Hayatın İçinden…

2 Şubat’ta mis gibi koku yayıldı Schiedam ve çevresine. İçim ferahladı, yüreğim coştu. Yıllar sonra bu güzel tabloyu görmek heyecanlandırdı. Hollanda’nın farklı şehirlerinden, farklı görüşlere sahip, mezhep gözetmeksizin sabahın en bereketli anında, uykularını bölüp camide omuz omuza saf oldular. Hoca “Allah-u Ekber” dediğinde, hepsi asker edası ile tekbir aldı. Helal olsun gençler sizlere. Büyüklerinize ve sizden sonra gelecek nesillere çok güzel örnek oldunuz. Rabbim sizlere göz aydınlığı eşler, zürriyetler bağışlasın ve takva sahiplerine önder kılsın.

……………

Şayet ibret alırsak hayat bizlere yaşamımız boyunca çok şeyler öğretiyor. Mesela olaylara bakışım, yaşam felsefem; hayat içerisinde her şey olabiliriz, fakat önemli olan hayatın içinde “insan olabilmek, insan kalabilme, her olaya insancıl yaklaşabilmek ve olaylardan ders çıkartmak.” Tin Suresi 4. ayetine baktığımızda, kendimize çeki düzen vererek, her şeye en güzel tarafından bakabilme kabiliyetimiz olduğunun farkına varabiliriz. Çünkü biz insanlar en güzel biçimde yaratıldık. 

……….

Aylardır Doğu Türkistanlı kardeşlerimiz dünyaya seslerini duyurmaya çalıştılar, çalışıyorlar da. Dünya kulaklarını tıkadığı için duymamıştı. Ama mazlumların sahibi Çin’e öyle bir bela verdi ki, sağır sultan bile tedirgin oldu. 

Doğu Türkistan’daki Müslümanlara zulüm yapan ülke?

Çin

Nedeni?

Müslüman olmaları.

Mekke/Medine’de satılan malların % 90 made in China.

Sonra dönüp bakıyorum bize; seccade, namaz takkesi, tesbih vs dahi üretemeyen bizler neyin boykotu ile uğraşıyoruz… Sonra yine dönüp kendime bakıyorum; “Havvacım değerli olan doğru bir amaç uğruna harcanan çabadır” diyor ve o basit, adi Çin mallarını almıyorum, aldırmamak için mücadele ediyorum…!

………..

Siz bu satırları okurken eminim “14 Şubat Sevgililer Günü” geçmiş olacak. Amacım sevgililer günü ile ilgili yazmak da değil zaten. Bu konu ile ilgili düşüncelerimi yıllar önce yazmıştım. Merak eden olursa, interneti açıp, şu cümleye tıklamanız yeterli olur: “Kendime acilen sevgili bulmalıyım.” 

Konuma dönecek olursak, iş arkadaşım yaklaşık bir aydır 14 Şubat Sevgililer Günü için sevgilisi aynı zamanda ev arkadaşına sürpriz hazırlamak için harıl harıl çalışıyor. Geçen öğlen arasında çalışmasının sonucunu gösterdi. Sürprizi o kadar çok hoşuma gitti ki, sizinle paylaşmak istedim. Hediye kuponundan oluşan kitapçık hazırlamış. Her bir hediye kuponu farklı etkinlik içeriyor. Hediye kuponlarının hepsi de madden değil, manen karşılanabilecek şeyler. Her kuponun geçerlilik süresi farklı, kimisi bir hafta, kimisi bir kaç ay içerisinde geçerli açık kupon. Bir kaç tane örnek verecek olursak; kendisinin hazırlayacağı özel bir akşam yemeği.  Kendisini hüzünlü hissettiğinde kafasını koyabileceği omuz. Herhangi bir konu üzerinde tartıştıklarında “tartışmada ben haklıyım” kuponu. Örnekleri kendiniz vereceğiniz güne ve kişilere göre değiştirebilirsiniz. Kapitalizm sisteminden uzak, pahalı, gösterişli hediyeler yerine kendimize dönerek içsel manevi hediyeler verebiliriz. 

……….

Farklı siyasi görüşe sahip olan arkadaşlarımla beraber olduğumuzda çok öyle siyasi konulara girip, ortamın gerilmesine müsaade etmediğimi bilen bilir. Fakat konu gelip takıldığında da, ki genelde takılmasa bile bir uğrak verir. O zaman da mutlaka kim ne derse desin, usulünce fikrimi beyan ederim.  

Tam da öyle bir muhabbetin içindeyken, arkadaşım “Havvacım artık bizim seninle pek ortak yönümüz kalmadı, yok gibi sanki” dedi. Ne demek “ortak yönümüz yok?” Unutma, unutturma ki “kıblemiz aynı olduktan sonra, ortak yönlerimizi saymakla bitiremeyiz. Ufak tefek şeyleri sayarak gerginlik çıkartacağımıza, ortak yönlerimizi konuşarak bağlarımızı güçlendirebiliriz” dedim. Sizce de öyle değil mi?

……..

Ümitlerin bittiği yerde, abdest al ve ellerini semaya doğrult, dua et… 

Ama sen yine de ümit var ol. Her fırtına hayatımızı bozmak için gelmez. Bazı fırtınalar yolumuzu temizlemek içindir…                

 —◄◄

About Dogus