“Mısır’da İdam Ettiler, Yeni Zelanda’da Taradılar, Biz Yine de Ölmedik”

Gündemlerin çok hızlı değiştiği bir zamanda yaşıyoruz. Gündemi bizler belirlememiz gerekirken takip etmekte bile zorlanıyoruz. Hedefimiz büyüktü gündemi biz belirlemek için yola çıkmıştık, başkalarının filminde figüran değil kendi filmimizde başrol oyuncusu olacaktık fakat anlaşılan o ki ufak hesaplar peşinde koştuğumuz için daha çok figüranlık yapacağız anlaşılan.

Neyse konuyu fazla dağıtmadan sadece şu son bir ay içinde olan olaylara bir göz atalım isterseniz:

Mısırda İdam Edilen 9 genç…

20 Şubat 2019 tarihinde darbeci Sisi (Mısır) yönetimi suçsuz 9 genci dünyanın gözleri önünde idam etti. Resmen dünya Müslümanlarına meydan okudu. Buna karşı bizler hiçbir şey yapamadığımız gibi birçoğumuz idamlardan ancak bir hafta sonra haberdar olduk. Milyonluk yürüyüşler, protestolar, yumurta atmalar, büyükelçileri yurtdışı yapmalar nerde. 2 milyara yakın Müslüman nerede, gören var mı onları. Suriye’de bombalamadan kurtulan bir amcanın dediği gibi “Dünya Müslümanları mı, onlar sağ mi ki, ben onları öldü biliyorum”. Ses ver Muhammed Ümmeti, sağ mısınız hâlâ, yoksa öldünüz mü? Hani zulme rıza göstermek zulümdü, hani dünyanın bir ucundaki bir Müslümanın ayağına bir diken batsa diğer ucundaki Müslüman acısını hissedecekti..

Yeni Zelanda, Christchurch Katliamı…

15 Mart 2019, Cuma günü, Yeni Zelanda’nın Christchurch kasabasında iki camiye silahlı saldırı düzenlendi. 49 kişinin ölümüne sebep olan Avustralyalı terörist Brenton Tarrant kin ve nefret tohumları ekmeye çalıştı ama hedefine ulaşamadı. Bu saldırı bizlere ne anlatmak istiyor çok iyi okumamız lazım.

– Her şeyden önce en ince detayına kadar çok iyi planlanmış bir saldırı. Teröristlerin bu konu üzerine çok fazla kafa yordukları anlaşılıyor. Kesinlikle bir kişinin yapacağı bir şey değil.

– Bir diğeri Temmuz 2011’de Norveç’in başkenti Oslo’ya yakın Ütoya adasında terörist Anders Breivik’in gerçekleştirdiği ve 77 gencin hayatını kaybettiği katliamın devamı gibi görünmesi ve benzerlikler göstermesi. Belki sorulması gereken soru şu; Gizli güçler, tapınak şövalyelerini görünür hâle getirerek, haçlı terörünü hortlatmaya mı çalışıyor?

Hollanda’nın Utrecht Kentinde Tramvayda Katliam…

Yeni Zelanda’daki camilerde yapılan katliamların şokunu henüz atlatamamıştık ki bu defa 18 Mart 2019, pazartesi günü, sadece üç gün sonra başka bir şok yaşadık. Hollanda’nın Utrecht kentinde bir saldırganın tramvaya girerek rastgele ateş açtığı 3 kişinin öldüğü ve 9 kişinin yaralı olduğu bildiriliyordu. Saldırganın firar olmasından dolayı Utrecht ve Rotterdam’da camiler kapatılıyor ve polis yüksek seviyede alarmı devreye sokuyordu.

– İşin üzücü tarafı ise olayın failinin 37 yaşındaki Gökmen Tanış adındaki bir Türk olması idi.

Allah’a şükürler olsun ki, Utrecht güvenlik güçlerinin ve yöneticilerin profesyonel ve dikkatli çalışmaları sayesinde bu olay sessiz sedasız bastırıldı.

Hollanda Eyalet (Il) Seçimleri…

20 mart 2019 Hollanda’da Eyalet (İl) seçimleri yapıldı. Aşırı sağcı iki partiden birisi olan Demokrasi Forum’u (Forum voor Demokrasi) partisi müthiş bir sıçrama yaparak Senato’da 10 milletvekili çıkaracak duruma geldi. Aşırı sağcı partinin daha önce 75 kişilik senatoda 1 milletvekili bile bulunmamasına rağmen bütün partileri sollayarak 10 milletvekili çıkaracak duruma gelmesi Müslümanlar ve Türkler arasında hayal kırıklığına neden oldu.

Diğer taraftan Müslümanların kurduğu Denk partisi senatoda 1 milletvekili çıkarmak için ihtiyacı olan 4 eyalet meclisi üyesine ulaşamadı ve sadece 3 üye çıkarabildi.

Başta da dediğim gibi yoğun bir gündem yaşıyoruz. Olayları okumayı bırakın takip etmekte zorlanıyoruz. Bu yazı yayınlandığında Türkiye’de 31 Mart 2019 belediye seçimleri yapılmış olacak.

Kazanmak için devreye sokulan kirli oyunları gördüğüm zaman inanın midem bulanıyor. Koltuk için, yönetmek için bu kadar seviyeyi düşürmeye değer mi diye kendime sormadan edemiyorum. Hollanda’daki küçücük camilerimizde, derneklerimizde bile yönetimleri denetleyen bir denetleme kurumu veya bir üst yönetim var iken ülkemizi yöneten yönetim kurullarının üstünde de bir denetleme mekanizması olmaması bir eksiklik değil mi diye sizlere soruyorum.

Yazımı Mısır’da idam edilen 9 gençten birisi olan 25 yaşındaki, Mühendislik Fakültesi öğrencisi Ahmed el-Decvi’nin idam edilmeden bir gece önce babasına yazdığı mektuptan birkaç satırla bitirmek istiyorum:

“Elim ne yazacağını bilemez, cellatlar yağlı urganlarla bekler beni babacığım,

Bu mektubu sana hücremin soğuk taş duvarlarının arasında yazıyorum,Her kim ki ülkemde zilletin dostu olursa,

Hüznümü artıracak..

Onlarla..

Hesap gününde,Kutsal hükümlerin adaleti altında görüşmek üzere…”

About Dogus