Mutluluğun Formülü: “Mutlu Etmek!”

Amerikalılar insanların en çok neden mutlu olduğunu öğrenmek üzere bir araştırma yaparlar. Araştırmadan çıkan sonuçlar gayet çarpıcıdır, aslında bizlere, ecdadımıza hiçte uzak olmayan bir sonuç ortaya çıkar.

Mutluluğu yakalamak, karşılık beklemeden başkasını mutlu etmekten geçiyor.

Osmanlılar mutluluğun yöntemini hem kazan hem kazandır felsefesine dayanarak bulmuşlar:

Eskiden Osmanlıda (zimem borç) defteri

Osmanlılar zamanında ramazan günlerinde tedbil-i kıyafet ile pek çok zengin, hiç tanımadıkları mıntıkalarda bakkal ve manav dükkânlarına gider, onlardan zimem (veresiye) defterini çıkarmalarını isterler, baştan, sondan ve ortadan, rastgele sahifelerin toplamını yaptırıp miktarını ödedikten sonra “bu borçları silin, Allah kabul etsin” derler, kendilerini tanıtmadan çeker giderlerdi.

Borcu ödenen, borcunu ödeyenin kim olduğunu, borcu sildirilen de borçtan kimi kurtardığını bilmezdi.

Gizli verilen nafile sadakanın, açıktan verilen nafile sadakadan yetmiş kat daha sevap olduğunu bilen zat, yardımlarını mümkün olduğunca gizliden yapmaya gayret ederdi. Ecdadımız, sağ ile verdiğini sol elinden bile gizler, yaptığı iyilikleri unutur giderdi.

Ayrıca yine şehrin göbeğinde çukur bir sadaka taşı bulunurmuş. Gecenin bir yarısında, gizlice kimse görmeden, zenginler bu taşın içine para bırakırlar, yine gecenin diğer yarısında ihtiyaç sahipleri ihtiyaçları kadar sadaka taşından para alırlarmış.

Yukarıda anlatılanlara binaen başımdan geçen bir olayı sizlerle paylaşmak isterim.

Geçenlerde, çocuğu akşam ev ödevinden alırken yanıma sessizce iki genç yaklaşıp, “Af edersiniz, burada oto tamirhanesi var mi, arabamızın lastiği patladı yolda kaldık” dediler.

Akşamın ayazıyla birlikte termometreler – 6’yı gösteriyordu.

Tanıdığım birkaç tamirhaneyi aradım, maalesef geç saat olduğu için hepsi kapalıydı. Gençlerin görünüşünden belliydi ki buranın yabancısıydılar ve de tahminime göre ehliyetlerini yeni almışlardı. Çaresizliklerini gözlerinden okuyabiliyordum.

Önce birer sıcak çay içip, ısındıktan sonra daha sonra bir şekilde problemlerini halledeceğimizi teklif ettim.

Gençlerle beraber arabanın olduğu sokağa doğru ilerlemeye başladık. Onları biraz rahatlatmak için sohbet etmeye başladım.

iki kardeş gezmeye gelmişlerdi Rotterdam’a. Daha sonra arabanın yanına ulaştık. Biraz zahmetli olmasına rağmen ve ayaza karşı sonuca ulaştık ve arabanın lastiğini değiştirdik. O anki onların yaşadığı mutluluğu görmem için gözlerine bakmam kafi geldi. Bu devirde her iğliğin para karşılığında yapıldığını düşünen gençler, para teklif ettiler fakat kabul etmedim. Ben anladım ki, insanı en mutlu eden şey, başka birisini mutlu etmekmiş. Ben birebir yaşadığım bu olaydan sonra yukarıdaki araştırmayı tasdik etmiş oldum.

Eğer bizler çocuklarımızın insanlara karşı merhamet duygusunun gelişmesini, istiyorsak, sevgi ve şefkati, karşılıksız sevginin ne demek olduğunu öğretmek istiyorsak, ilk olarak hayvan sevgisinden başlamalıyız…

Bütün mutlulukların sizlerin olması temennisiyle, hoşça kalın…        ◄◄               

About Dogus