İnsan, Şaşılacak Varlık!..

Ibrahim-Turgut02

İnsan, Şaşılacak Varlık!..

Bir Hadis-i Şerif’de buyrulan, “İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah’a da şükretmez” ilkesi, sosyal hayatımızın ilkesi olmalı değil midir?

Ötekileştirmeden her insanla muhatap olabilme becerisini ortaya koymak, aslına uygun davranmak demektir.

İnsanların, inançları, siyasi tercihleri, Mezhepleri, Meşrepleri, sizi Allah’ın ve Resülülünün koyduğu, temel ilkelerden dışarıya çıkarmamalı, aksine sizin onlara karşı davranışlarınızda, yeni bilgi edinme şuuru ve birikimi meydana getirmelidir.

Kur’an da: “İyilik ve takva üzere yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerine değil” buyurulmaktadır.

Belki bir çoğumuz bu ayetleri dinliyoruz, lakin, duymamış gibi hareket ediyoruz.

Bu hâlin niçin böyle olduğuna dair bir açıklama getiremiyoruz.

Sonuçta zarara uğrayan bizler oluyoruz. Algılarımızı yönlendiren kişileri ve vasıtaları, hiç düşünemiyor, tesirleri altında kalıyoruz. Davranışlarımızda haklılığımızı savunuyor ve kendimizi âdeta inkâr ediyoruz. Çünkü Resulullah bir hadislerinde: “Kendini bilen, rabbini bilir” buyurmaktadır. Problem, bu temel gerçekte yatmaktadır.

Son günlerde, Hoca ve âlim kisvesi altında, ileri geri bir takım konuşmalarla, halkın dinî alt yapısından istifade ederek, kendileri hadisleri inkâr ettikleri hâlde, anlam itibariyle dikkat çekecek hadisleri gündem yaparak, yeni tartışmalara yol açıyorlar.

“Devenin sidiği şifa mıdır? Kadın hakları, müftülerin nikâh kıymaları” gibi tartışmalar, gündemi meşgul etmeye devam ediyor.

Kendi görüşlerini, “Allah’ın muradı” imiş gibi pazarlamaya çalışıyorlar. Halkın birbirine, kin ve nefretle bakmalarına yol açıyorlar. Belki dünyevî bir takım amaçlara ulaşıyor olabilirler. Fakat hesap gününü unutmasınlar!..

Herkesin bir favori Hocası olmuş ve bunlar hiç sorgulamadan, celladına âşık olmuş gibi, onları takip etmeye, internet üzerinden, sosyal paylaşım sitelerinden görsel veya işitsel olarak takip etmeye devam ediyorlar.

İşin tuhaf tarafı, bu zevatın nelerden bahsettiklerini sorduğunuzda, alacağınız cevap gayet basit:

“Çok güzel konuşuyor…”

“Peki ne konuşuyor?” diye sorduğunuzda da, verdiği cevap da düşündürücü…

“Onun gibi anlatamam, tam bilmiyorum…”

İnsanlar, sevdikleri kişi ne konuşursa konuşsun, onlar için vazgeçilmezdir. İşte bundan dolayıdır ki, yanlışlar sorgulanmadan devam ediyor. Toplum hafızasını yönlendirmede boşlukların oluşması durumunda,  bu boşluklardan yararlanan şarlatanlar, kendi emellerine ulaşıyorlar. Nasıl ulaştıklarını, yukarda kısa bir misalle ortaya koyduk ki, işin künhüne inilebilsin…

Her zaman olduğu gibi söyleyeceğimiz şudur ki, Türkiye’de dinî konularda yetkili ve etkili kurum olan Diyanet, bu tartışmalara son vermelidir. İnsanlarımızı dinî konularda aydınlatmalı ve ilahiyat alt yapısı olmayanların, yanlışlarını halka açıklamalıdır.

Kafalarımızı kiraya vermeden, kendimiz bizatihi okuyarak ve kültür birikimimizi artırarak yetiştirmeli ve sosyal hayatın gerçeklerine ve sırlarına vakıf olacağımıza inanarak, yeniden hayata merhaba diyerek, Ehl-i Sünnet çizgisinde, hayatımızı inşa etmeliyiz.

Vesselam!..

About Dogus