Ana Dilim Kültürümdür

Reyhan-Turgut-Şeker-02

Türk Dil Kurumu’nun Türkçe sözlüğünde ana dil şu şekilde tanımlanıyor: “İnsanın çocukken ailesinden ve soyca bağlı olduğu topluluktan öğrendiği dil”.

Düşünceler, dil ile ifade edilerek başkalarına aktarılabilir. Kelime hazinemiz ne kadar fazla ise o kadar düşünebilir ve insanî ilişkilerimizde o kadar rahat davranabiliriz. Birey ana dili ile, geçmiş ve gelecek arasında köprü kurabilmeyi öğrenir. Diline hâkim olan kültürünü, değerlerini ve dinini muhafaza eder, dilini unutan ise değerlerinden ve medeniyetinden zamanla uzaklaşmaya mahkûmdur.

Avrupa’da yaşayan çocuklarımızın ana dillerinin yanı sıra o ülkenin diline de hâkim olmaları gelecekleri açısından önemlidir. Her şeyin hızlı bir şekilde geliştiği bu çağda, bilimsel gelişmeleri takip etmek için başka dillere de hâkim olmak elzemdir. Bu doğrultuda öğrenilen yabancı dil, “amaç” olmaktan ziyade “araç”tır. Fakat başka dili iyi öğrenebilmek için kendi ana dilimizi iyi bilmemiz gerekmektedir. Bu alanda yapılan bir çok araştırma yazmış olduğum son cümleyi destekler niteliktedir.

Hollanda’da bazı kuruluşlar ana dilinin önemini iyi bildiklerinden dolayı bu alanlarda faaliyetler yürüterek Türkçe dilinin korunmasına yönelik katkı sunmaya çalışmaktadırlar.

Hollanda’da doğup büyüyen çocuklarımız ana dillerini tam bilemediklerinden dolayı kendilerini ifade ederken cümleye Türkçe ile başlayıp Hollandaca ile tamamlıyorlar. Ya da kelime kullanırken kelimenin tümünü Hollandaca, kelimeye takı gelecekse onu Türkçe kullanarak tamamlıyor.

Örneğin çocuk boğazının ağrıdığını anlatmak için “boğazım ağrıyor” demek yerine “benim keel-im ağrıyor” diyebiliyor. Bu tür yanlışlıklar çocuğun yakınları tarafından sevimli bulunup düzeltme yapılmıyor. Gençlerle hasbihâl ederken meramını Türkçe ile ifade edemeyen gençlere Hollandaca anlatmalarını istediğimde, “Hollandaca’da tam ifade edemem” cevabını çok alıyorum. İki dil arasında sıkışmış bir kimlik ortaya çıkıyor ki, bu gelecek adına Avrupa’da doğup büyüyen neslimiz açısından çok vahim bir durumdur.

Konuşurken Hollandaca kelime kullanıldığında ve gençler tarafından anlaşılamadığında Türkçe sözlükten bakmalarını istiyorsunuz. Hollandaca-Türkçe sözlükten kelimenin anlamına bakıyorlar. Fakat vahim olan okuduğu Türkçeyi de anlamıyor olmalarıdır. Böyle olunca Türkçe kelimelerin Türkçe karşılığına bakmak durumunda kalıyorlar. Yanı kısacası sözlükler arası mekik dokuyorlar. Aslında ben bu hususta gençlerden çok ailelerinin bazı hususları dikkate almadığına şahit oluyorum. Aileler de evde sürekli yabancı dil konuşuyor. Türkçe karşılığı olan kelimeler bile konuşulurken olduğu gibi aktarılmıyor. Örneğin; “bu olay kendiliğinden gerçekleşti” demek yerine “spontane” oldu deniliyor. “Rahatlamak” yerine, “relax” kelimesi, “tamam” yerine, “okey” denmesi, “kontrol etmek” yerine, “check” kullanılması, “tam gün çalışıyorum” yerine, “full-time” çalışıyorum demek gibi. “Geri bildirim aldın mı?” yerine, “feedback” kelimesi, “kaydetmek” yerine, “save” gibi. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Yukarıda örnek verdiğim kelimeler kendi dillerinde kullanılabilir. Fakat Türkçe konuşulurken kelimeler Türkçe anlamları ile kullanılmalıdır. Bu durum o kadar sıradanlaştı ki, farkında olmadan hepimiz aynı hataları yapabiliyoruz.

Bu hataları asgariye indirmek aslında mümkün. Eğer çocuğumuzu ana dil eğitimi verilen bir kuruma yönlendiremiyorsak veya böyle bir kurum yakınımızda yoksa, bu durumda aileler olarak kendi çabamızla üretebileceğimiz yöntemler vardır kanaatindeyim. Aşağıda sıralayacağım özellikleri küçük yaşta çocuklarımıza kazandırabilirsek büyük faydası olacağını düşünüyorum. Elbette ki sayacağım maddeler, Türkçe dersi verilebilecek bir kurumdaki eğitim kadar faydalı olamasa bile ana dilinin gerilemeyip gelişmesine katkı sağlayacaktır. Unutmayalım ki, her şeyi kurumlardan bekleyip aileler olarak bir şey yapmamak ve mesuliyeti kurumlara yüklemek doğru bir yaklaşım olmaz.

Maddeleri şöyle sıralayabiliriz:

  • Çocuklarımızı Hollandaca kitap okumaya teşvik ettiğimiz gibi Türkçe kitap okumaya da teşvik etmeliyiz.
  • Eğer okumayı sevmiyorsa, ilginç bulduğu haberleri Türkçe gazetelerden keserek asabileceği haftalık pano hazırlamasına yardımcı olabiliriz. Pano, çocuğun rahatlıkla görebileceği bir yere asılmalıdır.
  • Türkçe günlük tutmak.
  • Bazı çocuklar misafirliğe giderken beraberlerinde kitap götürmeyi severler. Çoğu zaman belki de yanlarında götürdükleri kitabı okumaya fırsatları bile olmuyor. “Evde bırak. Zaten götürdüğün yerde okumuyorsun. Ne diye beraberinde götürüyorsun” gibi cümleler kurarak okuma heveslerini kırmayın. Büyük ihtimal evde kitap okumayı seven veya çevresinde görmüş olduğu birini taklit etmeye çalışıyordur. Bu durum taklit gibi görünse de zamanla Türkçe kitap okuma sevgisini artıracaktır.
  • Türkçe çocuk dergilerine üye olmasını sağlamak ve böylelikle özel olduğu hissettirerek Türkçe okuma sevgisi kazandırmak.
  • Türkçe eğitici filimler seyrettirerek filmin özetini yazdırmak. Özellikle seyrettirilecek programlar itina ile seçilip önceden ebeveyn tarafından bakılıp çocuğa gösterilmelidir. Çünkü bazı filmlerde sokak dili kullanılmaktadır. ◄◄

About Dogus