Ahlâk Abidesi Peygamber (s.a) ve Ümmeti

Peygamber-i Zişan’ın (s.a) getirdiği ahlâk kurallarına göre bir hayat anlayışı inşa edilmiş olsaydı, herkesin hakka riayet ederek, sevgi toplumunu meydana getirmeleri, huzurun ve barışın egemen kılınması hiç zor olmayacaktı!

Bugüne bakarak geçmişe hayıflanmak, ne duruma geldiğimizin göstergesi değil midir? Ümmet olarak oturup düşünmemiz gerekmez mi? Birinin öbürünü sosyal medyada sözlü veya yazılı “sütten çıkmış ak kaşık” göstererek “Müberra” kılması, ona çıkış veya sıyrılış ayrıcalığı verdiğini düşünmek, saflıktan öteye gitmeyeceği aşikârdır.

Artık tarih ve medeniyet perspektifinden bakarak, algı bağlamında iletişimizi ve bağlarımızı âdeta koparmış durumdayız.

Dünle bağımızı zayıflatmış ve bugünle boğuşmaktayız. Yarından emin olduğumuz söylenemez…

Sahip olduğumuz müktesebatımıza karşı lakayt tavır sergilemeyi, “bilgelik” ve “münevver” olmakla yorumlamaya kalkışıyoruz. Hâlbuki bu tavırlar, kendine yabancı hâle gelişimizi ortaya koymuyor mu?

Ahlâkî erozyona uğradığımız bir zaman diliminde yaşarken, yarından bihaber planlarımızı ayağımızın dibine gömerek, var olma ahdimizi yerine getirmeyi savsaklamadan, mü’mince bir duruşu sergileyemedik! Tabii ki bunun bir çok sebebi vardır.

Bu sebeplerden bazıları:

“İnancımızın gereğini yerine getirmedik”

“Kendi benliğimizden fedakârlıkta bulunmadık”

“Dünyevi zevkleri sınırsız kullandık”

“Âdet ile ibadeti birbirine karıştırdık”

“Verdiğimiz sözlerde durmadık”

“Adaleti lehimizde kullandık”

“Kendimiz için hürriyeti, başkaları için zilleti münasip gördük”

“Elimizdeki serveti kendimizden, fakirliği Rabbimizden bildik”

“Hakkaniyete değil, zulme taraf olduk”

“ Kardeşliğimizi menfaat eksenli düşündük”

“Başkalarının duçar olduğu felaketleri, kendi dualarımızın kabulü bildik”

“Aşkımızı ve aklımızı Allah rızası için kullanmadık”

“Kinimizi ve kibrimizi, hayat anlayışımızın prensipleri haline getirdik”

“İnsanların en hayırlısı onlara en faydalı olandır” Hadisini unuttuk”

Kazandığımız servetleri, makamımızın dayanağı ve yalanımızın teminatı bildik”

Bunları yaparken insanlığımızı kaybettik!..

Hayatın akışında, gözlerin bakışında, kalplerin atışında, infakın yarışında, insanların haklısında, tartının tartışında, ve adaletin varlığında örneğimiz Allah’ın Resulü olması gerekirken, biz başka mecralara savrulduk…

Mevla’mız ayet-i Kerimede: “Andolsun, Allah’ın Resûlünde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır” buyurmaktadır. (Ahzab:21)

Ahlak abidesi olan Allah Resulü (s.a) i Kur’an şöyle tavsif ediyor:

“Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin” (Kalem:4)

İbn Abbâs (ra) anlatıyor: “En yakın akrabanı uyar…” (Şuara, 26/214) âyeti inince, Resûlullah (sav) Safâ tepesine çıktı… Ardından şöyle dedi: ‘Ne dersiniz, size şu dağın arkasından atlılar geliyor diye haber versem bana inanır mıydınız?’ diye sorunca onlar, ‘Biz senin hiç yalan söylediğini görmedik.’ demişlerdi…” (Buhârî, Tefsîr, (Leheb) 1)

Bu şahitlik, kendisine iman edenlerin ikrarından ibaret değildi. Orada bulunan Mekke toplumunun her inanç kesiminden insanlar bulunuyordu. O böylelikle “El-Emin” sıfatını alıyordu.

Bu günün toplumunda çürümenin nasıl meydana geldiğini, “aklıselim”  olanlar anlayadursun, bu mevzuda insanları uyarma noktasında ne kadar başarı ortaya koymuşlardır?!

Bir rivayette peygamberimizin (s.a) in ashabının kendisine bağlılığından bahisle, bu tarihî mevzuyu haber veren sahabi, itaatin ve sadakatin fotoğrafını çekerek kural benzetmesine dikkat çekilmiştir.

Misver b. Mahreme ve Mervân’ın birbirlerinin sözünü doğrulayarak naklettikleri habere göre… (Kureyş’in ileri gelenlerinden) Urve (b. Mes’ûd) (Hudeybiye görüşmelerinden dönüşte) Kureyşlilere şöyle demişti: “Ey kavmim! Vallahi, ben birçok kralın huzuruna çıktım; heyet olarak Kayser’e, Kisrâ’ya ve Necâşî’ye gittim. Vallahi, Muhammed’in ashâbının ona tazim ettiği kadar hiçbir krala adamlarının tazim ettiğini görmedim…”( Buhârî, Şurût, 15 )

Allah’a itaatle kula itaat aynı değildir. Birinde mecburiyet ve diğerinde ise tercih söz konusudur. Vesselam!..

About Dogus