KLÂSİK VE YENİ SOSYAL MEDYA FARKI

Kur’an’ın ve Sünnetin medya hakkında ortaya koyduğu argümanları var mıdır” sorusu, birilerini düşündürmüş olabilir.

Bizim cevabımız, “Eğer şartlanmış olarak değil, iyi niyetle sorulmuş ise, “evet” olacaktır.

Mevzuyla bağlantılı âyet ve hadisler çoktur. Önemli olan bu iki Sarayın kapısından ihlas ve samimiyetle  içeriye girebilmektir. Meseleyi başka taraflara taşımanın bir anlamı yoktur.

Mesela şu Hadisi Şerif size bir şeyler hatırlatmıyor mu?

Ebû Hüreyre’nin naklettiği bir hadisinde Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: “Zandan sakının. Çünkü zan, yalanın ta kendisidir. Birbirinizin özel hâllerini araştırmayın, birbirinizin konuştuklarına kulak kabartmayın, birbirinize kin beslemeyin. Kardeşler olun!” (Buhârî, Nikâh, 46)

Sosyal Medyayı bu bağlamda ele alırsak, bu uyarı Medyaya uyarlandığı zaman alınacak dersler yeterlidir. Sosyal Medyada, zan, yalan, insanların birbirinin özellerini araştırma, birbirlerinin konuşmalarını merak etme, kin ve nefretin oluşmasına zemin hazırlama ve kardeşlik ilkesine zarar vermek gibi şeneatın işlendiği gündüz gibi ortadadır.

Bir ayetin mealini buraya alalım ve düşünelim: “Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın”. (Hucurat:6)

Yakın tarihe kadar Medya, her türlü basın yayın organları ( Gazete, telefon ,TV ve radyo ) dan  ibaret olan faaliyetlerle gelişmiş ve iletişim araçlarının görsel ve işitsel ve hem görsel hemde işitsel yeniliklerin eklenmesiyle, internet ve sosyal paylaşım siteleri, arama motorları ve iletişim platformlarıyla, sosyal medya yeni bir boyuta kavuştuğunu ve böylece  farklı bir dünyanın oluşmasına insanların fikri, yaşantı ve olayları değerlendirmek kabul etmek veya reddet etmek açısından dönüşmesine sebep olmuştur. Bunu inkâr etmek, güneşi balçıkla sıvamaya benzer…

Bugün içinde yaşadığımız dünya, sosyal medya ve iletişim bakımından son derece gelişmiş ve kontrol edilmesi de zorlaşmıştır.

Geçmişe dönüp baktığımızda, ilk insandan itibaren iletişim, hep var olmuştur. İnsanlar hem geçmişi ve hem geleceği sürekli merak etmişlerdir. Bununla beraber çeşitli haber (iletişim) araçlarını kullanmışlar ve kendilerini, merak ettikleri veya öğrenmek istedikleri mevzularda tatmin yoluna gitmişlerdir.

İnsanların klasik dönemde Kullandıkları araçlar, kahinler ve batıl inançlar olmuştur.

Onlara o kadar güvenleri oluşmuş ki, Kralları dahi gelecek hakkında onlara suallere sorarak siyaset üretiyor ve idarelerini böylelikle korumaya çalışmışlardır. Bunun referansları İlahi kitabımızda vardır.

Belki bu dönemde batıl uygulamalar geçmişte olduğu gibi işlevsel olamazsa da, içinde yaşadığımız modern çağda da kullanıldığı araştırmalar göstermektedir.

Allah (c.c) gönderdiği peygamberlere yüklediği görevle, Kâinatın, yaradılışın ve kullarının var olmalarının hikmetini bildirmiş ve içinde bulundukları yanlış ve batıl  inançlarını, hakkın ve doğrunun öncüleri ve Elçileriyle bildirerek doğru haber ve iletişim gerçekleşmiş ve bireyler arasında dinde hakikat ve sosyal diyalog bihikmetin gösterilmiştir. Bu haslet sadece peygamberlere verilmiştir.

“İşte, o peygamberler, Allah’ın doğru yola ilettiği kimselerdir. (Ey Muhammed!) Sen de onların tuttuğu yola uy. De ki: “Bu tebliğe karşı sizden bir ücret istemiyorum. O (Kur’an), bütün âlemler için ancak bir uyarıdır.” ( Enam:90 )

Ayette, en doğru haberin vahiy yoluyla ve peygamberlerin vasıtasıyla mümkün olduğunu ve Kur’an’ın uyarısına uygun inşa edilecek sosyal bir yapıyla tahakkuk edeceğini insanlara bildirmektedir.

Allah Teâlâ Peygamberimizin şahsında doğru haber elçilerinin görevlerini cuma suresinde beyan ederek, bu mevzuda temel umdeyi bildirmiştir.

“O, ümmîlere, içlerinden, kendilerine âyetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara kitabı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderendir. Hâlbuki onlar, bundan önce apaçık bir sapıklık içinde idiler”. (Cuma:2)

Sosyal Medya her ne kadar hayatımızı iletişim anlamında kolaylaştırmış olsa da, zararları yok demek değildir.

Önce faydalarını sıralayalım:

“Uzakları yakınlaştırmış ve garipleri kucaklaştırmıştır”

“Hayatın zorluklarını kolaylaştırmış iletişimi hızlandırmıştır”

“Eğitim ve öğretim materyallerini ve her türlü bilgiye ulaşma imkânlarını getirmiştir”

“Doğru kullanmada, doğru bilgi edinmeyi getirmiştir”

“Toplumsal işbirliğinin zorluklarını kaldırmıştır”

“Dayanışma, işbirliği, küresel anlamda büyük yararlar sağlamıştır”

Zararlarından bazıları:

“Özel hayat sırları zedelenmiş ve Sosyal Medyada adeta teşir edilir hâle gelmiş ve insanlar birbirlerinin özelini merak eder hale gelmiştir”

Hâlbuki Rabbimiz bunu yasaklayarak şöyle buyurmuştur:

“Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir”. (Hucurat:12)

“Kişiler arasında iletişim eskiye oranla zayıflamıştır”

“Akıllı telefonlara rağbet inanılmayacak ölçüde artmış ve insanların tüketim makinesine dönüştürülmüş ve bu alet vazgeçilmez put hâline gelmiştir “

“Bilimsel yapılan araştırmalara göre, İnsanlar eskiye oranla daha az konuşuyor ve daha az tefekkür ediyorlar”

“Sosyal medya insanları robotlaştırmış ve kendi değerlerinden koparmış reklamların takipçisi haline getirmiştir”.

İnsanoğlunun gelgitleri olabileceği, Kutsal Kitabımızdan öğreniyoruz. Her an dönüşebileceğini ve bazen hâlim ve bazen da zalim olacağını haber vermektedir.

Bu nasıl olacak?

Kukusuzu Allah ile kul arasına giren kişiler ve vasıtalarla olacaktır. Bu vasıtaların en etkili Sosyal Medyadır!

Unutmayalım! Her aldığımız nefes sayılı ve ömrümüz kayıtlıdır. Öyleyse her günümüz hayırlı olması için çalışırsak, Allah’ın muradına uygun vasıtaları kullanır ve değer kazanabiliriz.

İslam dini, ‘Bir vasıtayı doğru kullanmak helal, yanlış kullanmak ise haramdır’ ilkesini getirmiştir.

Belki bugünü özetleyecek şu ibretlik hadiseyi paylaşarak yazımıza son vermemiz, aklımıza kalır ümidiyle diyoruz:

Kur’an  Müfessiri Fahrüddin er-Râzî şöyle demektedir:

“Ben Asr suresinin mânâsını bir buz satıcısından öğrendim. Çünkü, o satıcı bağırıyor ve “Ana sermayesi eriyip yok olana merhamet ediniz! Ana sermayesi eriyip yok olana merhamet ediniz!” diyordu. Ben bu sözü duyunca “Gerçekten insan ziyan içindedir. (Asr:2) ayetinin mânâsı işte budur, dedim.”                                                                             

About Dogus