Miladi mi? Hicri mi? Haram mı? Helal mı?

 Adnan02

 

 

Değerli okurlarımız,

Hepinize bir kez daha iyilikler güzellikler dileyerek yazıma başlamak istiyorum.

Her yıl miladi takvimin başlaması olan ve Hristiyanlarca Hz. İsa’nın (as) doğum günü olarak belirlenen yılbaşının gelmesiyle Müslüman kesimde bir tedirginlik baş gösterir. Bir tartışma başlar gider. Zira Müslümanlar kendi inanışları doğrultusunda, peygamber Efendimizin Mekke’den Medine’ye hicret ettiği tarihi kendi yılbaşıları olarak kabul ederler. O günü kutlar ve o geceyi ihya ederek birbirlerini tebrik ederler. Yani takvimlerin dinî boyutları bu.

Eğer yılbaşıları dinî günler olarak kabul ediyorsak o zaman Müslümanların bir Hristiyan bayramı olan yılbaşını kutlamaları onlar için kesinlikle sakıncalı görülmektedir. Elbette ki Müslümanların yaşadıkları bu ülkelerde yılbaşına karşı bir tavır içine girdikleri vaki değildir. Elbette Müslümanlar başka din mensupları ile her nerede olursa olsun yan yana yaşamayı da bilmektedirler. Bunu ta İslamiyet’in ilk yıllarında Medine döneminde göstermişlerdir. Bunu hâkim oldukları İslam beldelerinde de göstermişlerdir. Bugün de Avrupa’da da yan yana yaşayabildiklerini göstermektedirler.

Yılbaşlarında yaşanan tedirginliğin kaynağını nedir o vakit. Müslümanlar doğal olarak kendi nesillerinin İslam’dan uzaklaşmasından edişe etmektedirler. Müslümanlar bu ülkelerde birlikte yaşamayı istiyorlar. Onlar bu ülkelerin kalkınması için omuz omuza verip birlikte çalışmayı da istiyorlar. Onlar bu ülkelerin yasalarına da saygı duymayı biliyorlar. Ama bir şeyi istemiyorlar egemen kültürün orantısız bir etkileme gücü kullanmak suretiyle Müslüman nesli asimile etmesini istemiyorlar.

Takvimler, Ay’a ve Güneş’e göre; yılları, ayları, haftaları ve günleri belirlemektedirler. Miladi takvim güneşe Hicri takvim ise Ay’a göre düzenlenmiştir. Bu konuda çok detay var. Örneğin biri yılın günlerini 365 olarak kabul ederken diğeri 354 olarak hesaplıyor.  Şimdi sizleri bu detaylara boğmak istemiyorum. İlgi duyanların Google’a girip merak ettiği ayrıntıları sorarak çok geniş bilgiler elde edebilirler.

Yani demem o ki, takvimler genel anlamıyla dinî kökene dayanırlar ancak içerik ve işlev olarak günlük hayatımızın hareketlerini belirlerler. Tatil günlerini yani kutsal günleri belirler. Şöyle ki, miladi takvim Hristiyan için Pazar’ı, Yahudiler içinse Cumartesiyi kutsal günler saymaktadır. Oysa hicri takvimde tatil günü cuma gününü olarak belirlenir. Cuma, Müslümanların ibadet günüdür, istişare günüdür. Müslümanlar bugün camileri doldurarak ibadet ederler. Elbette onlar da bugünün tatil günü olmasını arzu ederler. Bu ileride olur mu olur. Cuma, Cumartesi ve Pazar tatil…  Gelişen teknolojik imkânlar, fabrikaları istila eden robotlar, insanların daha az çalışmasını sağlamaktadırlar. Dolayısıyla ileride tatil günleri sayısı artabilir ve bu neden “Cuma” günü olmasın.

Kısaca Müslümanlar kendi nesillerinin bu ülkelerde şuurlu bir şekilde yaşamalarını arzu ediyorlar. Onların ne yaptıklarını, neyi kutladıklarını bilmelerini arzu ediyorlar. Bu çerçeveden bakınca bir Müslümanın “Ben Müslüman olduğum için yılbaşı kutlamıyorum” demesi yadırganmamalıdır. Bu söz bu ülkenin kanununa, yasasına karşı çıkmak şeklinde algılanmamalı. Kötü niyetli kişilerin bunu böyle lanse etmesine itibar edilmemeli.

Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanından sonra 1926 yılında miladi takvim kabul edilmiştir. Ancak bunun, sadece ayı günü vesaire belirleyen bir takvim olarak alınmış olduğunu düşünüyorum. Yoksa dinî bir vecibe olarak alınmış olduğunu sanmıyorum. Tarih bilgim çok zayıf umarım yanlış şeyler söylemiyorumdur. Bu ayırdımın yapılması gerektiğine inanıyorum.

Yılbaşı kutlamayla alakalı en yetkili kurumumuz olan Diyanet İşleri Başkanlığı’na da her yıl yığınla soruların geldiğini tahmin edebilirsiniz. Bu konuda yapılan bir açıklamayı alıntıladım. Bence tatmin edici bir açıklama sizleri o alıntıyı okumaya davet ederken Allah’a emanet olunuz diyorum

Yılbaşı Kutlamak Günah mıdır?

Her yılbaşı internette pek çok kişi;” Yılbaşı Haram mıdır? Yılbaşı kutlamak günah mıdır? Yılbaşı Noel midir? Yılbaşı ne demektir? Yılbaşı İslam dininde var mıdır?” gibi sözleri arıyor. Yılbaşı kavramı ile Noel Kavramı ülkemizde sıkça karıştırılsa da, dinimizde iki durum ile ilgili de hükümler mevcuttur. Her ne kadar yılbaşı kavramı ile Noel kavramı aynı olmasa da, Batı ülkelerinin kültürlerinden gelme bu iki kavram da “ayet ve hadislerce” açıklanmış ve belirli hükümler konmuştur.

Noel Kavramı, Hristiyan Dünyası’nda Hz. İsa’nın dünyaya geldiği hafta yapılan belirli etkinliklere verilen isimdir. Noel Baba, Christmas, Hindi kesmek gibi pek çok “âdet”, Batı Dünyası’na ait kavramlardır ve Hristiyan Dünyası’nın gelenekleridir. Noel Kutlamak ile ilgili dinimizdeki hükümler şöyledir: Noel Kutlamak veya Noel ile ilgili bir şeyler yapmak, başka dinlere benzemek anlamına gelmektedir. İslam dinînin başka kutsal günleri vardır ve bu günlerde yapılacak başka ritüellerde vardır. İslam Dinînde başka dinlere ve kültürlere benzemek kesinlikle yasaklanmıştır.

“Kim herhangi bir gruba benzeşirse o da onlardandır.” (Ebu Davûd, Libas 4) hadisinde de belirtildiği gibi, Hristiyanların adetlerine uyum sağlamak ve onlara benzeşmek, İslam dininde kat’iyen yasaklanmıştır.

Yılbaşı Kutlamak günah mı? Diyanet bu konuda ne diyor?

Yılbaşı her ne kadar Noel ile aynı şey olmasa da yine Batı Dünyası’na ait bir kavramın taşınması anlamına gelir. Biz Müslümanların takvimi “Hicri Takvimdir”. Günümüzde her ne kadar global bazı sebeplerden ötürü Miladi Takvim kullanılsa da Müslümanların esas yılbaşısı Hicri Yılbaşıdır ve bu gün ve gece dualar ve ibadetler ile ihya edilir.

Yılbaşı kutlama kavramı genelde malayani işleri ifade eder. Yılbaşı kutlamaları ülkemizde de maalesef batı ülkelerinde olduğu gibi erkek ve kadınların bir arada bulunduğu ve dans edip, oyunlar oynadıkları bir ortamı ifade eder. Ayrıca tombala, piyango gibi haram olan işler de Yılbaşı Gecesi’ne aittir. Bu kutlama kültürü de ülkemize batı ülkelerinden transfer edilmiştir. Oysa İslam Dinînin buna kesinlikle bir izni yoktur.

Yılbaşı Kutlamaları ve piyango konusunda Diyanet İşleri Başkanlığı’nın tavrı: “Kendini ve yaratılış̧ gayesini unutarak, değerlerimizle örtüşmeyen, insan hayatına katkısı olmayan gayrimeşru tutum ve davranışlar sergilemek bir mümine asla yakışmaz”.

Kaynak: Mynet

About Dogus