Seçimlerin ardından

Hollanda’daki seçimler bir varmış bir yokmuş gibi geldi geçti. Çıkan sonuç, biz azınlıkları epey zorlayacak gibi. Allahuâlem tabi ki de…

Seçim komitesi olarak gece saat 02.00’ye kadar oyları saydık, belediyeye bildirdik. Sayılan oy pusulalarını kutulara yerleştirerek güvenliğe teslim ettik. Sonrası mı? Sonrası; Türkiye seçimleri için yüzlerce km yol yapanların, kendi yaşadığı ülke seçimleri için evlerinden 50-100 metre öteye gitmediğini gördük. Aşırı sağ partiler oylarını tavan yaparken, azınlığın sesi, kulağı olmaya aday olan partiler pek de bir yol kat edemediler. Oysa çok da güzel gece gündüz, var güçleri ile seçim çalışmaları yapmışlardı. Buradan hepsini yürekten tebrik ediyorum. Evde oy kullanmak için kılını kıpırdatmayıp, sosyal medyada ırkçılığa veryansın eden vatandaşlarımıza da şunu hatırlatmak istiyorum; 1 ay tatilde Türkiye’de iseniz,

11 ay Hollanda’dasınız…!

……………….

Çılgın gençlik geliyor değil, geldi…!

Gün geçmiyor ki, gençler elinde heba olan gençlik dramları seriliyor önümüze.

Neden? Yayımlanan çete dizileri, polisin dahi çözemediği/bulamadığını bulan programlar, vahşice öldürme oyunları vs. olduğu sürece gençlik çılgınlaştıkça çılgınlaşacak. Çözüm elbette eğitim sisteminin millileştirilmesi, TV ekranlarında ki programların, dizilerin dizginlerini çekerek tekrar milli değer yargılarımızı anlatan dizi ve programların yapılması yönünden çalışmalar yaptırılmalı. Bunun içinde halk elini taşın altına koyup, yetkileri harekete geçirmek için bir şeyler yapması gerekiyor. Vakit geçmeden, geç kalmadan, gençlik heba olmadan…

………

Hey yavrum hey

Bir camiye girerek ibadet eden Müslümanları şehit eden, Yeni Zelanda’daki yaşanan terör olayı, bireysel olmadığını teröristin yazdığı 73 sayfalık manifestosundan ve kullandığı silahların üzerinde yazılan yazılardan, işaretlerden anladık. Anlamak, duymak istemeyenlere de “hey yavrum hey” diyorum…

Biz Müslümanlar öyle muazzam bir dine mensubuz ki: Savaşta bile Müslüman askerlerin, hiçbir inancın mabedine, din adamına, kadınlara, yaşlılara, çocuklara, hayvanlara, bitkilere, savaşmayan kimseye dokunmaması gerektiğini emredilir. Dünya insanını barışa davet eden bir dinin mensupları olarak haklı gururunu yaşayabiliriz.

Eylem öncesi yazılan manifesto ile eylemin yapılış tarzının başkalarını da özendirmeyi hedeflediğini anlamak için kâhin olmaya gerek yok. Lakin ava giderken avlanmak bu olsa gerek ki; binlerce insanın İslam’ı araştırmasına, genciyle, yaşlısıyla oluk, oluk topluca cami içine girmesine, gayrimüslimlerin cami etrafında güvenliğini sağlamak için göğüslerini siper edişlerine vesile oldu. Birde şunu söylemeden edemeyeceğim, söyleyin o şahsa ki; Müslümanlar camide ölmek için dua bile ederler.

Neden? Çünkü Allah’ın evinde, yine Allah için öldürülmek bizler için şereftir, onurdur… Kimse bu olaydan sonra camiye gitmeye korkmadı, tedirginde olmadı. Aksine camiye gidenlerin sayısı arttı.

………….

Jacinda Ardern

Keşke dünyayı yöneten sen olsaydın

be güzelim..!

About Dogus