Hicret, Sıla-i Rahim ve Yeni Sezon..

Öncelikle Hicrî Yılbaşı’nızı tebrik ediyorum. Bu yazıyı kaleme aldığım bugün Hicrî, 1 Muharrem 1441, (Cumartesi, 31 Ağustos 2019).

Hz. Rasulallah (sav), bundan tam 1441 yıl önce bugün, büyük sahabi ve yakın arkadaşı Hz. Ebubekir (ra) ile Mekke’den Medine’ye hicret etmiş.

O zorlu yolculuğu mutlaka birkaç kez dinlemişizdir. Ben her dinleyişimde veya okuyuşumda o zorlu yolculuğu âdeta yaşarım. Hz. Ali’nin (ks) canını hiçe sayarak, Rasulallahın yatağına yatması, Hz. Ebubekir’in (ra) mağarada delikleri ayak parmakları ile tıkaması ve yılanın, Hz. Ebubekir’e (ra) olan sitemi. Yüz develik ödülü almak için atını Hz. Rasulallah (sav) ve Hz. Ebubekir’in (ra) üzerine süren Suraka bin Malik’in atının ayaklarının kumlara çakılması beni her defasında duygulandırır.

Daha önceki yazılarımda da yazmıştım. Genelde Avrupa’da sezon haziran sonunda kapanır ve eylül başında açılır. Bu yılki güzellik de şu ki, bu yıl sezonu Hicrî Yılbaşı ile birlikte açıyoruz. İnşallah bereketli bir yıl, bereketli bir sezon olur önümüzdeki sezon.

Türkiye’den dönüşler nerede ise tamamlanmak üzere. Tatil yapan, sıla-i rahim yapan kardeşlerimizin nerede ise tamamı döndü. Evlerimize yerleştik, yazlık elbiselerimizi, sandallarımızı, şortlarımızı, haşemalarımızı seneye tekrar kullanmak üzere bir yerlere sakladık. Giderken derin donduruculara, buzdolaplarına koyduğumuz, koyarken de son ödeme tarihine özellikle bakmamaya dikkat ettiğimiz faturaları da ortaya çıkardık ve şimdi de ödeme yollarını arıyoruz.

Artık birkaç ayımızı Türkiye’de geçirdiğimiz zamanı hayal etmekle, konuşmakla geçireceğiz. Bugünlerde Avrupa’nın her yerinde, kahvelerde, cami önlerinde öbek öbek oturmuş sohbet eden grupları görürsünüz. Güneşten yanmış, dinlenmiş vatandaşlarımızın izin hatıralarını anlatırken gidemeyenlerin mahzun mahzun dinleyişlerini şahit olursunuz.

Kesin ve gerçek olan şu ki, Avrupa’da yaşayan bizler yılda en az bir kez vatanımıza, köyümüze, kasabamıza gitmezsek, doğup büyüdüğümüz yerleri görmez, büyüklerimizin duasını almazsak önümüzdeki yılı geçiremeyiz.

İçinde sıla-i rahim yoksa tatil bizi dinlendirmez. Eğer ben kendi adıma konuşacak olursam, köyüme gitmediğimde o yıl dinlenemem ve bir yılı geçiremem.

Bu yıl da Allah’a şükür köyüme gitmek nasip oldu. Elimizden geldiği kadar çok sıla-i rahim yapmaya ve dua almaya dikkat ettik.

Rahmetli annemin kardeşleri teyzelerimin çok yaşlanmış olmaları içimi sızlattı. İkisi de 90’li yaşlarda ve yürümekte zorluk çekiyorlar. Onları sendeleyerek, düşecekmiş gibi yürürken görmek içimden bir şeyleri koparıp götürdü.

Hele 95 yaşındaki halamın rahmetli babamın kokusunu ararmış gibi gözlerimden öpmesi beni çok duygulandırdı.

Bir başka unutamadığım sahne, köyümüzün camisinden çıkışta babamın yakın arkadaşlarından birisi ile karşılaştım elini öptüm, o da gözlerimden öptü ama dayanamadı, duygusallaştı ve bana sarıldı.

Bu sahneleri hatırladıkça duygusallaşıyorum, Türkiye’den geleli 1 haftayı geçti ama bir türlü Hollanda’ya adapte olamadım… Anlaşılan ihtiyarlamaya başladık… Toprak bizi de çekmeye başladı.

Kurban Bayramı’ndan birkaç gün önce ahirete uğurladığımız teyzemin kızı rahmetli Zeynep ablamı uğurlamak ta zordu benim için. Çok iyi bir insandı ve benim için her zaman koruyucu bir ablaydı, mekanı cennet olsun.

Yazımı Medineli çocuk ve kadınların Rasulallah’ın (sav) Medine’ye gelişinde söyledikleri Tale‘a ‘l-bedru ‘aleyna’nın sözleriyle bitirmek istiyorum..

“Ay doğdu üzerimize

Veda tepesinden

Şükür gerekti bizlere

Allah’a davetinden

Ey bizden seçilen elçi

Yüce bir davetle geldin

Sen Medine’ye, şeref verdin

Merhaba ey sevgili…”

Hicri yılbaşınız tekrar kutlu olsun, gelecek yazıda buluşmak üzere Allah’a emanet olun.

About Dogus