Ekonomi… Bir var, bir yok…

Ahmet Yildirim02

Doğuş Gazetemizin değerli editörü Zeynel abim, Hollanda ekonomisi ile ilgili yazımı 18 Eylül’den önce istedi. Kraliyet Günü (Prinsjesdag 2017) ise 19 Eylül’e denk geliyordu.

Bildiğiniz veya takip ettiğiniz gibi Kraliyet Günü’nde, Hollanda’nın ekonomisi, siyasi istikrarı masaya yatırılıyor ve 2018 yılı ile ilgili tüm plan ve projeler ele alınarak yürürlüğe geçiriliyor.

Zaman açısından bu yazım aslında 19 Eylül’den sonra yazılması gerekiyordu, zaten 20 yıldır hep bu Kraliyet Günü’nden sizlere başlıklar, bilgiler, detaylar aktardım. Geleneği bu kez bozmak zorunda kaldım. Olsun… Bu kez de benim tahminlerim, tavsiyelerimle ve beklentilerimle Hollanda ekonomisini ele alacağım. Zaten “ekonomi” kavramı beklentiler, tahminler ve icraatlar üzerine kurulmuştur. Eğer tutmazsa garanti vermiyorum, haberiniz olsun.

Bugünün tarihi ise 11 Eylül.  2001 yılında yaşananlar anılıyor, hatırlanıyor. İkiz kulelerin, uçakla nasıl yerle bir edildiğinin görüntülerini bol bol, tekrar tekrar seyrektik. “O gün” ve “sonrası” diye biliyor Amerikalılar dünyayı. Analizciler, borsacılar, yatırımcılar o gün şöyle açıklama yapmışlardı: “Bitti her şey bitti, yani Dünya borsası bitti, ekonomi bitti, yatırımlar bitti. Bu yıkıntının üzerinden Dünya kalkamaz” deniyordu. Yok, hiç de öyle değilmiş, yıkımdan sonra, tekrar inşa etmekte gayet de mümkünmüş.

2017 ekonomisi ve 2018 için beklentiler…

Hollanda ekonomisinde yılda ne kadar para dönüyor biliyor musunuz?

Yaklaşık 710 milyar avro. Nüfus 17 milyon kişi.

Gelir düzeyi şöyle:

-Direkt gelir ve mülkiyet vergisi                          76 milyar

-Btw, accijns (benzine, sigara ve alkole)           82 milyar

-Sosyal Güvence ve sigorta primleri                  45 milyar

-İşçiler sigorta primleri                                         58 milyar

Toplam gelir beklentisi:            261 milyar

 

Gider düzeyi ise şöyle:

Sosyal Güvence ödenekleri ve İş Pazarı                          78 milyar

-Sağlık sektörü                                                                     73 milyar

-Eğitim, Kültür ve Bilim sektörü                                         36 milyar

– Belediye ve eyalet Fonları                                                               25 milyar

-Güvenlik ve Hukuk sektörü                                                             11 milyar

-Devlet Borcu faizi                                                                               7 milyar

-Silahlı Kuvvetler                                                                  8 milyar

-Konut teşviki                                                                       3 milyar

-Ekonomi ve Finans işleri                                                    5 milyar

-Uluslararası ilişkiler ve Yardım Fonu                                             13 milyar

 

Toplam gider beklentisi:           259 milyar

Bilanço: Artı 2 milyar avro.

Bu 2 milyar avro için politikacılar, “bu parayı nereye aktarabiliriz” diye âdeta birbirleriyle yarışıyorlar, proje üstüne proje, plan üstüne plan yapıyorlar. Hâlbuki bunu 14,5 milyon kişiye adilce dağıtsalar, yılda 145 avro ekstra herkesin cüzdanına yansır. Ve bunu biz nasıl ve nereye harcayacağımıza karar versek daha iyi olmaz mıydı? Daha demokratik bir çözüm olmaz mı? Hayatımız daha kolay olmaz mı?

İşsizlik sayısı 465.000 kişi.

İş pazarına katılım 8,5 milyon işçi

İş katılımındaki cinsiyet oranı: Erkekler % 72 , kadınlar % 62.

Orta ve yüksek eğitim (300.000 ve 276.000) görenlerin sayı 576.000.

Eğitimine diplomasız son verenlerin sayısı: 17.000

Yabancı uyruklu kişilerin sayısı: 3,8 milyon

Ortalama kişi başına düşen millî gelir seviyesi, yani yıllık alım gücü: 48.000 avro

Avrupa Birliği’nin içindeki finansal durum, yani 28 ülke arasında zenginlik derecesi:

Lüksemburg 1’inci, İrlanda 2’inci ve Hollanda 3’üncü.

Sağlık primlerinin yine kişi başı yıllık 72 avro yükseleceği, ve Zorgtoeslag Yardımının dar gelirliler için yılda 130 avro yükselmesi bekleniyor. Diğer gelir düzeylilerin (brüt 21500’den fazla) bu durumdan çok zararlı olacakları bekleniyor.

“Adil düzenleme, yükü paylaşma, sosyalleşme, sosyal devlet, demokrasi” herhâlde bu olsa gerekiyor.

 

Ya ekonomik büyüme nasıl tahmin ediliyor?

Devlet Planlama Bürosu’na (CPB)göre, 2017 yılı için % 2,4 büyüme beklenirken, 2018 yılı için % 2,0

büyüme bekleniyor

Hani ekonomiler, beklentiler üzerine kurulurdu ya, tahminlerim bazen tutar, bazen de tutmaz!

İşte görüyorsunuz ya (okuyorsunuz ya), cüzdanımıza tüm bu kararlar yansıyor ya, kimi zaman kimine ekonomi var, kimine de yok

Ya da ekonomi bir var, bir yok…

About Dogus