Hem göçmen hem de kadın olmak…

Sevgili dostlar merhaba, 

Çok eski, kadim dostumuzu ziyaret ettim geçenlerde. Helal ve yasal dairede güzel bir hayatları olan, haram ve yasaklardan uzak duran örnek bir aile…

Nevci yenge ayağı yere basan, kişilik bilinci olan haksızlıklara karşı durabilen bir karaktere ve bilgeliğe sahip.

Sohbet anında, Hollanda’nın gidişatı ile alakalı konuşurken, yaşadığı bir kaç olayı anlattı.

“8 Mart Dünya Kadınlar Günü”(!) münasebetiyle, bu yaşananların örnek alınması, ders çıkarılması için paylaşmak istiyorum.

Göçmen olmak, bir de kadın olmak, çok zor…

Hollanda’da 50 yılı aşan varlığımıza rağmen bize her fırsatta “yabancı”, “göçmen” oluşumuzu hatırlatan bir anlayışı ile karşı karşıyayız.

Her yeni yıla, ellerimizdeki haklardan bir ya da bir kaçı budanarak başlıyoruz.

Sınırları, sabırları zorlayan ekonomik çöküntü ve sıkıntı ile mücadele etmenin yanında, bir de gelecek kaygısı hayatı çok zorlaştırıyor.

Camilerin finansman girdisini öğrenmek bahanesiyle başlatılan soruşturma, bana göre İslam’ın, Hollanda’daki engellenemeyen yükselişini önlemek amacına matuf bir projedir.

Kilise ve Sinagogların bu anlamda dışarıdan mali destek aldığı bilinmesine rağmen onları soruşturma dışında bırakan çifte standartlı bir hükûmet yönetimi ile karşı karşıyayız.

Ülkede bulunan 500 civarındaki camiden sadece birkaçının bu manada bir destek aldığı varsayılırken, bütün camileri ve Müslüman idarecileri töhmet altında bırakmak ne akıl, ne de vicdan işidir.

İşte hep bu söylem ve eylemler nedeniyle bedel ödemeye mahkûmuz. 

İşte hem göçmen hem de kadın olmanın zorluğu burada başlıyor…

Nevci yenge, sıcak bir havada tramvaya biner. Güvenlik görevlisi, Nevci yengenin başındaki örtüyle alay etmek niyetiyle -hadsizce- “Hava sıcak ama üşüyor musunuz?” diye sorar. Nevci yenge o an sadece sert bir bakışla cevap verir ve boş bir koltuğa oturur.

Bir kaç dakika sonra o kendini bilmez, densiz adam Nevci yengeden biniş kartını ister.

Nevci yenge bu sefer gerektiği gibi tavır koyar ve “Sizin gibi birine kart filan göstermem. İsterseniz polis çağırın, bekliyorum” der.

Adam neye uğradığını şaşırır. Başörtülü bir kadından öyle bir tepki beklemediği için, fazla ses etmeden Nevci yengenin yanından uzaklaşır.

Yine Nevci yenge alışveriş için Hollanda’nın ünlü marketlerinden birine uğrar. Alışveriş yaptıktan sonra hesabı ödemek için kasa sırasına girer. Üç kasada müşteri sırası vardır.

Sıralardan birine girer. Market güvenlik görevlisi doğrudan Nevci yengenin yanına gelir ve daha sırada iken “çantasını kontrol etmek istediğini” söyler. Nevci yenge yine o cesur ve kişilikli tavrıyla, had bilmez görevliye şu sözlerle haddini bildirir: “Siz benim çantamı arayamazsınız. Ne zamanki şu sırada bulunan insanları tek tek ararsınız, ancak o zaman çantamı aramanıza müsaade ederim. Gidin önce hepsinin çantasını arayın, sonra gelin”

Güvenlik görevlisi neye uğradığını şaşırarak, onca insanın rahatsız edici bakışları altında Nevci yengenin yanından uzaklaşır.  

Aslında o anda başka bir şey daha yapılmalıydı; o da o karakterde birisini ilgili yerlere ve çalıştığı şirkete şikâyet edilmeliydi. Irkçılıkla mücadele büroları her gün bu manada sayısız şikâyet almalarına rağmen, bir çok insan bu tür olaylarla karşılaşmasına rağmen bunu gizlemeyi tercih ediyor. Şikâyet ettiğinden sonuç alamayacağına olan inancından olsa gerek. Ama her şeye rağmen, bu tür rahatsız edici olaylarla karşılaşınca ilgili kurumlara bir dilekçe olarak sunulmasında yarar vardır.     —◄◄

About Dogus