Khashoggi, Suudi Arabistan, Türkiye ve Batı Bilmecesi

 

Ergun-Madak-02-300x75

 

Batı medyasının deyişiyle “Khashoggi”, Türkiye medyasına göre de Kaşıkçı’nın öldürülmesi iki haftadır dünya medyasının gündeminden düşmüyor. Bu satırlar yazıldığında, daha Başkan Erdoğan, grup toplantısını yapmamıştı. Büyük ihtimalle cinayetin nasıl işlendiğiyle ilgili önemli bilgiler verecek. Suudi Arabistan (SA), olayın sorumluların cezalandırılacağı gibi mutat açıklamalar yapmaktan daha da ileri gidemedi.

 

Olayda benim en çok dikkatimi çeken, cinayetin işlendiği şehir: İstanbul. Kaşıkçı acaba bir Batı ülkesinin başkentindeki Suud konsolosluğuna gitseydi acaba böyle bir eyleme tevessül edebilirler miydi?

 

Arap dünyası, ya da Suud istihbaratı Türkiye’yi nasıl görüyor olmalı ki; istihbaratçılar, özellikle bazı riskleri alarak, Türkiye’yi nasıl bir planın içine çekmek istiyorlar?

SA’nın İran ile ilişkileri malum. Bu çerçevede SA, BAE ve Mısır’ın Türkiye olan memnuniyetsizliği de biliniyor. Türkiye; içine çekilmek istenen senaryonun farkında olduğundan olsa gerek, ilk günden beri temkinli yaklaştı. Acaba Türkiye’nin fevri davranıp ilişkileri tehlikeye atacak açıklamalar yapacağını mı düşündüler? Eğer öyle olsaydı, önce SA, Türkiye ile ilişkileri komple koparacak, sonra “yapanları yakaladık ve cezalandırdık” diyecek ve Türkiye ile ilişkileri, bugün Türkiye-Mısır arasındaki gibi bir noktaya taşıyacaktı belki, kim bilir.

 

Bir başka konu, Hollanda radyoları 15 Ekim’den önce Türkiye’nin elinde ses kayıtlarının olduğunu söyledi, Türkiye basını ise bundan ancak bir kaç gün sonra açıkladı. Ses kayıtlarında, Kaşıkçı’nın sorguya çekildiği, önce parmaklarının sonra da başının kesildiği ifade ediyordu Hollandalı muhabir. Hatta şu soru bile sorulabilir: Acaba konsolosluğun dinlendiğini bildikleri için, böyle bir komplo kurup, Türkiye’nin müdahale etmesini ve siyasi bir kriz çıkmasını mı istediler? Rahmetli Mahir Kaynak olsaydı, bütün ihtimalleri bir bir sıralardı zannediyorum.

 

Kaşıkçı’nın varlığından, Washington Post yazarı olduğundan ve nasıl bir dünya görüşüne sahip olduğundan haberimiz yoktu. Fakat ne olursa olsun, bir insanın böyle bir şekilde infaz edilmesi ne kadar da tüyler ürpertici. Üstelik İstanbul’un göbeğinde, bütün dünyaya meydan okurcasına.

 

Allah rahmet eylesin, demekten başka söz bulamıyoruz.

 

Türkiye-Batı İlişkileri

Bir kaç aydır Hollanda ve Almanya ile Türkiye arasındaki ilişkiler nihayet normalleşmeye başladı. Sebeplerini hatırlayan var mı? Hayal meyal değil mi? Türkiye seçimleri için Avrupa’da AK Partili vekillerin propaganda yapmalarına izin vermemişlerdi.

Bana sorarsanız, ne Türkiye partilerinin böyle bir kampanya yapmaya ihtiyacı olmalı, -çünkü herkes kime oy vereceğini zaten belirlemiş- ne de Avrupa ülkelerinin Erdoğan düşmanlığından yola çıkarak böyle anlamsız bir engelleme yapmalarının bir mantığı vardı. Gelmeseler de olurdu, ama geldilerse de sorun yapılmamalıydı, özeti bu.

 

Dikkat edilirse bütün ülkeler ağız birliği ederek ortak tavır sergilemişlerdi. Sanki Türkiye istihbarat elemanları, bir Batı başkentinde Türkiye konsolosluklarından birinde (SA misali) bir operasyon yaptı da, o yüzden tavır sergilediler. Görünen o ki, Türkiye hâlâ, siyasi nedenlerden dolayı, ilişkilerin çok kolay koparılabileceği bir ülke pozisyonunda. Oysa SA öyle mi?

 

Bakın Volkskrant’tan bir başlık (18-Ekim-2018): Nederland blaft naar Saoedi Arabie, maar bijten kan het zich niet veroorloven. Geen haar op het hoofd van minister Stef Blok van Buitenlandse Zaken die eraan denkt om de relatie met SA te verbreken vanwege journalist Jamal Khashoggi. De economische belangen zijn daarvoor te groot. (Natalie Righton)

 

Neymiş bu ekonomik çıkarlar? 2017 yılında Hollanda’nın SA’ya ihracatı 2,6 milyar euro civarında gerçekleşmiş ve en büyük dilimlerden bir tanesi canlı hayvan-hayvansal ürünler, süt ve süt ürünleri. Aklınıza gelecek bir sürü maddeyi ihraç ediyor Hollanda. Hollanda’nın ithalatı ise 2011 yılında 3,8 milyar euro iken, 2017 yılında 1,8 milyar euroya kadar düşmüş ve ithalatta büyük payı petrol ve petrol ürünleri almış (Rakamlar: CBS.) Türkiye-SA, ihracat 3,2 milyar dolar, ithalat ise 1,8 milyar dolar civarında.

 

Peki Hollanda-Türkiye arasındaki rakamlar nasıl? Hollanda, Türkiye’ye 6 milyar euroluk mal ihraç ederken, 2,8 milyar euro ithal etmiş. O hâlde bu rakamlara bakıldığında ortada çarpık bir tablo yok mu? Mesele ekonomik çıkarlar ise, Hollanda’nın Türkiye pazarındaki pasta payı, SA pazarından 2 kat daha fazla. Peki neden Hollanda çok daha kolayca Türkiye’nin üzerini çizebiliyor? Bu rakamların içinde daha Hollanda’da yaşayan 350.000 civarındaki Türkiyelilerin ekonomik getirilerinden bahsetmedik. Hatta rakamsal olarak biz bile farkında değiliz bu katma değerin. Ama genel olarak şöyle bir sonuç çıkarılabilir: Toprağın altındaki kara elmas ve SA’nın yatırımları için yönünü Batı’ya dönmüş olması, Batılı devletler için SA’ı hâlâ cazip kılıyor, denebilir.

 

Bu da demek oluyor ki Batı, ekonomik çıkarları uğruna, çift ajandalı siyasetine de kaldığı yerden devam edecek.

Ben başka bir açıklama göremiyorum.

About Dogus