanıcıları, başkalarının hayatına rahatsızlık verseler de onların vücut sağlıklarına zarar vermedikleri için yasak kapsamına çok fazla girmezler. Fakat alkol içen insanlar, sigara içenler gibi kendi vücutlarına pek çok zararlar vermektedirler.

Bu küçük analiz sonucunda; insanların kendilerini zehirleme ve yavaş yavaş öldürme gibi özgürlükleri olduğunu, ama topluma bu zararları yansıtmalarının yasak olduğunu anlıyoruz. Fakat burada unutulmaması gereken nokta, toplumu tek tek bireylerin oluşturduğu ve hemen hemen her bireyin çocuklarına örnek birer anne-baba olmalarıdır. Bir çuval sağlam elmayı bir çürük elmanın bozmaya başlaması gibi, toplumsal bozulmanın temelinde de bireyin bozulması yatmaktadır. Baştan, toplumsal sıkıntılara yol açacağı açıkça bilenenlere karşı tutarlı tedbirler alımayıp, birey özgürlüğü adına çıkarılan yasalar sonucunda sınırların zorlanması ile birlikte ortaya çıkan sorunları, çok fazla emek ve para harcayarak oluşturulan kurumlar vasıtasıyla çözmeye kalkmak, gelişmiş olduğunu iddia eden akıllar için ne kadar tutarlı bir uygulamadır sizlerin takdirlerinize bırakıyorum.

İzine gidecek olan kardeşlerimize hayırlı, kazasız-belasız yolculuklar diliyorum.

01.07.2009 / dogus.nl
Bu makale 648 defa okunmuştur.  
  Bu makaleye yapılan yorumlar (0 yorum)


Bu makaleye henüz yorum eklenmemiş.
Yukarıdaki YORUM YAZ linkine tıklayarak ilk yorumu siz ekleyebilirsiniz.
İzininiz nasıl geçti, geçiyor?
Çok güzel
% 44 (284 oy)
 
Hoş değil
% 21 (137 oy)
 
İdare ediyor
% 35 (220 oy)
 
5 Eylül 2010, Pazar


Müslümana İzzetli Tavır Yakışır!

Fethullah Gülen'in “Yardım malzemesi taşıyan gemiler için İsrail’den izin alınması gerekirdi; otoriteye meydan okumak yanlıştır” sözleri üzerine Özgür-Der Yönetim Kurulu Üyesi Hamza Türkmen bir basın açıklaması yaptı.MÜSLÜMANA İZZETLİ TAVIR YAKIŞIR!Fethullah Gülen'in, Gazze Yardım Filosu için sarfettiği ve yalanlanmayan, üstelik Zaman Gazetesi'nde Abdülhamit Bilici'nin yazısı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın beyanıyla da desteklenen "Yardım malzemesi taşıyan gemiler için İsrail'den izin alınması gerekirdi; otoriteye meydan okumak yanlıştır" sözleri bir faciadır.Bu sözlerin nasıl bir siyasi konjonktürde sarfedildiğine baktığımızda ise tablo daha da karanlık bir mahiyet arzetmektedir. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, ABD'nin veto yetkisinin de aşılarak BM Güvenlik Ko...

Devamı için tıklayınız

İyi tatiller....
Uyum Yasası Türklere Uygulanmayacak
Sandığa gitmemenin bedelini, Wilders'le ödeyeceğiz
Cohen'in kafasındaki hükümet hazır
RIVM'den hava sıcaklıkları için uyarı geldi
Van der Laan, Amsterdam'ın yeni belediye başkanı oldu
 
 
 
Jaap Nawijn: "De geschiedenis herhaalt zich helaas constant"
Özellikle bölgesel gazetelerimizde yerel yöneticilere yer veriyor, görüş ve önerilerini toplumla paylaşmaya gayret ediyoruz. Bu kez Doğuş Noord-Holland gazetemize Heemskerk belediye başkanı Jaap Nawijn'ı, misafir ettik. Kendisi bir bürokrat çocuğu olması hasebiyle bürokrasi geleneğini çok iyi tanıyor. Bizi kendi makamında sıcak bir ortamda kabul eden belediye başkanı ile çeşitli konuları görüştük. Türklerin bu bölgede en büyük azınlık gurubu oluşturmalarından dolayı Heemskerk  belediyesini seçtik. Heemskerk aslında bir tarım köyü ancak endüstri tabii ki bu şehirde de kendisine yer bulmuş durumda. Özellikle Hollanda'nın en büyük metal fabrikasının Heemskerk'te olması ve buradaki çalışanların büyük bir bölümünün Türklerden oluşması, bu şehrini çalışanların büyük bir bölümünün Türklerden oluşması, bu ......
 

 

Sitemizde yayınlanan yazı ve reklamların hukuki sorumluluğu sahiplerine aittir. Yayınlanan materyaller kaynak gösterilerek herhangi bir hak talebinde bulunulamaz. Sitemizde yayınlanan yazılar ve görsel malzemeler kaynak gösterilerek alıntı yapılabilinir. Ingezonden artikelen vallen niet onder de redactionele verantwoordelijkheid. De redactie is derhalve niet aansprakelijk voor de inhoud van de columns en het advertenties. Aan de informatie op deze site kunnen geen rechten worden ontleend. Het materieel op deze site
mogen wel gepubliceerd worden als de bron duidelijk wordt vermeld.


Bu site en iyi 1280 – 1024 ekran çözünürlüğünde görüntülenebilir.