Arabuluculuk: “Alternatif Uyuşmazlık Çözümü”

Kadriye Efe 001

Efe Consultancy sahibesi “Sicile Kayıtlı Arabulucu” Kadriye Efe ile arabuluculuk hakkında keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. İstifade edeceğinizi umuyoruz.

 

Arabuluculuk (mediation) nedir?

Arabuluculuk aslında asırlardır var olan ve değişik kültürlerde uyuşmazlık durumda uygulanan bir çözüm yöntemidir. Türk tarihimizde de rastlanan ve uyuşmazlık durumunda başvurulan arabulucular vardı. Lakin orada bahsedilen arabulucular daha çok “tahkim hakemi” niteliğini taşımaktaydı. O zamanlar da tahkim hakemleri, kimin haklı kimin haksız olduğuna karar verir ve haksız olan tarafa hatasını kabul ettirirlerdi. Bazı kültürlerde arabulucular “kutsal şahsiyet”, “akıl adamları” olarak kabul edilmiştir; örneğin, Konfüçyüs. Hollanda tarihinde (1600 yıllarında) ise arabulucuları “barış elçileri” (vredestichters) olarak adlandırmışlardır. Günümüzdeki arabuluculuk ile tarihte bahsedilen arabuluculuk arasında farklılıklar vardır. Günümüzün arabulucusu arayı bulmak/arayı düzeltmek niteliğinden ziyade daha çok taraflar arasından bozulan iletişimin düzeltilmesini, en azından normalleştirilmesini sağlayarak mevcut uyuşmazlığın ortadan kaldırılmasına yönelik çalışmaktadır. Şöyle ki, günümüzde arabuluculuk kimin haklı kimin haksız olduğuna bakmadan, hüküm vermeden ve her şekilde önyargıdan uzak, tamamıyla bağımsız ve tarafsız olarak sadece taraflar için en uygun çözüm yolu hangisi olacağına dair taraflara rehberlik etmektedir.

 

Arabuluculuğa dâhil olmak için gönüllülük kaidesi şartı

Arabuluculuk görüşmelerine taraflar gönüllü olarak dâhil olması gerekmektedir. “Zorunlu arabuluculuk” diye bir durum henüz Hollanda kanununda yer almamaktadır. Bunun yanı sıra bazı işveren sözleşmelerinde herhangi bir itilaf durumunda hâkim öncesinde arabuluculuk seçeneği iş sözleşmesine protokol olarak dâhil edilmektedir. Bu gibi durumlarda, işveren-eleman arasındaki itilaf hâkim önünde çıktığında hâkim neden ilk önce o yola başvurulmadığını haklı olarak soracaktır.

Arabuluculuktaki gönüllülük kaidesi gerekçesi ise, kişinin kendi hür iradesi ile çözüme ulaşmasını sağlanması açısından çok büyük önem taşımaktadır. Nitekim, taraflar aralarında almış oldukları karara kendi hür iradeleriyle varırlarsa varılan çözüm daha kalıcı olur ve uyulmasında engeller olmaz.

Arabuluculuğun kullanım alanları nelerdir?

Arabuluculuk her alanda kullanılabilmektedir ve hatta devletler arasında diplomasi de bile arabuluculuk uygulanmaktadır. Her ülkenin kendine özgü kültür, alışkanlıkları ve yasalarındaki farklılıklardan dolayı değişikler baş gösterebilse bile dünya genelinde arabuluculuğun uygulandığı alanlar şunlardır:

Ailevi sorunlarda;

– Örneğin; evlilik öncesi anlaşmalarda (evlilik sözleşmesi), boşanma protokolleri, ebeveyn anlaşmaları (çocuklarla diğer ebeveyn ziyaret ve görüşmelerinin tahsisi), nafaka konuları, aile işletmelerinde oluşan anlaşmazlıklarda, miras hususunda, taşınmaz mallarda – gayrimenkul anlaşmazlıkları, kardeşler arasında oluşan uyuşmazlıklarda, ebeveyn- çocuk arasında ki anlaşmazlıklarda.

İş Hukuku alanlarında;

– Örneğin; haksız yere fesih durumunda, ayrımcılık, taciz, eleman mağduriyetleri/şikâyetleri, elemanlar arası anlaşmazlıklarda.

Ticari alanlarda:

– Örneğin; ev sahibi (ev bürosu) kiracı arasında ki uyuşmazlıklarda, ticari sözleşmelerde, iş ortaklıklarda, emlakçı -ev sahibi- müteahhit anlaşmazlıklarında.

Diğer alanlarda;

– Örneğin; okullarda yaşanan sorunlarda, komşular arasında oluşan anlaşmazlıklarda, kar amacı gütmeyen kuruluş ve vakıflarda, dinî kurumlarda. Devlet dairelerinde ve devlete ait kurumlarda örneğin vergi dairesi veya vatandaşına ödenek temin eden kurumlarda. Ve tüm bu alanların yanı sıra gitgide yaygınlaşmakta olup ceza hukuku çerçevesinde görülen davalarda kullanılmaktadır. Örneğin, mağdur-fail durumlarında.

 

Arabulucuya gitmenizin size ne gibi avantajları vardır?

Özellikle aile davalarında, zor olsa da sağduyulu olup mantıklı karar vermek gerekir. Boşanma davalarında aslında hiç bir zaman taraflardan biri için “kazanan taraf” diye bahsetmemiz mümkün değil. Netice de taraflardan her ikisi de bir şeyler kaybetmektedir. Özellikle tarafların çocukları var olduğunda uyuşmazlığı asgariye indirmekte fayda var. Aynı anda bir masaya oturup tarafsız biri aracılığı ile belirli başlı düşüncelerin, önerilerin ortaya çıkması ile ortak bir çözüme gidilmesinin sağlanması, kişilerin kendileri (hem de çocuklar) açısından çok önemlidir.

Adliyeye gidip hâkim karşısına çıkmak bir çoğu insan için gerginlik yaratabilen bir durumdur. Arabuluculukta resmî olmayan bir ortamda rahatlıkla duygularınızı ifade edip evliliğinizin sonlandırılmasına dair belirli hususlarda mutabık olarak (eski) eşinizle beraber anlaşma yapabilirsiniz. Sonrasında anlaşmaya vardığınız hususlarda arabulucu ile boşanma protokolü, ebeveyn (aile) planı ve hatta nafaka hususunda sözleşme hazırlayabilirsiniz. Geriye sadece tüm bunları, bir avukat aracılığı ile mahkemeye boşanma dilekçesi beraberinde göndermek kalıyor.

Adlî prosedür ile kıyasladığımızda arabulucuyla gitmek size hem maddî manevî hem de zaman açısından kolaylık sağlayacaktır. Adlî prosedüre girdiğinizde ise duruşma(lar) sonrasında hâkim nihai kararı veriyor ve sonrasında taraflardan biri buna rıza göstermeyip, ya karara uymuyor veya zorluk çıkarıyor. Bu gibi durumlarda ise bu taraflar arasında gerginliğin ve uyuşmazlığın daha çok tırmanmasını yol açıyor.

Diğer taraftan zaman açısından da arabuluculuk yöntemine başvurmak daha uygun olabilir çünkü bazı durumlarda duruşma tarihini beklemek aylarca sürebiliyor ve akabinde belirli konularda örneğin; nafaka, çocuklarla görüşme, mal paylaşımı hususunda taraflar anlaşma sağlayamıyorsa prosedürler yıllarca sürebiliyor. Bu hem taraflar hem de çocuklar açısından çok gerginlik yaratan durumlar oluyor.

Arabuluculukta ise taraflar bir anlaşmaya vardıklarında netice olarak kendi hür iradeleriyle ve tamamıyla arkasında durabilecekleri ve uyabilecekleri anlaşmayı hemfikir olarak beraber almış oluyorlar. Arabuluculuğun ilkelerinden birisi de zaten, anlaşmalarının gerçekleştirebilecek, kalıcılığa dayalı ve geleceğe yönelik yapılmasıdır.

Bunun yanı sıra avukat ücreti ve mahkeme masrafları için adlî devlet yardımı almadan prosedüre girecekler için de arabuluculuk maddî açıdan daha ekonomiktir.

Dikkat edilmesi ve kesinlikle göz ardı edilmemesi gereken husus ise tarafların aralarından yaptıkları anlaşmaların “yasalara aykırılık” içermemesidir.

“Gizlilik” kaidesi de arabuluculukta bulunması gereken ilkelerden biridir. Varmış olduğunuz anlaşmalar bir sözleşmeye, bir boşanma protokolüne bağlansa bile arabuluculuk esnasında konuşulanlar gizlilik kaidesi altında yapılır ve bunlar adliyeye gönderilen sözleşmelere yansıtılmaz. Bunların yanı sıra arabulucu kesinlikle “tarafsızdır” ve önyargıdan uzak durup asla bir hüküm kılmaz.

 

Arabuluculuğun masrafı ne kadardır?

Arabuluculuk genelde 1,5-2 saatlik görüşmeler olarak gerçekleşmektedir. Anlaşmaya varabilmek için genelde 2 ve en fazla 4 kez görüşme yeterli olmaktadır. Ender durumlarda daha fazlasına gerek duyulabilir. Geliri belirli bir meblağın altında olanlar için tıpkı avukat vekalet ücretlerinde olduğu gibi arabuluculukta da devlet yardımı alınabilmektedir. Ve yine tıpkı avukat-vekil ücretlerinde olduğu gibi şahıslar kendi katkı payı (eigen bijdrage) ödemeleri gerekmektedir. Arabuluculukta bu katkı payı ise 2 görüşme de (4 saate kadar) gelirine göre şahıs başı € 53 avrodur, ve 2 görüşmeden fazla durumlarda ise (en fazla 4 görüşme 8 saatte) şahıs başı katkı payı + € 52 avro’dur (yani toplam € 105 avrodur). Geliriniz asgari ücretin altında ise beraber çalıştığım avukatlarla size elimizden gelen yardımı sağlamaktayız.

Devlet yardımı alamayanlar ise arabuluculuğun saatlik ücretine tabiidir.

Arabuluculuk konusunda yardım istediğiniz veya sormak istediğiniz bir şey varsa tereddüt etmeden bana e-posta efeconsultancy@gmail.com

adresinden veya 06-19383600 numaradan ulaşabilirsiniz. www.arayibuluruz.biz

Doğuş Haber Merkezi….

About Dogus