Çocuklarımıza Peygamberimizi Nasıl Sevdirelim?

 

elif bayraktar 02

 

Nisan ayı, “kutlu doğum” ayı olarak bilinse de, bizim inancımız O “Güllerin Efendisinin” dünyaya gelişini sadece bir aya sığdıramayacağımızdır. Bir ayda, bir günde sıkışıp kalacak değildir O’na olan sevgimiz. “Âlemlere Rahmet” olarak gelen kutlu Nebiye sevgimiz anı, günü, ayı, yılları aşıp sonsuza kadar uzanacak boyutta ve denizlerin köpüklerinden daha fazla, dile getiremediğimiz büyüklükte olmalıdır. Bir insan işte bu kadar sevilebilir dedirtebilmeliyiz. Peki bu nasıl olur? O’nun sünnetlerini hayatımıza geçirerek, O’nun sözlerini kendimize ilke edinerek elbette. Peygamberin izinden gidebilmek çaba ve emek gerektirir. “O’nun ümmetiyim” diyorsak eğer, O’nun istikametinden ayrılmamalıyız.

 

Bir insanı sevebilmemiz için onu tanımamız gerekir. İlk defa gördüğümüz bir kişi hakkında hiçbir bilgi sahibi değilsek ona karşı herhangi bir duygu hissedemeyiz. Ne zaman konuşmaya başlarız, ismini öğreniriz, sonra memleketini, mesleğini, ailesini, hobilerini. Ne kadar ortak noktamız varsa o kişiyi daha çok severiz. Çünkü kendimizden bir şeyler bulmuşuzdur onda. Kendimize yakın hissederiz ve kalbimizde ona karşı yakınlık oluşur. İşte bu sebepten bizler de Efendimizi, Sevgili Peygamberimizi daha çok sevebilmek için O’nu daha yakından tanımalıyız. Belki bu ayların vesile olması ile her sene bir defa siyer kitabı okuyabiliriz.

Ve hadis kitaplarından faydalanabiliriz..

 

Peygamber sevgisi çocukluktan itibaren insanın içine yerleşmesi gereken bir sevgidir. Öyleyse çocuklarımıza Peygamberimizi sevdirmek ve tanıtmak için neler yapmalıyız? Öncelikle Efendimizi tanıtmamız gerekir. Ve anne, baba, aile efradı gibi Efendimizi de en baştan, çocuk henüz küçücükken, tanıyıp bilmelidir. O’nun isimlerini öğreterek işe başlayabiliriz.. O’na birlikte salavat getirerek çocuğun bunları benimsemesini sağlamamız gerekir. Tabi bunları yapabilmek için biz anne babaların da sünnetlere riayet ediyor olmamız şarttır..

 

O’nun ahlâkı Kur’an ahlâkı üzerineydi. Hayatımızın her alanında o güzel ahlâk üzere olmamız için Efendimiz bize yol göstermiştir. Yemeği sağ elle yemek, yemeğe başlamadan önce besmele çekmek, yemekten önce ve sonra elleri yıkamak, yemekten sonra dua etmek (Allah’a verdiği nimetten ötürü şükretmek) bunları Efendimizin sünneti olarak yapmak ve bunu yaparken “Bak çocuğum Sevgili Peygamberimiz de böyle yapardı, besmele çekerdi, şükrederdi” diye çocuklara açıklama yaparak; hayatın her alanında O’nu anmamız ve davranışlarını tatbik ediyor olmamız çocuğun bilinç altına Peygamberimizin ne kadar önemli bir kişi olduğunu yerleştirmemize vesile olacaktır.

Aynı şekilde çocuğumuzla birlikte eve girip çıkarken selam verip bu davranışı Efendimizin güzel ahlâkıyla birleştirebiliriz. Uyurken sağ tarafa dönüp uyumasını tavsiye ederken, dua ederek uyumasını söylerken hep Peygamberimizi anlatabiliriz. Bunların hepsi çocuğumuz henüz küçücükken yapmaya başladığımız şeyler olmalı. Çocuk büyüdükçe ve Peygamberimizin hayatını okuyup öğrendikçe kendini O’na daha yakın hissedecek, davranışları alışkanlıklara dönüşecek ve sünnetleri hayatına geçirmiş olacaktır Allah’ın izniyle.

 

Birisiyle iletişiminizi ve dostluğunuzu pekiştirmek için, O’ nu sık sık hatırlarız ve her fırsatta başkalarına da O kişiden söz eder, O’nu anlatırız. Sevdiğimiz kişiden bahsetmek çok hoşumuza gider. Anne- babalar sık sık çocuklarını anlatırlar, evliliğe niyet etmiş çiftler arkadaşlarıyla bir araya gelse sevdiklerinden bahseder, O’nu anarlar.

Allah insanlara sevmek, âşık olmak gibi çok güzel duygular bahşetmiştir. Peki bu kadar çok sevdiğimiz şeyleri anarken şöyle bir düşünelim…

Günde kaç defa Sevgili Peygamberimizi anıyor ve O’ nu başkalarına anlatıyoruz. Öncelikle ev ahalimize O’nu sık sık anlatmalıyız. Her gün bir hadis okuyabilir, hatta ezberleyebiliriz. Evimizde bir köşe sadece bunun için ayrılabilir. Güllerle dolu bir köşede hem hadis ve sünnetler hem de gül kokuları eşliğinde çocuklarımıza saadet asrını anlatabiliriz. Günümüze bakan yönüyle bizim hadislerden nasıl dersler çıkarabileceğimizi konuşabiliriz. Ve hep birlikte el ele tutuşarak aile olmanın verdiği saadet ve mutlulukla Efendimize salavat getirebiliriz. O’nu anmayı bir nevi günümüz tabiriyle O’na mesaj göndermek gibi düşünebiliriz bunu. Çocuklarımıza bu şekilde anlatırsak belki daha kolay anlayabilirler.

 

Bir gün Efendimizin yanına Hz. Ömer gelir ve ‘Ey Allah’ın Resul’ü kendim hariç seni her şeyden çok seviyorum’ der. Efendimiz ‘Olmadı, beni canından çok sevmedikçe gerçek mü’min olamazsın’ buyurmuştur.

Hz. Ömer ‘Seni canımdan da fazla seviyorum’ deyince ‘İşte şimdi oldu ya Ömer’ demiştir.

Yeryüzünde en çok sevilen ve kıyamete kadar sevilmeye en çok layık olan kişi O Nebiler Nebisi Hz. Muhammed’den başkası değildir. İşte bu sebepten çok sevdiğimiz çocuklarımıza da bu sevgiyi anlatmalı ve öğretmeliyiz.

About Dogus