İslam’ı Güncellemek!..

Ibrahim-Turgut02

Her konuda güncelleme (teceddüt) yapılabilir. Bu kavramın lügatte anlamı, “yenilemek, eskisinden daha iyisini getirmek” anlamlarına geliyor.

İslam için geçerliliği  var mıdır? Hayır! İslam her çağda yenidir. Gelişen aklımız, insafımız ve vicdanımız olmalıdır. Bunlar olmazsa, hiçbir şey olmaz!

Asıl burada söylenmesi lazım olan şey, usulde geçen şu kuraldır:  Güncellemeden kastedilmesi gereken şey “İÇTİHADİ = FETVA”  meseleleri olmalıdır. (Nassın bulunduğu yerde, içtihad’a mesa’ yoktur). Yani, Kur’an’ın ve Sünnet’in bulunduğu yerde, içtihada yer yoktur.

Fetvanın nasıl verileceği mevzusunda Peygamberimiz (s.a), Muâz’ı Yemen’e (vali olarak) gönderirken aralarında şöyle bir diyalog geçmektedir:

– “Sana bir dava geldiğinde, nasıl hüküm vereceksin?”

– “Allah’ın Kitabı’na göre

hüküm vereceğim”

– “O konuda) Allah’ın Kitabı’nda bir hüküm bulamazsan?”

– “Resûlullah’ın (sav) sünneti ile (karar vereceğim”

– “Resûlullah’ın (sav) sünnetinde de yoksa?”

– “Kendi görüşümle içtihad ederek bir karara varacak ve ona göre hüküm vereceğim”

Bunun üzerine Hz. Peygamber “Resûlü’nün elçisini ‘Resûlü’nün arzuladığı cevabı vermeye’ muvaffak kılan Allah’a hamdolsun.” buyurmuştu.

(Tirmizî, Ahkâm, 3;Ebû Dâvûd, Kadâ’, (Akdiye), 11, Hadislerle İslam)

Peygamberimiz (s.a) Hadis-i Şerif’te “hükmün  nasıl verileceğini?” açık net göstermiştir. İlmî konularda ihtisas yapmış kişilerin, bu mevzularda konuşma yetkisinin, sınırsız olarak verilmesi, rahat ortamın sağlanması ve yetkilerden korkma endişelerinin ortadan kaldırılması hâlinde, daha verimli ve sonuç alıcı, dine uygun (Fıkhı ve Fetva verme mekanizmasının) işlevselliği gelişmiş olacaktır.

Yakın tarihimizde meydana gelen gelişmeleri, tarih kitaplarından okunduğu zaman, İslam âlimlerinin hangi şartlar altında ilmî çalışmalar yaptıklarını ve ne tür zulümlere maruz kaldıklarını öğrenince, böyle bir ortamda (ilmî inkişaftan) bahsetmek mümkün değildir.

İşte asıl sorulması gereken şudur: Bütün bu baskılara ve o günden günümüze uzanan bu damardan istenilen ölçüde, İslami mevzularda konuşacak (açıklamalarda bulunacak) cesareti beklemek mümkün mü? Hâlbuki o gün bu gün değildir. Yeter ki, âlimler çekinmeden hakkı söylesinler. O zaman onları Allah, dinde istenilen Fukaha (İslam Hukukçuları) kılar!..

 

İbn-i Abbâs’ın naklettiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Allah her kimin iyiliğini dilerse, onu dinde fakih kılar (dinin inceliklerini anlama konusunda ona kabiliyet verir).” (Tirmizî )

Bir Hadis-i Şerif, günümüzde tartışılan konulara cevap verme niteliği ve niceliği  bağlamında, (derin anlayış ve kavrayışın) bulunmasını ihtar eder.

Peygamberimiz şöyle buyurmaktadır: Zeyd b. Sâbit, Allah Resûlü’nü (sav) şöyle derken işitmiştir: “Allah, bizden bir hadis işitip, başkasına aktarana kadar onu belleyen kişinin yüzünü ak etsin. Fıkıh (dini hakkıyla anlamaya yönelik bilgiler) öğrenip onu kendisinden daha kavrayışlı olanlara aktaran nice kimseler vardır! Fıkıh öğrenen nice kimseler de vardır ki haddizatında kendileri fakih (derin kavrayış sahibi) değildir.” (Ebû Dâvûd, İlim, 10; Tirmizî, İlim, 7)

Kuşkusuz içtihad kapısı kapalı değildir. Yapılacak içtihadtan (güncellemeden) dolayı fakih, yaptığı eylemden dolayı savaba nail olacaktır.

Amr b. el-Âs, Allah Resûlü’nü (sav) şöyle derken işitmiştir: “Hâkim, hüküm verirken içtihad eder (gücü nispetinde çaba sarf eder) de sonunda isabetli karar verirse, iki sevap kazanır. Eğer içtihad eder de sonunda hata ederse, bir sevap kazanır.” (Müslim, Akdiye, 15)

Sorulan ve verilen fetvadan, her iki tarafın kalbi ne diyor?  Kalbin mutmain olması önemlidir.

Esed kabilesine mensup Vâbisa b. Ma’bed’in naklettiğine göre, Allah Resûlü (sav) ona şöyle demiştir:

“İyilik ve kötülüğün (ne olduğunu) sormaya mı geldin?” (Vâbisa diyor ki) “Evet” dedim. Hz. Peygamber, parmaklarını birleştirip göğsüne vurarak üç defa “Kendine danış, kalbine danış ey Vâbisa!” buyurdu (ve devam etti): “İyilik, gönlü huzura kavuşturan ve içe sinen şeydir. Kötülük ise insanlar sana fetva verseler (onaylasalar) bile, gönlü(nü) huzursuz eden ve iç (in) de bir kuşku bırakan şeydir.”(Dârimî, Büyû’, 2)

Diğer taraftan hükümlerin güncellenmesi mevzuu oldukça önemlidir. Allah Teâla ayetinde şöyle buyurur: “Daha önce gelip geçenler hakkında da Allah’ın kanunu böyledir. Allah’ın kanununda asla değişme bulamazsın.” (Ahzab:62)

BURADA ZAMANA, MEKÂN VE ŞARTLARA BAĞLI HÜKÜMLERİN DEĞİŞMESİ, BİR KISIM “İÇTİHADİ HÜKÜMLERLE “ İLGİLİ BİR MEVZUDUR.

Kur’an’ın kendi içinde Nasih ve Mensuh ile ilgili mevzuya girmeden, farklı yerlere çekilir endişesiyle kısa değinmek istedik.

Toplumda bu tür gündemler oluşturmak, yarar yerine zarar getirir. Olaya bilinçli yaklaşmak, ümmetin yararına olacaktır. Tartışmaların tonu düşürülmeli ve yeni gündemler oluşturulmamalıdır. Ülkemizde yeteri kadar gündem vardır!..

İslami konularda söz söylenecekse, bu mevzularda bilgi sahibi olanlar konuşmalıdır. Her şeyi birbirine katanlar, ya iyi niyetle doğru bir şey yaptıklarına inanıyorlar veya bilerek algı operasyonu yapmaktadır. Gündem ateşe verilmemeli ve fitneye yol açacak konuşmalardan kaçınılmalıdır. Her kafadan ses çıkması, hayra alamet değildir.  Allah, sonumuzu hayretsin!..   ◄◄

About Dogus