GEÇMİŞ BAYRAMLARA ÖZLEM DUYMAK

İnsan yaşlandıkça kalp yumuşaklığının, duygu yoğunluğunun artması ve geçmiş hatıralarına özlem duyması, insan psikolojisiyle ancak izah edilebilir.

Mesela; ‘Nerde o eski Bayramlar?’, ‘Nerde o eski Ramazanlar?’ cümlelerini sürekli büyüklerimizden duyarız. Bu ifadeler aslında, geçmişte veya uzakta kalan hatıraların gurbetini yaşamanın bir fotoğrafıdır. Bugün bizim dile getirdiğimiz bu cümleleri, yarın çocuklarımız dile getirecektir. Belki onların özlem duyduklarıyla bizim yaşanmışlıklarımız aynı olmayacaktır. Çünkü zamanı kendi şartları içinde değerlendirmenin daha sağlıklı bir yol olduğunu düşünüyorum…

Geçmişle bu gün mukayese edilmeyecek kadar, gerek teknolojik anlamda ve gerekse sosyokültürel gelişmelerin hayat anlayışımız üzerinde yaptığı tesirin, dünyaya bakışımızı etkilediği inkâr edilemez.

Bugün, geçmişten bugünümüze taşıdığımız, örf, âdet, ananelerimiz ve hayata dair söylemlerimiz, büyük oranda değişime uğramıştır. Bunun anlamı, inancımız üzerinde de farklı yorumlara gitmemize sebep olmuştur. Oysaki dinîn sabiteleri üzerinde yoruma gitmek, son derece yanlış ve İslam’a yapılacak en büyük ihanettir.

Öyleyse, geçmişe her zaman özlem duyanlar, bu güne dair ortaya ne koyacaklarını düşünmelidir. Geçmiş, “tarih” olarak bilinir ve ibret alınacaksa alınır veya “bilgi” olarak hafızalarda saklanır. Önemli olan bizim neyi ortaya koyduğumuzdur.

Maziye hayıflanmak, tarihte vaki olan yaşanmışlıklara ve hatıralara özlem duymak, anlaşılır bir şeydir. Yok eğer bu mevzularda sadece kuru bir söylemden öteye geçmeyen, kendilerini tatmin anlamında ve tembelliklerine kılıf uydurarak sorumluluktan kaçarak zamanı boşa harcamanın bir anlamı yoktur.

Tarihimizde yaşanmış güzellikleri bugüne getirip değerlendirmekte bir beis yoktur. Asıl sorun, boş konuşup hiç bir şey yapmamaktır. Bu konuda bizi uyarıcı yardımımıza ancak, İnşirah suresi ayetleri yetişecektir:  “Şüphesiz güçlükle beraber bir kolaylık vardır. Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır. Öyleyse, bir işi bitirince diğerine koyul. Ancak Rabbine yönel ve yalvar”. (İnşirah: 5-8)

Kuşkusuz eylem ve söylem birlikteliğinin mahşeri vicdanda makes bulması, bütün düşünce yapılarında özel bir yeri vardır.

Çünkü maddî manevî sıkıntılı bir zamanda nasıl davranacağımızı ortaya koymamız zor olabilir. Normal zamanda bir şeyin maziye, hale veya istikbale dair anlatılmasında, ölçü aranması tabiidir.

Tembel tembel yatıp “Keşke şöyle olsaydı böyle olsaydı” gibi anlamsız sözlerin sarf edilmesi, gelecek adına bir faydası yoktur. Kendini avutup hayalci olmak, hiç bir şey ortaya koymamaktır. Geçmişi sıçrama tahtası görerek insanlık için yeni şeyler söylemek inancımızın temel prensiplerindendir. Zira dinimiz üretmeyi ve güncellenmeyi teşvik etmektedir. Amaç ve araçları birbirine karıştırmamalıdır.

Kuşkusuz insanların önceliklerinde adalet olması gerekirken  menfaatin birinci sırada yer alması, özel günlerin yapılandırılmasını gündeme getirmektedir. İnsanlar ne kadar boş işlerle meşgul olduğunu görünce, “Acaba bunlar bu meşguliyetlerinde bir menfaate istinaden mi hareket ediyorlar” demeden, insan kendini alamıyor.

Sosyal medya paylaşım sitelerinde bir gezinti yaptığınızda, yüzlerce, haber, makale ve video bulmanız mümkün olmakla birlikte, insanların algılarını yönlendirmede ve  mevzumuzla ilgili psikolojik etki yaptığını görmek mümkündür..

Her insanın arkasında birilerinin bulunması, onun yalnız olmadığını ve hayatın içinde münferiden bulunmanın bir anlam ifade etmediğini ne zaman anlayacağız! Yaşanan hayatın şartlarının, kendi mecrası içinde bir sisteme bağlı hareket ettiğini ve buna öncülük yapacak birilerinin bulunması, Kur’an’ın bize haber verdiği bir hakikat değil midir?

Saflıkla suçlanan insanla, suçlayan arasında nasıl bir ilişki var ki, kendinden emin bir şekilde insanların en mutlu günleri olan bayramlar konusunda her sene yönlendirme yaparak kendi amaçlarına alet ederek, onların üzerinde kamuoyu oluşturarak yeni etkinlik yapmalarını önlüyorlar. Burada önyargısız tutum görüyor musunuz? Yoksa kişinin cahilliğine mi veriyorsunuz? Bazen insanlar böyle yollara bilerek tevessül ediyorlar!

Bu mevzularda, “sevmek” ve “seçmek” kavramları arasında mutlak bir bağlantı vardır. Ancak her seven seçme iradesini ve her seçen sevme değerini tayin eder anlamına gelmediği bir hakikattir!

Bayram günleriyle gerek geçmişte ve günümüzde hâlâ ortak bir bağın var olduğunu görüyoruz. Bu sevinç günlerin kutlanışıyla alakalı bir çok Hadisi Şerif olduğunu biliyoruz. Bunlardan anladığımızı özetleyecek olursak: Bayramların eskisi yenisi olmaz. Çünkü bir ibadetin ardından hak edilen günlerdir. Müminin niyeti Allah’ın rızasına ve hayatı ibadete bağlıdır. Her sözü ve fiili bu iki şeyin dışında düşünülemez.

Bu günleri, (Ramazan Bayramını şeker Bayramına, Kurban Bayram günlerini et yeme etkinliğine ve İslami olmayan eğlenceye) çevirmek, Allah Resulünün ümmetine bıraktığı sünnetiyle uyuşmamaktadır.

Peygamberimiz (s.a), ‘bayramlara kadın, erkek ve çocukların iştirak etmesini ve orada yapılacak nasihatten, kılınacak bayram namazlarının, ardından yapılacak duaların bereketinden istifade etmelerini’ bizatihi istemiştir.

Geleneklerimizde Bayramlar, format olarak günümüze göre farklı etkinliklerle kutlanmış olabilir. İnsanların samimiyeti ve dine bağlılıkları sayesinde o günün şartları ve imkânlarıyla, Bayram öncesi alışverişe gidilerek, yeni elbiseler ve yiyecekler alınarak hazırlıklar yapılırdı.

Bayram sabahı her türlü temizlik yapıldıktan sonra alınan yeni elbiseler giyilir ve namaza gidilirdi. Namazdan sonra bayramlaşmaya geçilerek ziyaretler başlardı.

Evlerde bayrama has yemekler ikram edilerek, akraba kaynaşması bu vesileyle gerçekleştirilirdi. Çocuklar büyüklerin ellerini öperek ev ev dolaşır ve sokaklarda eğlenir, büyüklerin onlara verdikleri bayram harçlığını harcarlardı.

Bugün de bayramlar, yine aynı geçmişte olduğu gibi kutlanmaktadır. Değişen insanların algılarıdır. Bundan kurtulmanın ilacı, yeniden Kur’an ve Sünnet ayarlarına dönmektir.

Şimdiden Ramazan Bayramınızı kutluyor, daha nice bayramlara ulaşmamızı Rabbimden niyaz ediyor ve bütün bir insanlığın barışına ve kardeşliğine vesile olmasını diliyorum!..                          ◄◄                                              

About Dogus