Hangi Konu?..

Ergun-Madak-02-300x75

Şairler ‘ha’ deyince şiir yazamadığı gibi, makale de ‘ha’ deyince yazılmıyor. Bazen konu bulmakta zorlanabiliyoruz. Bazen de o kadar çok konu var ki, 1-2 sütuna nasıl sıkıştıracağız kaygısı çekiyoruz. Yaz döneminde 2 ayı geride bıraktık, ama Allah’a şükür hiç de konu sıkıntısı çekmedik…

1000 Euro’dan 2000 Euro’ya yükseltilen ve “uzaktan eğitim” diye icad edilen askerlik meselesini mi işleyelim?

Döviz aldı başını gidiyor, 4 kişi 10-15 Euro’ya yemek yiyebiliyorduk Türkiye’deyken. Dürüst olmak lazım, bir yandan ‘memleketi felakete sürüklüyor yeryüzünün mutlu azınlığı’ derken, bir yandan da ucuza yaşamanın dayanılmaz hafifliğini yaşadığımızdan mı bahsetmeliyiz?

Yoksa FETÖ’cülerden tutun Adnan ve avenesinin cemaat adında çevirdikleri dolaplardan İslam’ın ve Müslümanların neler çektiğini mi işleyelim?

Ya da PVV’nin açtığı ve şu satırları dahi kirletmek istemediğim karikatür kepazeliğinden mi?

Veya Batı’nın 50 yıl gerisinden gelen bizlerden ve bizim de 50 yıl gerimizden gelen İslam dünyasının nasıl bir çıkış yakalayabileceğinden mi bahsetmek lazım?

Suriyelilerden “illallah” edenlerle bir çok yerde karşılaşırken, ne Muhacir’in Muhacir gibi ne de Ensar’ın Ensar gibi davranamadığından mı dem vurmalı, hatta hayıflanmalı? Konuştuğum bir esnaf, özel hayatında muhacirlere yardımcı olduğunu anlattığında, kendisine “toplumda kendisi gibi düşünenlerin oranını sordum” ve bana yüzde 30 demişti. Bu rakamın azlığından mı yoksa bilakis yüksekliğinden mi bahsetmeli?

 

İnsan, eksiklikleri olan bir varlık. Hemen her ortamda; aile, iş, ticaret, yani insan olan her yerde dedikoduların, entrikaların olduğu da bir realite. Fakat, aidiyetini İslam ümmetinin bir parçası olarak tanımlayanların, maksimum dikkat göstermesi gerekirken pratik hayatın hiç de öyle olmadığından ve “BEN” faktörünün her zaman ön plana çıktığından ve bunun nasıl aşılabileceğinden mi bahsetmeli? Böyle düşünenlerin hep kıyıda köşede kaldığından, seslerini yükseltemediklerinden, eğer yükseltirlerse “BEN” deme endişesi taşıdıklarından mı bahsetmeli? Ya da böyle bir konuyu bu sene yapılması planlanan Doğuş Yazarlar Panellerinden birinde mi tartışmalı? Ne yapmalı? (İyi bir panel başlığı)

 

Ya da hâlâ kalkıp kendi suyunu dahi almayan, yemeğe, bulaşığa yardım etmeyen bana sorulursa ilkel maço ismini vereceğim kültürden mi (ya da kültürsüzlükten mi) bahsetmek lazım? Sizde öyle mi bilmem, ama benim yaşadığım Türkiye ve Hollanda ortamlarında hâlâ, hanımlar yemekleri hazırlar, beyler masaya davet edilir, yemekten sonra tabağını dahi mutfağa götürme zahmetinde bulunulmaz ve bütün işleri hanımlar yapar. Erkeklerin bu torpilli durumlarının geleneksel arka planını biliyoruz. Genelleme yaptığım doğru çünkü bilerek, kasten yapıyorum. Yoksa bir sayımızı ve Doğuş panellerinden bir tanesini sadece kadının konumuna mı ayırmalı?

 

Hasıl-ı kelam, konu çok, yapacak işler de çok.

 

Neyse, yaz sonrasının ilk makalesinde bu kadarla iktifa edelim ve böylece ilk merhabamızı demiş olalım.

Merhaba.

 

About Dogus