RAMAZAN AYINI KARŞILARKEN

Malum olduğu üzere, Hollanda’da yeni yıla yeni hedeflerle başlamak âdettir. Bundan dolayı kimileri yeni yılda sigarayı bırakmaya karar verirken, kimileri de iş hayatında daha başarılı olmak ya da çocuk sahibi olmak gibi planlar yapar. Bu bakış açısına göre yeni yıl, hayatımızda olumlu değişiklikler yapmak için bir fırsattır.

Benzer şekilde Ramazan ayı da hayatımıza yeniden başlamak ya da en azından hayatımızda köklü değişiklikler yapmak için bir milat olarak görülebilir. Fakat burada yeni yıl ile Ramazan ayı arasındaki temel bir farka işaret etmeliyiz. Şöyle ki, birçok insan yeni yılda bir takım maddî hedeflere ulaşmayı arzularken, Ramazan ayında ulaşabileceğimiz hedefler baştan sona kadar manevîdir.

Bu gerçeği Ramazan ayının merkezinde yer alan oruç ibadetinden anlayabiliriz.

Ekrem Demirli’nin isabetle belirttiği üzere, bedenimiz ve onun ihtiyaçları bize sadece bedenden ibaret olduğumuz yanılgısına düşürür. Bu inanç bizi beden merkezli yaşamaya sevk eder. Böylece farkında olmadan bedenimizin isteklerini yerine getirmeye gayret ederiz ve mutluluğu o yolda ararız. Bu yolun bizi ulaştıracağı yer ise maddî zevklere düşkünlüktür! Buna mukabil oruç, bedenimizin en temel ihtiyacı olan yeme-içmeden mahrum bırakmak suretiyle bedenimizi zayıflatır ve ruhumuzun olduğunu bize hatırlatır. Dolayısıyla oruç, maddi zevklerden kendi irademizle vazgeçmeyi ve ruhumuzun ihtiyaçlarını dikkate almayı sağlar.  

Nitekim Ramazan ayının âdeta bütün ibadetleri kapsıyor olması, keza bu ayda dayanışmanın ve paylaşmanın doruk noktasına ulaştığı dikkat çekicidir. Zira en çok bu ayda Kur’an okunur, cemaatle namaz kılınır, insanların birbirlerini davet eder, fakirlere yardım edilir ve çocuklar sevindirilir. Böylece Ramazan ayı Sezai Karakoç’un ifadesiyle, “bir evin her sene büyük bir temizliğe ihtiyaç duyduğu gibi insan ruhunun genel temizlik ve revizyon ihtiyacını karşılar.”

Öte yandan bu sene Koronavirüsü nedeniyle Ramazan ayını farklı bir şekilde geçirmek zorundayız. Ne var ki bu durum, Ramazanın bereketinden istifade etmeye engel değildir. Hatta bu Ramazan ayını ailemizle birlikte yeni alışkanlıklar edinme adına büyük bir fırsat olarak görebiliriz.

Mesela günlük mukabeleyi evimizde ailemizle birlikte yapabiliriz, teravih namazlarını ailemizle birlikte kılabiliriz ve iftar vakitlerinde sevdiklerimizle telefon üzerinden görüntülü görüşebiliriz. Bununla beraber erkekler iftar sofrasını hazırlarken yorulan eşlerine yardım ederek onların yükünü hafifletebilir. Ancak bu kapsamda aslolan, bu alışkanlıkları Ramazan ayından sonra da devam ettirmektir.

Yazımı, Sezai Karakoç’un Ramazan ayı boyunca insanda meydana gelen manevi gelişime dair sözleriyle tamamlamak istiyorum:  

“O (oruçlu), Ramazanın birinci günü orucu içine ekmiştir. Üçüncü gün oruç yeryüzüne çıkar, onuncu gün kök ve göğdelidir. On beşinci gün dallar sürer, yirminci gün yapraklar açar; yirmi beşinci gün çiçek, çiçek, çiçek… Son gün; dalları bastı biraz kiraz. Ulu ve yüce bir ağaçtır artık inanç insanda. Kök en derinde, yemiş; nur olarak yüzdedir.” Ramazan ayınız mübarek olsun..

About Dogus