Gözler Bazen Islanmalı

Gözün yaşarması kalbin merhametidir. Yaşarmayan, ıslanmayan, ağlamaktan kızarmayan göz; başta duran bir organdır. Bakmaya yarar; o kadar. Bu göz bari baktığını görse, gördüğünü tanısa. Tanıdığını anlasa. Bari güzel baksa, güzel görse. Çirkin bakmasa, her şeyi çirkin görmese. 

Gözler bazen ıslanmalı. Zira bu kişinin merhametinin, şefkatinin, ince duygularının eseridir. Islanan göz ağlayan bir kalbi gösterir. Bir bilen demiş ki: “Kalp ağlamazsa, göz de ağlamaz. Öz ağlarsa, göz de ağlar.”

Doğru demiş. Yaş gözden akar ama, asıl ağlayan yürektir. Yürekteki duygulardı. Ağlamayı Türkçe Sözlük şöyle açıklıyor: “Üzüntü, acı, sevinç, aldanma v.b.’nin etkisiyle göz yaşı dökmektir.” (TDK Türkçe Sözlük, s: 27)

Bu ağlamanın teknik tanımı. Ağlamak sadece bu değil, ağlamak sadece gözün ıslanması değil. Ağlamak başka bir şey. Ağlamak yüreğin konuşması. Acıyı ifade etmesi. Merhameti dile getirmesi. Hüznü yaşa çevirmesi. Üzüntüyü görünür kılması. Yürek yakan hasreti haber vermesi. Ayrılığın bestesi, feryadı ve rengi. Sevginin göstergesi ve sesi. 

Kimileri hayatın hep gülme, gülümseme, şenlik, eğlence olduğunu iddia eder. 

Ağlamanın mutsuzluk, ağız tadını kaçıran bir şey olduğunu ileri sürer. Hayatta üzüntüye, hüzne, ağlamaya yer olmadığını zanneder. Bunlar o yüzden hep eğlenceli, komik, güldürücü şeyleri, programları, filmleri, yazıları tercih ederler. Sürekli gülmenin ruha gıda olduğunu hayal ederler. 

Şüphesiz gülümseme (sürekli kahkaha ile gülmek değil) güzeldir, mutluluktur. Bu, acı ve kederin, gamın ve elemin, sorunların ve dertlerin azlığını gösterir. Elbette insan psikolojisi gülmeye de muhtaçtır. Gülümseme çoğu zaman strese, yalnızlığa, hastalığa, üzüntüye karşı tavsiye edilir.

Ancak söz konusu ettiğimiz ağlamak bunun alternatifi, zıddı değil. Belki  onu tamamlayan bir şey.  

Gülmek kolaydır. Asıl mesele yerinde ve zamanında ağlayabilmektir. Asıl mesele yüreğin ağlamasıdır. Yüreği ağlayanların gözü ıslansa da olur ıslanmasa da. Ama genelde gözler ıslanır yüreğin ağlamasından. 

Dertten anlayan bir şair diyor ki:

“Sevin ağlayabiliyorsan

Unutmanın kardeşidir ağlamak

Uyur uyanır yatağında duyguların

Düşüncenin kucağında hep çocuktur, Ağlamak” (Ö. Asaf)

Bir göz yaşarmıyorsa kalp katılaştı demektir. Zaten bazı kalpler taş gibi katılaşır. Bir yürek neden katılaşır? Sormaya değer… Hz. Ali (ra) şöyle dediği rivâyet ediliyor: “Göz yaşları sadece kalpler katılaştığı için kurur (akmaz olur) ve kalpler de sadece çok günahtan dolayı katılaşır.”  (Bihâru’l-Envâr, 70/55. nak. Ehl-i Beytten Bir Demet Gül, s: 77)

Merhamet ve şefkati, acıması ve sevgisi olmayan, başkasını düşünmeyen, ya da yalnızca kendi keyfi, çıkarı, zevki için yaşayan birinin kalbi yumuşak mıdır? Veya böylelerinin göğüslerinin altında kanı pompalayan yürekleri vardır da, acaba bizim sözünü ettiğimiz kalpleri var mıdır? Olsa orada merhamet olur. Duygu olur, acıma hissi olur, hassaslık olur. Merhameti olan bir yürek gözü ıslatır. Yüze hüzün ve üzüntü yayar. 

Bir yürek bir yakınını kaybettiği zaman üzülmeli, ağlamalı. Bu yakını annesi, babası, kardeşi, amcası, dayısı, teyzesi, halası, arkadaşı, dostu, eşi, çocuğu olabilir. Yürek bunların başına bir iş geldiği zaman, felaketlerle karşılaştığı zaman üzülmeli. Sonra da onların dertlerini paylaşmaya koşmalı.

Yürek, gerek zelzele ile, gerek zalimlerin bombalarının sebep olduğu yıkıntılar altında can veren bir çocuk, bir anne gördüğü zaman, duyduğu zaman ağlayamıyorsa… yerinden yurdundan sürgün edilenlere yanmıyorsa… gözü yaşlı anne babaların, yetim çocukların feryatlarını duymuyorsa… onlarca, binlerce, on binlerce kayıp çocuk/yetim/kimsesiz hakkında üzülmüyorsa… heyhat o yürek katılaştı demektir. 

Bugün her yerde, çevremizde, hayatımızda gözümüzü ıslatacak çok şey var. 

Ağlamayı gerektirecek olaylar var. Merhamet hislerimizi harekete geçirecek çok acılar var. Şefkat etmemiz gereken çok muhtaçlar var. 

Gözler bazen ıslanmalı. Islanmakla kalmamalı, yaşımızın akmasına sebep olanlara güç ve imkân nisbetinde el atmalı.                               —◄◄

About Dogus