Gönül hoşgörünce hoş olur…

Resul-i Zişan Efendimiz şöyle buyuruyor: “Kim bu dünyada bir kulun ayıbını örterse Allah da onun ayıbını örter.”

Adamın biri bir mürşide mürid olmak için arayış içindeyken, kendisine mürşid olarak gösterilen kişilerin yanına gitmek ve gözlemlemek için karar alır ve ilk gösterilen kişinin meclisine girip oturur. Mürşidin cübbesinin kollarının çok geniş olduğunu görünce yanına yaklaşarak “Efendim affınıza sığınarak merak ettiğim bir husus var. Cevaplandırabilirseniz çok mutlu olurum. Cübbenizin kolları neden bu kadar geniş?” diye sorar.

Mürşid, adamın yüzüne mütebessim bir çehre ile bakar ve eğilerek adamın kulağına “Bütün kusurları bununla örtmek için” der. “Anladım” der. Adam ikinci gün başka bir mürşidin meclisine girer ve mürşide yakın bir yerde oturur. Bu sefer bir şey nazarı dikkatini celbeder. Şimdi gördüğü mürşidin cübbesinin kolları çok dardır. Duruma anlam veremez ve merakla ona yaklaşarak sorar. “Efendim, edepsizlik etmek istemem. Fakat bir şey dikkatimi çekti. Cevaplandırabilirseniz çok müteşekkir olurum. “Cübbenizin kolları neden bu kadar dar merak ettim.” Mürşit eğilerek, “Gel yamacıma sokul evlat. Marifet kapatmaktan ziyade kusurları görmemektir. Dar çünkü bizde kusur görülmez.”

Bu misal bize hoşgörünün ilk şartının kusur aramamak veya görmemek olduğunu ifade etmesi bakımından güzel bir örnektir. İnsanî münasebetlerimizin olumlu anlamda gelişmesini istiyorsak toplum olarak hoşgörülü olmayı öğrenmeliyiz.

Eğer insanlara karşı önyargılarımız varsa hoşgörülü olmamız mümkün değildir. Önyargılı olan insanlar genellikle kendine göre güzel ve doğru olmadığını düşündükleri konularda hoşgörülü davranmaya yanaşmazlar. Önyargıları kırmamız için diyalog kurmaya yanaşmalıyız.

İnsanlar (doğru) iletişim kurdukça birbirlerini kabullenmeye başlarlar. O nedenle doğru anlaşılmak ve doğru anlamak için iletişime açık olmak gerekir.

Hoşgörü kavramının zıddı olan katılığın ardında “benmerkezci” bir anlayış vardır. Benmerkezci insanlar, esnek düşünmezler ve bu düşünce tarzları ile kendi beklentilerini her zaman insanların beklentilerinin önünde tutarlar. Hâlbuki, kendi fikirlerine güvenen insanlar genellikle hoşgörülü ve diyaloga açıktırlar.

Efendimize hitaben: “Allah’tan bir rahmet dolayısıyla, onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın onlar çevrenden dağılır giderlerdi. Öyleyse onları bağışla, onlar için bağışlanma dile ve iş konusunda onlarla müşavere et.” (Âli İmran suresi, 159) Bu ayetten anlaşılıyor ki, hoşgörü insanları kazanmamızda en büyük etkenlerden biridir. Affedebilmek ve affettiklerimiz için hayır duada bulunmak Kur’an ahlâkıdır. Her hangi bir konuda haklı olduğunuzda ve muhatabınızı affettiğinizde toplum tarafından bu durum “ezik kişilik” olarak değerlendirilebiliyor. Hâlbuki, affedebilmek kolay bir iş değildir. Affedebilen insan, nefsine karşı verdiği mücadeleyi kazanabilmiş demektir.

Şunu netleştirmekte fayda var. Bir konuya hoşgörüyle yaklaşmak, yaşanılan her hangi bir durumu her zaman tasvip ettiğimiz anlamına gelmemektedir. Bir şey tam olarak reddedilmemeli. Çünkü değişen zaman ve şartlar karşısında onaylamadıklarımızı zamanla onaylar hâle gelebiliriz. O nedenle düşünme payı bırakmalıyız. Şunu açıkça belirtmeliyiz ki, iletişim kurarken duygularımızı bastırıp her şeye “evet” cevabı vermemiz hoşgörü olarak değerlendirilmemelidir.

Hoşgörü, sürekli tekrar edilen ve insanlığa zarar verebilecek şeyler için de söz konusu olamaz. Örneğin, sürekli yalan konuşan birini hoşgörü ile karşılayamayız. Çünkü Peygamber Efendimiz (sav): “(Akıllı ve olgun) Mü’min aynı delikten iki defa sokulmaz, ısırılmaz.” (Buhârî, Edeb, 83; Müslim, Zühd, 63) buyurarak müminleri uyarmıştır. Yani mümin bir kere gaflete düşebilir. Uyarıldıktan sonra aynı hataya düşmemek için azamı derecede dikkat etmelidir. İnsanoğlunun beşer olması hasebiyle hata yapma payının olduğunu göz ardı edemeyiz. Önemli olan hatada ısrarcı olmamaktır.

Yunus Emre’nin şu sözü hoşgörünün özeti mahiyetindedir. “Yaratılanı hoş gör, yaratandan ötürü.” Hoşgörü, bizim kültürümüzün ve değerlerimizin bir parçasıdır. Dolayısıyla hoş görenler gönül köprüleri kuranlardır.

About Dogus