HAPİSHANEYE YOLU  DÜŞMEK

Huseyin Kerim Ece02

Üzülerek söyleyelim ki Hollanda hapishanelerinde hatırı sayılır sayıda Müslüman mahkûm var.

Uzun zamandan beri hapishanelerde geestelijke verzorger (manevî rehber) olarak çalışan birisi olarak Müslüman kişilerin  hapishaneye düşme sebeplerini şöyle özetleyebilirim:

1- Aile hayatından kaynaklanan sebepler:

Bilhassa gençlerin zamana, kişiye, inanca, şartlara uygun, kişiye sağlam bir karakter kazandıran, inançtan kaynaklanan kaliteli eğitim ve terbiyenin verilmeyişi.

Bunun yanında ailede yeterli ilgisinin olmayışı, yalnızlığa terkedilme,  boşanmalar, çocukların bakıcı ailelere bırakılmaları,

aile içi şiddet. Çocukların dövülmesi, aşağılanması, aile içi içki, kumar, uyuşturucu alışkanlıkları, kavgalar, maço erkeklerin varlığı kimilerini suça itiyor.

 

2- İnanç boşluğu:

Eğitim ve terbiyede inanca, dinî değerlere yer verilmemesi, ya da dinîn çocukların anlayacağı şekilde öğretilmemesi, geleneğin, örf ve âdetlerin “din” diye öğretilmesi, ya da gençlere bid’at ve hurafelerin İslâm boyası sürülerek “din” diye öğretilmesi. Böyle bir din anlayışı gençlerin hayatta karşılaştıkları gerçeklere ve sorulara cevap veremiyor, sonra da bir boşluğa düşüyorlar. İnanç açısından boşluğa düşenler de suç ortamına sürüklenebiliyor.

Kimileri de günahın, suçun, haramın ne olduğu konusunda yeterince bilinçli olmazlar.

Sonra da yapmaktan çekinmezler.

 

3-İhtiyaçların karşılanmaması:

İhmal edilen ve en tabii ihtiyaçların yeterince karşılanmaması, gençlerin ruh yapısına olumsuz etki eder. Bu ihtiyaçları başka yoldan karşılamayı denerler. Bu da onları suça sürükleyebilir.

 

4- Anne-babaya karşı gelme, ya da onlarla iletişimsizlik: Kimilerine göre anne-baba geri kafalı, cahil, okumamış, gençlerin hâlinden anlamayan, kaba, her şeye karışan, çocukların özgürlüklerini kısıtlayan, ihtiyaçları karşılamayan kimselerdir. Ebeveynine böyle bakan gençler onları dinlemez, yalan söyler, kandırmaya çalışırlar. Bu gibi sebepler, anne-babanın da sorunlara ustalıkla yaklaşamaması giderek aralarındaki iletişimi azaltır. İletişimsizlik uzaklaşmayı, ilgilenmemeyi, hatır saymayı, saygı göstermeyi, değer vermeyi azaltır.

 

5- İrade zayıflığı, aklı kullanmamak, ileriyi görememek:

Kimilerinin iradeleri zayıftır. Nefsini isteklerine, şeytanın davetlerine “hayır” diyemez. Bazen daha çok kazanma hırsı, şehvet-kadın, lüks hayat özlemi, dış (zevke hitap eden) hayatın cazibesi ağır basar. Aklını kullanıp “bu iyi mi kötü mü, sonu ne olur, zarar mı ederim kâr mı?” diye düşünmez. O anda canının istediğini yapar. Bu şekilde aklı ve iradesi devre dışı kalıp nefsinin kölesi olanlar suça daha çok meyilli olurlar.

 

6- Başıboş olmak, umursamazlık:

Kimileri hayatta başıboş olduğunu, görev ve sorumlukları olduğunu bilmez. Ya da böyle şeylerle ilgilenmez. Veya sorumluluk altına girmek istemez. Bu onun zevklerine engel olabilir. Böyleleri okumayı anlamsız, meslek yapmayı lüzumsuz, evlenmeyi ayak bağı sayar.  Bazı Müslüman gençler, “şimdi hayattan zevk alayım, ileride tövbe ederim” diye hayali bir ümide, daha doğrusu şeytanın bu tip aldatmalarına aldanırlar. Zevklerinin peşine giderken, kendince eğlenirken, bir de bakarsınız ki hapse düşmüşler.

Kimileri de yaptıklarının duyulmayacağını, bilinmeyeceği hayaline kapılır. Ya da “ne olacak, bir kaç yıl yatar çıkarım, şimdi keyfime bakayım” şeklinde düşünür. Bunlar kanunları, cezâi müeyyideleri, hatta başkalarının haklarını umursamazlar.

 

7- Kötü arkadaş seçimi: Müslüman gençlerin bir kısmı “Kişi arkadaşının (dostunun) dini üzerindedir, Bu yüzden kiminle arkadaşlık yaptığına dikkat etsin” (Ebu Davud, Edeb/19. Tirmiz, Zühd/45) hadisini kaale almazlar. Kötü, ahlâksız, kriminel kişilere yanaşırlar, ya da suça bulaşan kişilerle arkadaşlığı bırakmazlar. Onlarla birlikte suça yuvarlanırlar.

Bir defa bu suç ortamına girilmişse uzaklaşması da zor olur.

8- Hırs ve tamah, kanaatsizlik: Genelde insanlarda, özelde gençlerde hırs, tamah ve özenti vardır. Ancak bunların dengelenmesi, ihtiyaç ile lüks, zaruri gereksinim ile özenti arasında bir dengenin olması gerekir.

Bazen ihtiyaç zannedilen şey, israf, lüks, lüzumsuz, üretici firmaların  propagandası olabilir.

“Kanaat tükenmeyen bir hazinedir”. Bu hazineyi kaybedenler aç gözlü, hırs ve tamah sahibi olurlar. Aç gözleri doymadığı için de yanlış işler yaparlar, hakları olmayan şeylerin peşine düşerler.

 

9- Nefsin isteklerine aşırı düşkünlük:

Kimileri zevk ve sefaya aşırı düşkündür. Gayrimeşru işlerden zevk alırlar. Bazıları da erkeklere bu işleri yakıştırırlar: “Erkek adam” diye. Bu tutku onların kalp gözlerini kör eder de günaha, rezilliklere, sonunda da suça iter, haberleri olmaz, ya da aldırmazlar.

Hâlbuki iyi ve yiğit kişiler nefsin isteklerini kontrol ederler, nefsinin, zevklerinin, tutkularının kölesi olmazlar.

 

10- Yanlış evlilikler, yanlış namus anlayışı:

Aile geçimsizlikleri olabilir. Ancak bu gibi sorunlar medenice çözülebilir de. Bazıları yanlış namus anlayışında, modası geçmiş örf-töreden hareketle şiddete başvurabiliyor, cinayete sebep olabiliyor.

 

11- Yanlış din anlayışı, ya da inanç istismarcılığı:

Kimilerine göre Hollanda “dârul-harb-savaş ülkesi”dir. Dolaysıyla gavura zarar vermek, nesillerini uyuşturucu ile zehirlemek, onları sömürmek caizdir derler. Bu, İslam’ı yanlış anlamaktır ve dini kendi aşağılık çıkarı için kullanmaktır.

 

12- Takva bilincinin ve âhiret inancının zayıflığı:

Takva, “Allah (cc) her an beni görüyor, beni murakabe ediyor” inancıyla, O’na karşı sorumluluk bilinciyle davranmaktır. “Sağ ve solda iki meleğin yapılan her şeyi amel defterine kaydediyor, âhirette bunlardan hesap vereceğim” şuuru ile yaşamaktır. Sonsuz hayattaki mutluluğun da bu dünyada kazanıldığını bilmeyenler hata yapmaya, günah-suç işlemeye devam ederler. Böyleleri galiba Allah’a karşı saygıyı-sevgiyi unutuyorlar, ya da ölümden sonraki hayatı hatırlamak istemiyorlar.     ◄◄

About Dogus