Bir Varmış Bir Yokmuş…

elif-bayraktar-02-300x75

Hani masallara başlanırken söylenir ya; olanla olmayanı anlatmak için  ‘Bir varmış bir yokmuş’ denilir. O misal, insanoğlu da bu dünyada bugün var belki yarın yok. Varlığımızla işgal ettiğimiz evimizi, odamızı, şuan oturduğumuz koltuğumuzu düşünelim. Var olmanın ve nefes alış-verişlerimizin bir şükrü olduğunu idrak edelim. Bir an düşünelim!

 

Kendini bilen, nefsini bilen, Rabbini bilir. Önce kim olduğumuzu düşünelim öyleyse. Tüm kimliklerimizin dışına çıkıp, sıradan bir ‘Abd’ yani ‘Kul’ olduğumuzu idrak edelim. İşte o zaman varlığımızın aslında ne kadar değerli ve önemli olduğunu anlayabiliriz. Hangi amaçla bu dünyada nefesimi tüketiyorum diye hesaba çekeriz kendimizi. Belki yüz defa hata etmiş olsak da şu anda tövbe ettiğimizde yeniden doğmuş gibi hissedebiliriz.

 

Yolumuzda engeller olacak elbet; hayatımızda iniş çıkışlar olduğu gibi. Her düştüğümüzde, hastalandığımızda, kalplerimiz yara aldığında ve imanlarımız zayıfladığında bize tekrar güç verecek olan şey yine ‘düşünmek’ değil midir? Düşünürken Allah’ı zikrederiz. Akıl melekelerimiz açılır, yüreğimiz ısınır ve O’nun tüm sıfatları gözümüzün önünde tezahür eder gibi, dilimizde dolanır.

 

An’da kalıp en çok düşündüğüm zamanlar, çocuklarımla beraber yaptığımız yürüyüşlerdir. Gökyüzünün ‘El- Musavvir’ ismiyle her gün yepyeni şekiller alması, ağaçların her mevsim elbise değiştirir gibi renkten renge girmesi, gittiğimiz hayvanat bahçesindeki her bir hayvanın bir amaç ve hizmet uğruna yaratılmış olması ve o şahane zikirleriyle/sesleriyle kulaklarımızda ses cümbüşü bırakması, rüzgâr, yağmur, kar, güneş, hayat. Her şey, Sübhanallah dememize vesile olan her şey. Düşünen insanlar için Allah’ın varlığının ve dahi kendi varlığının ispatı değil de nedir?

 

Bugün var, yarın yok olacağımız bu dünyada, var olmanın sevinci ve şükrüyle o hâlde daha çok iyilik yapmamız gerekir, daha çok güzel izler ve eserler bırakmamız gerekir. Daha çok sadaka vermek, yardımda bulunmak. Komşularımızla/akrabalarımızla daha hoş anılar biriktirmek, evlatlarımıza daha iyi davranmak, eşlerimize daha fazla huzur vermek, ve en önemlisi kendimizi daha çok sevmek.

 

Söylediklerimin hepsi Peygamber Efendimizin güzel ahlâkının örnekleri. Ulaşılamayacak veya yapılamayacak şeyler değil. Allah Teala bizden güzel ahlâklı olmamızı istiyor öncelikle. İbadetlerimiz ise güzel ahlâkımızın ve kulluğumuzun simgesi. Ona olan sevgimizin göstergesi.

 

Varlık âleminden ebedi olan yokluk âlemine doğru yolculuğa çıkmadan evvel, çok geç olmadan evvel, heybelerimizi altın amellerle doldurmaya gayret etmeye ne dersiniz?

 

Kum saati gibi ömrümüzden bir yıl daha gidiyor, yeni bir yıla girerken nefislerimizi sorgulamak için kaleme geldi sözcükler.

 

Ve masallar her zaman mutlu sonla biter. Ve her zaman iyiler kazanır.

 

Öyleyse; sevgiyle başlayan ve sevgiyle biten bir ömre sahip olmaktır asıl marifet. Yarın yok olduğumuzda arkamızda bizi sevgiyle anan insanlar bırakabilmektir.

 

Çünkü bu hayat masal gibi çok kısa.

 

 

About Dogus