GENÇ ve YAŞLI ÖLÜM…

Bir an yanınızda birinin oturduğunu düşünün. Kaşları beyazlamış, göz torbaları sarkmış, yüzü buruş buruş olmuş bir kişi. Ve siması tıpkı sizinki. Bu kişi sizin yaşlanmış hâliniz! Onu görünce ne hissederdiniz?

Geçtiğimiz günlerde çoğumuzun karşısına çıkmıştır, yaşlılık hâli. Telefondaki bir uygulama, şu anki fotoğrafınızı yaşlıya çeviriyor. Çoğu kişi merak edip bu uygulama ile yaşlanmış hâlini görüp, kahkahalara boğuldu. Birbirlerinin fotoğrafını paylaşıp, ileride nasıl da “komik!” olabileceklerini düşündüler. Çok uzak geliyordu tabi bir çoğumuza o kadar yaşlı olmak.

Peki bir gün, yataktan uyanıp aynaya baktığınızda şu anki hâlinizden otuz yaş büyük hâlinizi görseydiniz ne yapardınız? Yine gülebilir miydiniz?

Zaman su gibi akıp gidiyor, hızına yetişmek ne mümkün. Bir anda olmasa da, bir gün (ömrümüz varsa)  hepimizin başına gelecek ‘yaşlılık’ hâli. Şimdi fotoğraflara bakıp, gülüp geçebiliyoruz. Çok uzak geliyor bize yaşlılık.

Oysa; “(ALLÂH) ‘Yeryüzünde kaç yıl kaldınız?’ diye sorar. ‘Bir gün veya bir günden de az kaldık. Sayanlara sor!’ derler. ‘Gerçekten çok az kaldınız. Keşke bilseniz!” buyurur.

Bebektin, çocuktun, gençtin, yetişkindin ve yaşlandın…

Zaman şeridi gibi gözümüzde canlanacak dünya hayatındaki rollerimiz ve sonra ölüm kapıya dayandığında ‘Ne çabuk geçti ömrüm!’ diye iç geçireceğiz belki de.

Meraklı insanoğlu bunu düşünmek için de acele etti ve yaşlılık fotoğrafına henüz gençken baktı. Fakat sadece güldü. Keşke ibret alsaydı!

BİR KADIN YOK OLDU

Varlık ne kadar yüce bir şey. Sevdiklerimize deriz ya; ‘İyi ki varsın.’ ‘İyi ki benim yanımdasın.’ Ya yok olsaydın!

Geçtiğimiz günlerde bir kadın daha yok oldu. Eşi tarafından yok edildi/ katledildi. Çocuğunun hayatından yok oldu. Annesinin yanından yok oldu. Arkadaşlarının kahve sohbetlerine bir daha katılamamacasına yok oldu. Dünya hayatı son buldu. Geriye ise sadece ‘video görüntüleri’ kaldı.

Çok önemli ya video görüntüleri, insanlar yokluğu düşünmeden hunharca telefonlarına sarıldılar ve kadını videoya çekerek O’nu var etmeye çalıştılar. Video da olursa belki gerçekte de olur diye hayal ettiler. Fakat yine hayal ve gerçeği karıştırdılar.

Video kaydederken, kadın yok olmuştu bile..

Geriye sadece çığlıklar kaldı. ‘Ölmek istemiyorum.’ diye atılan çığlıklar…

Bu çığlıklar, biz insanların kulaklarını delercesine çınlayıp durdu günlerce. ‘Ahh, vahh, yazık..’ deyip videoları izledik. Videolar internet sitelerinde dolanıp, herkese ulaştı. İzleyenlerde derin izler bıraktı. Peki hangisine kızalım? Adamın kendi kızının gözü önünde bu vahşeti nasıl işlediğine mi, yoksa video çekmek yerine yardıma koşmayan insanlara mı?

Ve şunu anladım ki; İnsanlık yok oldu!

About Dogus