Doğuş panelleri yeniden gündem belirliyor…

Adnan02

Değerli okurlarımız hepinizi en kalbi duygularla selamlıyorum.

Henüz doğru dürüst kar görmesek de Hollanda’da kış, sert soğuğu ile kendini hissettirmeye başladı. Ancak Hollandalıların dört gözle bekledikleri dondurucu soğuk henüz gelmedi.

Biliyorsunuz Hollandalıların millî sporu olan “elfstedentoch” yıllardır yapılamıyor. Bu spora katılmayı büyük bir övünç vesilesi sayıyorlar. Yetmişli yıllarda bu spor çok yapılır ve günlerce televizyonlar bu kayak sporunu ekranlara taşırlardı.  Ama görünen o ki, Avrupa’nın iklimi artık o eski iklim değil. Özellikle Hollanda deniz seviyesinden aşağıda olması nedeniyle iklim değişiminden daha çok etkileneceğe benziyor.

 

Değerli okurlar, uzun kış geceleri alında birçok güzel faaliyetin yapılabilmesine kapı aralamaktadır. Geceler çeşitli kurslarla, çeşitli konferanslarla, spor etkinlikleri ile ve tabi ki eş dost ve aile ziyaretleriyle değerlendirilebilir.  Doğuş gazetesi olarak biz de bu gecelerin değerlendirilmesi adına değişik konularda paneller düzenlemeye başladık. İlkini 11 Ocak Cuma günü gerçekleştirdik. Konu başlığımız; “Düğünler Ekseninde Gelenek ve Kültürel Değişime Kritik Bakış” idi.

Panelde 5 panelist ya da konuşmacı ve bir de moderatör yer aldı. Her konuşmacı düğünlere kendi içinde bulunduğu ortamdan bakıp değerlendirdi.

Yıllardır video çekimleri yapan biri olarak çok yakından gördüğüm ‘âdet ve töre’ adı altında yapılan birçok çarpıklığı acizane ben dile getirmeye çalıştım. Ömer Atıf aynı şekilde Gökkuşağı Sanat Merkezi düğün organizasyonları yapan biri olarak kendi tecrübelerini ve gördükleri çılgınlık derecesine varan düğün masraflarını gözler önüne serdi. NIF Basın Yayın Başkanı Ercan Kuzu sürekli zorlaştırılan düğünlerin gençleri isyan ettirecek duruma getirdiğini dile getirdi. Rotterdam’da düğün salonu işleten Hasan Tekten kendi perspektifinden bakarak düğünlerde yapılan masraftan çok israfa dikkat çekti. Değerli yazarımız Hüseyin Kerim Ece ise düğünlerimizin dinî boyutunu ele alarak bizler, Müslümanlar olarak düğünlerimizi neleri dikkate alarak yapmamız gerektiğini ayet ve hadisler ışığında anlattı. Değerli Haber Müdürümüz Zeynel Abidin Kılıç ise panelin moderatörlüğünü yaptı. Panel, “Dogus Krant” Facebook adresinden canlı olarak yayınlandı. Arzu edenler bu adresten bakabilirler. Bizce gayet başarılı bir panel oldu. Çok kısa bir zaman dilimi içinde gerçekleştirdiğimiz panelimizin duyurusunu tam olarak yapamadık ancak yine de salonumuzda izleyenlerimiz vardı. Programı sonuna dek izlediler ve daha sonra da düşüncelerini dile getirdiler. Konunun çok isabetli olduğuna dikkat çektiler ve bu konunun hemen kapanmaması gerektiğini de dile getirdiler. Anlaşılan o ki düğün konusu herkeste bir gedik açmış, her ev de ayrı bir hasar meydana getirmiş. Bir çılgınlığa dönüşmüş. Sürekli yeni şeyler ekleniyor ve bunlar âdetmiş, töreymiş gibi kabul görüyor. Yarım asırlık gurbet geçmişimize bir baktığımızda, düğünlerimizin dünü ve bugününü incelediğimizde karşımıza düne göre bugün acımasız yüklü bir fatura çıkıyor. Biz bu panelde bu çarpıklıklara dikkat çekmeye çalıştık. Elli yıllık bir geçmişi birkaç saatte özetlemek kolay değil elbette…

 

Düğünlerimiz…

…Mesela yerleşik yaşama geçtiğimize göre çevremizle biraz uyumlu olarak yaşamamız gerektiğini düşünerek şu düğün törenlerimizi bir ele alalım… Aslında ilk geldiğimiz yıllardan bugüne bakıldığında düğün yapışımızın, eğlenme şeklimizin sürekli değişime uğradığını net bir şekilde görebiliriz. Eskiden çok mütevazi olan düğünlerimiz şimdi her bakımdan yeni âdetlerle, yeni eklentilerle bezenmeye başladı. Daha gürültülü, daha havalı, daha sisli dumanlı olmaya başladı. Ve biz komşularımıza karşı daha bir cesur, daha bir vurdum duymaz ve daha bir “Kimse bize karışamaz, zira bu bizim adetimiz” havalarına girmeye başladık. Kısaca özetleyelim. Düğünlerimizde apartman balkonlarında davul zurnayla mahalleyi ayağa kaldırmaya, ev hayvanlarını korkutmaya, hastaları rahatsız etmeye devam edecek miyiz? Buna komşularımız, yani bu ülkenin asıl sakinleri nereye kadar tolerans tanıyıp anlayışla karşılayacaklar?

Sokakları klakson sesleriyle inletip trafiği alt-üst etmeyi ne kadar sürdürebileceğiz. Motosiklet tekerini olduğu yerde fır döndürerek spin yaptırarak ortalığı dumana boğarak hem gürültü hem de hava kirliliği yapmayı daha ne kadar sürdürebileceğiz.

Kızlarımızı gelin ederken evden çıkacağı sırada o “duvak” ya da “al yazma” denen ve ne anlama geldiği pek bilinmeyen; gelinin etrafı görmesini ve etraftakilerin de gelinin yüzünü görmesini engelleyen o kırmızı örtüyü daha ne kadar çocuklarımızın başlarına geçirerek âdeta onları evlerimizden kimse görmeden kaçırıyormuş izlemini vermeye daha ne kadar devam edeceğiz?

Düşünsenize. Bir düğün merasimi yapılmakta… Dışarıda davullar çalıyor. Halaylar çekiliyor. Zılgıtlar atılıyor. Rengârenk sis bulutları çıkaran meşaleler yakılıyor. Korkarım çok yakın bir gelecekte düğünlerde havai fişek atmaya da başlayabiliriz. Zira ülkemizde bir türlü önünü alamadığımız “silah” atmayı seven magandalar; burada bunu yapamadıkları için o çılgınlıklarını da havai fişek ateşlemek yoluyla telafi etmeye çalışacaktır. Ve sonra biri çıkıp “Neden böyle yapıyorsunuz?” diyen komşusu Hollandalıya “Bu bizim âdetimizdir” demeye kadar işi götürebilir.

Şimdi, yukarda düğün âdetlerimizin sadece bir kısmını yazdım yani dışarıda gözle görülebilenleri yazmaya çalıştım. Bir de içeride olanlar var ki onların da her biri bir senaryo konusu… Mesela kapı kilitleme olayını düşünün…

Ben şahsen düğünlerde çekim yapan biri olarak bu kapı kitleme esnada birkaç kez düğünün bozulmasına kadar varan ciddi kavgaların çıktığına şahit olmuşumdur.

 

Aslında bu konuda yazacak konuşacak çok şey var ama biz şimdilik bu kadarla yetinelim. Gelecek sayıda yeniden buluşuncaya dek her şey gönlünüzce olsun.

About Dogus