KORONAVİRÜSÜ MÜ, KIYAMET İMTİHANI MI?

“İmtihanımız ağırlaşmadı. Biz Allah’ı unuttukça imtihanın ağırlığını hissetmeye başladık” demiş Nuri Pakdil.

Son yaşadıklarımıza bakacak olursak, haksız da sayılmaz. Hayatımızda abarttığımız her özel günün (doğum günü, bekârlığa veda, cinsiyet öğrenme, hamile partileri, kız isteme, söz, nişan, düğün, evlilik yıldönümleri vs.) muhasebesini yapmak için epey bir zamanımız var.

Hazırsak başlayalım o zaman. Haydi Bismillah, rast gele…

……

Günlerdir Koronavirüsü ile yatıp, Koronavirüsü ile kalkıyoruz. Hakkında epeyce komplo teoriler dinledik, okuduk. Üzerinde kendimiz fikirler ürettik, etrafımızdakilerle paylaştık, yani epeyce toplum olarak bilgilendik. Bu doğrultuda sizlere Koronavirüsünün götürdüklerini değil de, beraberinde getirdiği güzelliklerden bahsetmek istiyorum.

Yüzünüzü buruşturarak baktığınızı hissediyorum şuan. Ama çok ciddiyim açıkçası.

“Koronavirüsün getirdiği güzellikler neler olabilir ki?” diye soranlara şu başlıkları sıralayabilirim:

Hep bir vakit bulamamaktan, koşuşturmayla geçen günlerimizden kendimize, ailemize vakit ayıramamaktan yakınıyorduk ya, şimdi bol bol vaktimiz var.

Tefekküre, kendimizi tanımaya, sorgulamaya, kendi iç dünyamıza inmeye vaktimiz var.

Beraber kahvaltı, yemek hazırlayıp uzun uzun masa başında sohbet, muhabbet etmeye vaktimiz var.

Etrafımızda ki komşularımıza, ihtiyaç sahibi olanlara, yaşlılara yardım etmek için fırsatımız var.

Okumak için aldığımız, fakat fırsat bulamadığımız kitaplığımızda hüzünle bize bakan kitaplarımızı okumaya bolca zamanımız var.

Düzenlenmesi gereken çekmece, dolap, balkon, teras, bahçe vs. hepsini düzenlememiz için bolca vaktimiz var artık.

Hiçbir şeyi ertelememiz için bahanemiz yok.

……

Peki ya kolonyanın muhteşem dönüşüne ne demeli? Anadolu’da eve gelen misafirlere öncelikle kolonya tutma âdeti, nazikçe misafiri dezenfekte etmek yöntemimizmiş.

Unutulmaya yüz tutmuş geleneklerimizden biri. Şuan bu davranışın ne kadar ince, ne kadar narin, ne kadar önemli olduğunu toplum olarak birlikte farkındalığını yaşadık.

Sanırım bu geleneğimiz bir asır daha unutulmaz….

……

Koronavirüsünün getirdiği diğer bir güzellikte, basının önemini anlamış olmamız. Maalesef Avrupa’da yaşayan Türk toplumu olarak, dolayısıyla Türk dernekleri/ kuruluşları/ vakıfları olarak basın gereksiz, önemsiz olarak görülüp desteklemek noktasında hep geri planda kalınmış. Lakin yabancı görsel ve yazılı basının Koronavirüsü ile alakalı yaptıkları her haber başörtülü/cami fotoğrafları paylaşılarak servis etmeleri, bu konuda bizlerin elinde olan görsel ve yazılı basının, çalışmalarımızın desteklenmesinin ne kadar önemli olduğu anlaşıldı. Umarım bu konuda güzel, ses getirir çalışmalar olur ve vakıflar, dernekler destekler.

……

Peki ya sizce Koronavirüsü bizim için bir nevi kıyamet gününe prova değil mi?

Allah (cc) bu noktada da ne kadar Rahmet sahibi olduğunu gösteriyor. Hani okuyup da “nasıl olur, bir anne evladından nasıl kaçar, bir evlat ebeveynlerinden nasıl kaçar” diye sorguluyor, anlam veremiyor, hayal dahi edemiyorduk ya, buyurun işte örneğini, provasını yaşadık, yaşıyoruz…

Ve gün gelecek, “bu da geçti hamdolsun” diyeceğiz…                                         

About Dogus