Anlamlı Konuşmak Niyeti ile Slm 2019

havva koc02 yeni

 

 

Hiç düşündünüz mü? Yere düşen ekmeği kaldıran insan, neden yere düşen insanı kaldırmaz acaba?

 

Yeni yıl:

Bir yılın bitişi, yeni bir yılın başlangıcı. Bu günleri güzel değerlendirip, kendimize avantaja çevirebiliriz. Nasıl mı? İç dünyamıza, benliğimize dönerek. Yaşadığımız güzelliklere en layığı ile Allah’a (cc) şükredip, olumsuzlukları en çıplaklığı ile masaya yatırıp analiz ederek. Olaylara İslam’ın penceresinden bakarak değerlendirip yılın muhasebesini yapabiliriz. Kim bilir yıl içerisinde kaç defa sarsıldık, yere düştük ve tekrar ayağa kalktık. Ya da yıl içerisinde kim bilir kaç kişinin hakkına girdik, düşmesine vesile olduk.

 

Hayatın daimi bir öğrencisi olarak diyorum ki: Yere düştüğünüzde tekrar ayağa kalkmayı, yeniden “Bismillah” deyip yola devam etmeyi, azimle çalışmayı, gülümsemeyi, vicdanınızı, içinizdeki merhameti, sevgiyi, hoşgörülü olmayı ve en önemlisi insanlığınızı unutmayınız. Unutmayın ki sevilen bir kişi olmak, saygı duyulan biri olmaktan daha önemlidir. Çünkü saygı mecburidir, sevgi ise yürektendir…

 

……….

 

İnsan olarak çok mu meraklıyız, yoksa biz Türkler de bu merak konusu biraz daha fazla mı bilemiyorum.

Lakin gözlemlediğim tek şey şu: Her konuda her şeyin en iyisini biz biliyoruz. Aralık ayında Hollanda içerisinde pek çok farklı acı haberi aldık, şahit olduk. Bu köşemizde sizlere haberlerden bahsetmeyeceğim lakin, çok önemli bulduğum bir noktayı hatırlatmak istiyorum.

Evet acı haberleri ard arda alınca hepimiz üzüldük. Lakin nedir bu pervasızca  fotoğrafını paylaşmak, bütün bilgilerini büyük bir maharetmiş gibi sergilemek?

İsminden, soyadından tut bilmem ne akrabasına kadar tüm bilgilerini paylaşmak.

Düşünsenize, bu tip olaylar sizin en yakınınız da olabilirdi.

İster misin herkesin her yerde boy boy fotoğrafını paylaşıp altına yazılan bilinçli, bilinçsiz, acımasızca yorumlar yazılmasını?

Kimse bu tip olaylarda ne kişinin adını, ne ailesinin bilgilerini ne fotoğraflarını ne de sosyal medya hesaplarını paylaşmasın…!

İlla üzüntüsünü bildiren bir şey paylaşacaksa, kısa ve net başsağlığı dilesin ardından da “Fatiha” okusun.

Yeterli…!

……..

 

Bazen insanları gözlemliyorum. Özellikle “bizim mahalle” dediğimiz, camilerin, cemiyetlerin, partilerin, STK’ların ön safda bulunan, hocalarını, başkanlarını, idarecilerini.

Hayatını İslam’ın çizgilerine göre yaşamaya çalışan fakat Müslümanlara, insanlara karşı kullandıkları üslupları, kelimeleri çok sert buluyorum.

Oysa Kur’an bize:

“Kibarca konuş” Bakara 83,

“Gerçeği konuş” Ali İmran 17,

“Zarifçe konuş” İsra 23,

“Dürüst konuş” İsra 28,

“Yalansız konuş” Hac 30,

“Anlamlı konuş” Müminun 3,

“Sesini yükseltmeden konuş” Lokman suresi 19’uncu ayetlerinde nasıl konuşmamız gerektiğinin yol haritasını belirlemiş.

 

Seslerin yükseldiği,

Her an bir diğerinin ötekileştirildiği,

Hazır paket sloganların atıldığı,

En ince detayına kadar düşünülerek protokol sıralamasının yapıldığı,

Protokollerin önünde el pençe hazır vaziyette durulduğu,

Adının protokol gereği “saygı” nitelendirdiği günümüzde aklıma iki cihan sevgilisi Peygamber efendimiz geldi…

Şöyle bir köşede bizi izliyor olsa, ne der, ne yapar acaba?

Sustum şaşalı hayatımıza,

Sustum günahlarımıza,

Sustum tekfir edişlerimize,

Sustum vefasızlığımıza,

Sustum bir “tam” ümmet olamayışımıza,

Sustum ve yine sustum

Sadeliğin, nezaketin, el-Emin’in zirvesi Resulullah’ın karşısında…

 

Rabbim sonumuzu, başımızdan daha hayırlı etsin. Amin!..

About Dogus