EN GÖRKEMLİ DÜĞÜNLER  EN  GÖRKEMLİ YANLIŞLAR  

Huseyin Kerim Ece02

 

İslâmî bir düğün nasıl olmalı sorusunun cevabı net olmadığı gibi bunun sınırları da çok net çizilemez. Yani İslâm Müslümanlara düğün şeması çizmiyor, standart bir şekli dayatmıyor, ama imana uygun ölçüler/ilkeler tavsiye ediyor.

 

Dünyanın her tarafındaki Müslümanlar bunu kendi örf ve geleneklerine, ekonomik şartlarına ve imkânlarına, zevklerine ve kültürlerine göre yapabilirler. Düğünlerin farklı yapılmasında dinen bir sorun yok. Ancak düğünle ilgili her şeyin meşru olması, mübah (helâl) sınırlarını aşıp harama bulaşmaması şartıyla.

 

Müslümanlar madem ki kız istemeyi ve nikâhı Allah’ın emri Peygamberin kavli ile yapıyorlar. Düğünleri de bu sözle yapmaları gerekir.

 

Üzülerek söylemek gerekirse, günümüzde Müslümanların düğünlerinde kendi inançlarına uymayan bazı yanlışlar var. Bunlardan bir kaç tanesi şöyle:

 

– Gücü aşan aşırı takı istekleri: Mehir yerine başlık parası gibi altın, mücevher (takı) veya eşya pazarlıkları yapmak.

 

– Pahalı elbiseler, gelinlikler: Bir defa giyilecek elbiseye bu aşırı masraf acaba gerekli mi? Düğünlerde giyilen elbiseler de öyle. Nişanda ayrı, kınada ayrı, düğünde ayrı, sabah bir elbise akşam bir elbise, düğün öncesi bir elbise, düğünün sonuna doğru başka bir elbise giymek ihtiyaç ve düğün sevinci faktörüyle açıklanamaz.

Bunların ihtiyaç mı, desinler için mi olduğuna herkes kendisi karar versin.

Bu israfa berber masraflarını da eklemek gerekir.

 

– Tesettüre uymayan giyimler:

Kur’an yani İslâm Müslüman erkeklere ve Müslüman kadınlara tesettürü (örtünmeyi) emreder. Bunun da ölçüleri bellidir.

Düğünlerde bırakın İslam’ın emrettiği gibi kapalı giymeyi, daha da açık, daha da dekolte, daha da pahalı, daha da gösterişli elbiseler giyiliyor.

Düğünlere, bayramlara güzel ve güç nisbetinde kaliteli elbise ile katılmakta bir sakınca yok, ama her şeyin ölçülü olması, imana uyması gerekmez mi?

 

– Karışık oynamalar:

Kim nasıl düşünürse düşünsün, nasıl yarsa yapsın; İslâm dini kadın ve erkeklerin birlikte oynamalarına izin vermez. Ayrı olmak şartıyla kadınların veya erkeklerin, müzikli veya müziksiz, kendi aralarında halk oyunları oynamalarında bir mahzur olmasa gerek.

 

– Dans olayı:

Bazı düğünlerde gelin ve damat veya davetliler eşleriyle, yakınlarıyla müzik eşliğinde dans ediyorlar. Şimdilerde çoğu düğünlerde âdet olan bu oynamanın bizim kültürümüzle, değerlerimizle uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. Tümüyle Avrupalıların kültürüdür. Bize sonradan bulaştı.

– İçki sunulması veya içilmesi:

İslâm sarhoşluk veren her türlü maddeyi haram kılar Müslümanlara… Düğünler bu haramı yumuşatmaz.

 

– Düğün esnasındaki takılardaki aşırılıklar:

Düğünlerde davetliler tarafından geline ve damada ikram edilen takılan güzel bir yardımlaşma ve hediyeleşmedir. Bu hem düğünün sevincini paylaşmak, hem yuva kurmaya çalışan gençlere destek, hem de hayır yolunda infaktır.

Ancak bunun da gösterişe kaçmaması, bütçeyi zorlamaması, “onlar şu kadar verdi biz de o kadar verelim”, “hele bir bakın kim ne kadar veriyor” şeklinde yarışa ve şov yapmaya dönüşmemesi gerekir.

Unutmamak gerekir ki hediyede miktar ve kalite değil, samimiyet esastır.

– Aşırı müzik sesi:

Müzik gruplarının herhalde tarzları böyle. İcra ettikleri müziğin sesini alabildiğine açıyorlar, şarkılar ve türküler koca koca anfilerden bütün salonu sese (gürültüye) boğuyor. Sanırım güzel müzik ile gürültü arasında fark vardır.

 

– Düğünlerin zorlaştırılması: Peygamber (sav) “Kolaylaştırın zorlaştırmayın, müjdeleyin nefret ettirmeyin” (Buhârî, İlim/12, Edeb/80. Müslim, Cihad/6-7 no: 1732-1733) dediği hâlde günümüzde Müslümanlar nikâhı, düğünleri, dolaysıyla evliliği zorlaştırıyorlar. Bu zorlaştırma işi kız istemeden nikâh için bir sürü şart ileri sürmeye, takı pazarlıklarına, pahalı eşya taleplerine, düğünlerde akıl almaz israflara kadar uzuyor.

“En hayırlı düğün en az masraflı, en kolay olanıdır” prensibi yerine günümüzde bunun tersi yapılıyor. En masraflı, en görkemli, en gösterişli düğünler; “en şanımıza yakışan”, “dillere destan” düğün zannediliyor.

Nikâhlar, düğünler zorlaştırıldıkça gençler evlenmeye sıcak bakmıyorlar.

 

– İsraflar:

Günümüzdeki düğünler âdeta bir israf galerisi. Her şey israf ediliyor. Yani lüzumundan çok harcanıyor. Bu israf kız istemeye giderken beraber götürülen çiçek ve tatlıdan başlıyor elbise, eşya, gelinlik, berber, fotoğraf, gelin masası, kapı parası, pasta, çerez, içecek, yemek, müzik grubu, konvoy için araba kiralama, balayı vb.ye kadar uzanıyor.

En çok da zaman israf ediliyor.

Her düğünde en az üç saat oturuluyor. Bir yılda onlarca düğüne gitmek zorunda kalan kişilerin, ya da bir yılda düğünlere giden on binlerce katılımcının israf ettikleri zamanı bir hesap edin… Bu gibi harcamaların hangisinin yuva kurulmasında lüzumlu olduğu tartışılır.

 

– Gösterişler/şovlar:

Modern zamanlarda pek çok alanda görüntü, vitrin ve aksesuar ön plana çıkıyor. İşin özü, muhtevası unutuluyor. Bunu düğünlerde de görmek mümkün. İslam’a göre nikâhın, evliliğin, yuva kurmanın, bu sayede eş olmanın özü, hikmeti, amacı bu israf ve gösteriş anlayışı yüzünden güme gidiyor.

Gerçekten düşünmek gerekir, evliliklerde, düğünlerde amaç nikâhı, evliliği duyurmak mı, dost ve akrabalarla bu sevinci paylaşmak mı, yoksa gösteriş yapmak, vitrini süslemek, aşırı harcama (israf) yapmak, desinlere gitmek mı?

(Düğünlerde yapılan aşırı harcamalar fakir ülkelerde nice garibanın derdine merhem olur. Bir düğünde on binlerce harcama yapabilen bir Müslüman’ın; Allah yolunda infak etmeye (harcamaya), fakire, mağdura, mültecilere yardım etmeye sıra gelince “yok” demesi, elinin titremesi anlaşılır değildir.)

 

– Konvoy, korna sesleri:

Düğünlerdeki aşırılıklardan biri de gelin alırken gürültü yapılması, trafiği aksatan konvoylar ve korna sesleridir.

Avrupa ülkelerinde trafiği aksatmak ceza-i işlem gerektiren bir suçtur. Hele korna sesleri… Buna ne ihtiyaç diye sormak gerekir. (Türkiye’deki gibi silah atamayanlar, bu ihtiyacı korna sesiyle mi gideriyorlar?)

Bir şey yaparken çevreyi, başkalarını da hesaba katmak gerekir.

Bizim kimseyi rahatsız etmeye, trafiği engellemeye hakkımız yoktur.

Bu konudaki aşırılıkların çevremizdeki komşuları, insanları rahatsız ettiğini hatırlamak gerekir.

 

– Aşırı kalabalık:

“Anlı şanlı düğün”lerin davetlilerin çok olması, kalabalık ve fazla masraflı olması ile mümkün olduğu anlayışı da gözden geçirilmeli.                   ◄◄

About Dogus