Dünya Hayatımız Nereye Evriliyor?

Değerli okurlarımız, tekrar merhaba,

Tatlı bir Ramazan hazırlığı ile birlikte tatil hazırlığımız da başlamış durumda.

Araba mı uçak mı? Belki buna aylar öncesi karar verilmiştir bile her hâlükârda valizler hazırlanmaya başlanmıştır. Biz şimdiden sıla-i rahim için yola çıkanlara hayırlı yolculuklar diliyoruz. Umarız her şey istedikleri gibi olur.

Herkes artık farkına varmıştır ki günlük hayatımızın işleyişi hızlı bir şekilde değişime uğramıştır, uğramaya devam etmektedir. Hayatımıza giren teknoloji bir yandan hayatımızı kolaylaştırırken diğer yandan da birçok değerimizi, âdetimizi, töremizi alıp götürdü, âdeta silip süpürdü. Ne doğru dürüst komşuluk ilişkisi kaldı ne de eş dost ve akraba ilişkisi. Onları da geçtik, ne de evlerde aile bireyleri arasında sağlıklı bir iletişimden söz etmek mümkün artık. Nereye doğru evriliyoruz? Beş on yıl sonra nasıl bir yaşam tablosu ile karşı karşıya kalacağımızı kim tasavvur edebilir. Kim öngörebilir. Kısacası bundan sonra ömrümüz yeniliklere ayak uydurmaya çalışmakla geçeceğe benziyor.

Aynı zamanda bir de kimlerin bu sosyal medyayı hangi kötü amaca göre kullanacağına da şahit olacağız ve daha çok korkacağız. Yeni Zelanda ve Sri Lanka olayları bunların çok kötü örnekleri olarak karşımızda durmaktadır. Yani iletişim kaynaklarının gelişmesiyle sevinmemiz gerekecek yerde üzülüyor maalesef. Hatta korkuyoruz. Çocuklarımızın istikbali bizleri son derece endişelendiriyor. İnternet sapıkları bir yanda, okul önlerinde kamp kuran uyuşturucu tacirleri diğer yandalar. Hayat çok ama çok kaygan bir zemin olmaya başladı. Zararın ne yönden geleceğini kestirmek mümkün değil. Zarara uğramadan yaşamak bir marifet olmaya başladı. Yani artık herkes “gemisini kurtaran kaptanı” oynamak zorunda olacak.

Elbette karamsar olmanın hiçbir faydası yoktur. Ama tedbiri elden bırakmamak gerekiyor. Belki her şeyi tekrar tekrar yeniden gözden geçirmek, yeniden takibe almak gerekiyor. Zira her şey o kadar hızlı gelişiyor ki, her an her şey olabiliyor.

Seçimden sonra Hollanda’da siyasi arenada bir sessizlik var sanki. Birileri birilerini gözlüyor kolluyor bir araştırma bir soruşturma dönemi. Daha doğrusu bir anlaşma zemini bulma çabaları.  Sanki siyaset son seçimde büyük bir başarı elde ederek büyük bir parti olarak ortaya çıkan FvD partisinin çıkaracağı sesleri dinleme modunda. FvD partisi içinde gözlenen parti içi muhalif sesler bir anda siyasi arenayı hareketlendirdi. Büyük bir esintiyle ortaya çıkan bu yığma çatının zayıf sütunları gözlenmeye başlandı. Birinci mecliste çoğunluğu kaybeden mevcut hükûmet, desteğine muhtaç olduğu FvD partisiyle nasıl bir ilişki ağı kuracak doğrusu merak konusu.

Bunları izleyip göreceğiz ama bir şekilde yabacı kökenli Hollandalıların yani bizlerin bir bedel ödememiz söz konusu olabilir.

Bu, FvD partisinin seçmenine şirin görünmesi adına yapmayı şiddetle arzu edebileceği şeyler diye düşünüyorum. Eğer hükûmet bir anlaşmaya gidecek olursa mutlaka bu partinin hoşuna gidecek bazı tavizler vermesi gerekecek ve o tavizler neler olacak işte burası önemlidir.

Değerli okurlarımız yine köşe yazarlarımız sizler için araştırıp yazdılar. Her biri değişik konuları ele alıp bize önemli ipuçları vermeye çalıştılar. Sizden istirhamımız onları okumanız ve hatta yazdıkları ile alakalı onlara düşüncelerinizi iletmeniz. Bizler toplumumuzu tüm katmaları ile birlik ve beraberlik içinde olup birbirimizi tamamlamak durumundayız. Dolayısıyla yazarlarımızın da sizden duyacakları şeyler çok önemli ve onların yönlenmelerinde etkili olacaktır…

Hepinize bereketli bir Ramazan ayı geçirmeyi diliyorum. Yeniden görüşünceye dek Allah’a emanet olunuz. 

….

About Dogus