Hollanda’da Cezaevlerine  Bir Başka Açıdan Yaklaşım

Ergun Madak 02 PSD yeni

Kasım-Aralık aylarında NPO kanalında, Hollanda cezaevlerinde yatan her milletten bayanlarla röportajlar yapıldı. Herkesin kendisine göre nedenleri vardı. Ama sonuçta gelinen nokta pişmanlıklar, çocuklardan, aileden koparılmışlıklar. Yaratılış itibariyle hepimiz insanız, zaaflarımız var ve bu zaafların da suç kategorisine girenlerin bir faturası oluyor.

Doğuş, Türkçe bir gazete ve biz de ister istemez bu soruna Müslüman yabancılar perspektifinden bakmaya çalışacağız. Yıllardır cezaevlerinde çalışan bir arkadaşıma sorular yönelttik ve aşağıdaki cevaplara ulaşabildik. Özel hayatın gizliliği yönetmeliğinden hareketle sadece genel izlenimler üzerinden yine genel sonuçlara ulaşacağız.

 

Müslümanlar ekseninde ne tür suçlar daha çok ön plana çıkıyor?

A- Hollanda’da suçların büyük ekseriyeti uyuşturucu etrafında dönüyor. Uyuşturucu ticaretinden para kazanan, kolay kazanılan paranın en çok harcandığı yerler de, kumarhane ve gazino ve fuhuş etrafında dönüyor.10 yıl önce Amsterdam ve çevresindeki suçların büyük ekseriyeti uyuşturucu ve onun yan alanları olan kumar ve fuhuş etrafında dönüyordu.

B- Gençler arasında en çok artan ikinci suç ise hırsızlık olayları; ev soygunu, motosiklet hırsızlığı veya güçsüz insanları soyma gibi nedenler. İnsanları başka dini gruplara ayırarak veya onları kafir görerek mallarını veya eşyalarını gasp etme düşüncesi fazlaca var. Bu düşünce de kolayca hırsızlık yapmaya neden oluyor.

C- Aile içi şiddet kavga, yüz kızartıcı olaylar yüzünden içerde olanlar da var.

 

D- Sanal suçlar, devleti dolandırma, suç örgütlerine yardım  veya yataklık etme (kriminal para.)

E- Bazı yabancılar neredeyse bir ayağı hapishane de bir ayağı dışarıda yaşıyorlar. Bir anlık kızgınlık veya hatayla dışarıdaki herkes içeriye gelebilir. Yabancılar, Hollandalara göre 2- 3 kat daha fazla ceza alıyor veya suçlanıyor diyebiliriz.

 

Örneğin son 10 yıla bakıldığında bir artma var mı?

Son yıllarda uyuşturucu ve paylaşımı noktasında Mocro mafia konusunda bir artma var. Kolay yoldan para kazanma isteği kişileri her türlü uygunsuz işlere sürüklüyor.

 

Genel olarak ne tür insan tiplerinden bahsedebiliriz?

Bu insanlar içimizde yaşayan, kafe, loungelarda veya theehuis gibi yerlerde vakit geçiren çoğu cami ve cemaatten ayrı yaşayan insanlar. Bunlar büyük çoğunluğu oluşturuyorlar (% 70),  gerisi de her insanın başına gelebilecek, beklenmeyen olaylarla içeri girenler. Çoğu  maddî ve aile sorunları olanlar…

 

İnsanları suça iten faktörler neler olabilir?

– Yabancı olmak

– Fazla para ve lüks isteği

– Uyuşturucu pazarının kolay para kazanma cazibesi

– Okul ve eğitimde başarısız olmak, başka alanlarda hızlıca kariyer ve para yapma isteği

– Dinî ve millî kimliksizlik hâli

– Bireysellik ve narsisizm

– Gruptan ayrı olmak

– Kendini iki ayrı kültür, ülke arasında ortada hissetmek

– İki ayrı ülkede yatırım için  her şeyi yapmak

Müslüman toplumumuzun eksik kaldığı alanlar var mı?

Bu insanlar, bu kültür ve aile ortamıyla kendi ülkelerinde de yaşasalardı aynı suçları işleyebilirler. Belki de Hollanda’da daha az suça eğilimliler. Geldiği aile ve eğitimine bakınca bu insanlar her yerde potansiyel olarak bu suçları misliyle işleyebilirler.

Müslüman toplum, bu kültür ve göçmenlik sorunuyla her zaman eksik kalacaktır. En büyük eksiklik sosyal sorunlarda. Sorunun adını ve nedenlerini ortaya koyacak araştırma kurumlarına sahip olamamaktır.

Sorunun kaynağı ve çözümleri, bizler ortaya koyup bunu kendi toplumumuzla konuşsak daha başarılı olabiliriz. Ortada kurum olarak Müslüman toplum yok. Tekil Müslüman var, fakat tikel nitelik olarak bir kurum yok…

Önümüzdeki yıllarda aileler, dernekler, camiiler, vakıflar, bu konuda neler yapabilirler?

Hapishanelerde yardım edecek gönüllü bulamıyoruz. Kimse gönüllü olmak istemiyor. İçimizde bir utanma ve onur kültürü var. Göçmen olarak başkalarının mutsuzluklarıyla, mutlu olma sürecindeyiz.

İş yine annelere düşüyor. Onlar bunları birinci sorun edinirler ve kurumsallaşırlarsa mesafe alırız.

 

***

 

Değerli düşüncelerinden dolayı kendisine teşekkür ediyorum. Yukarıda ifade edilen tecrübelerden sonra yapılması gereken ne kadar çok şey var dememek elde değil. Öncelikle yapılması gerekenlerin başında zamanında önleme tedbirleri almak, hapishanede olanların ise toplumumuza kazandırılmasına önayak olmak herhâlde elzem.

 

Bir diğer önemli nokta ise, uyuşturucu veya başka bir sebepten dolayı hapishanelere düşen gençlerin, cami ya da vakıflardaki gençlerimizle buluşturulması ve bu gençlere, kötü yollara nasıl düşüldüğünün anlatılması ve gerek hapishane yaşamının ve gerekse hapishane sonrasındaki yaşamda ne tür kötü sonuçlar doğurduğunun paylaşılması lazım. Bizim onlara, ders vermemizden veya kitaplar okutmamızdan, nasihatler vermemizden daha etkili olabileceğini düşünüyorum.

 

Aynı yöntemi uyuşturucu, alkol bağımlılarıyla ve borç batağında yüzenlerle de yapmak mümkün. Maksat, Müslüman gençlerin, geç kalmadan uyarılması, kötü yola düşmelerinin engellenmesi ve böylelikle inançlı, samimi, ahlâklı bir Müslüman toplumun büyümesini teşvik etmek olacaktır. Hapishanelerde olanlara da şu mesajı vermek herhâlde yerinde olur: Bu dinin ve  ümmetin kapıları herkese açık; yeter ki tövbe samimi ve içten olsun.

 

Ümmet yargılamasın, sabıkalı ise Rabbine kendine affettirmek için samimi ve dürüst olsun yeter.

 

Doğuş Haber Merkezi

About Dogus