Gölgesi Olmayan Çınar…

Mehmet sukru Oflaz 02

Bizim kültürümüzde kırk yaşına kadar “genç”, kırk yaşından sonra “ihtiyar” kabul edilir bir insan. Kırk yaşı kemâl yaşıdır denilir. İhtiyar kelimesinin yerine yaşlı diyemeyiz. Zira ihtiyar kemâliyetin bir ifadesi olarak, isabetli/hikmetli seçim yapabilmeyi ifade eder. Efendimiz (s.a.v) bize ihtiyarların en şerlisinin gençlere benzeyenlerin olduğunu haber ediyor. İhtiyar, olgunluğun, tecrübenin, hikmetin, örnek olmanın remzi olarak görülür.

Evet “görülür” dedik amma, bugün durum nasıl? Şimdi şöyle; yaygın bir cep telefonu kullanımı salgını var. Her anımıza hükmeden, olmadığı zaman bizi rahatsız eden (cep telefonum olmadığında kendimi çıplak hissediyorum demişti bir arkadaş), insani ilişkileri yok eden bir salgından bahsediyoruz. Pek çok yönden etkiliyor bizi. “Gençlerde daha çok gözüküyor” bu diye bir hüküm versem yanlış olur, yaşlılarımız da böyle olmaya başladı. Büyüklerimiz başlarını telefondan kaldırıp kelam etmiyorlar. Her anlarını sosyal medya ağlarından paylaşıyorlar.

Geçenlerde yine bir büyük insan, cenazesini paylaştı, çok fazla beğeni aldı mesela. Konuşmaları incelemeye alırsak, yani “bir Müslüman nasıl böyle konuşur” diye düşünmekten kendimi alamıyorum.

Koca koca insanlar, üstü açılmamış sözler kullanmaktan çekinmiyorlar. Bir sürü garabet örnekleri var.

Kırk yaşını geçmişlere akıllı telefonları yasak etmek lazım. Ya da çocuk kilidi gibi yaşlı kilidi koyulabilir. Veya bir “app” aracılığıyla kaba konuşmalar engellenebilir. Müslümana yakışmayan bir konuşma, bir beğeni, bir paylaşım olduğunda ekrana “Allah’tan korkmuyor musun!!!” diye bir uyarı gelebilir mesela. Hemencecik aklıma gelenler bunlar. Mutlaka sizin de aklınıza gelecek fikirler vardır. Bekleyin, gelir mutlaka.

Bu söylediklerim, ölü evinde şaka yapmak kabilinden şeyler. Fakat durum hiç açıcı değil. Hele Müslüman ve ihtiyar olan bir insan için durum, telafisi mümkün olamayacak sakıncalar taşımakta. Bizde ihtiyar, “çınar” ile temsil edilir. “İhtiyar çınar” deriz büyüklerimiz için. Takdir ve takip edilesi bir temsiliyeti sebebiyle bunu söyleriz.

Bizi geçmiş ile, doğru ve güzel ile, edep ve ahlâk ile buluşturması, örnek olması sebebiyle söyleriz. Ağırbaşlılığı ve tevazuu sebebiyle söyleriz. Gölgesi emniyet telkin eder, dünya hayatının yakıcılığından korunmamızı sağlar bize, onun için “ihtiyar çınar” deriz.

Bu incelikli ve örnek tavırlı büyüklerin azlığına şahit oluyorum. Büyük var lâkin ihtiyarlarımız azaldı.

Bu ülkeye geldiğimden beri, karşılaştığım hiç bir yaşlı namazı sormadı. Ama parayla, arabayla ilgili sorulara çokça muhatap oldum. Bu insana ümitsizlik veriyor. Bu çok kötü bir durum. Bunun nasıl düzeleceği konusunda bir fikrim yok. Aklımda Eyüp Sultan hazretlerinin tavrı öyle duruyor. Sadece duruyor. Harekete geçirecek bir muharrik güç veya örnek yok.

Beyaz sakallı ton ton ihtiyarların, meclislerde “devlet” gibi oturan ak sakallıların, ortada duran olumsuzlukları fark ettirmeden ortadan kaldıran, yanında otururken, konuşurken edep ve erkanın meşk edilebildiği, sözü söz, yüzü yüz, aklı akıl, gönlü gönül insanlar azaldı. Sadece bunu düşündüğümde bile ne kadar yoksullaştığımı anlıyorum.

Korkum, “bende böyle olursam hesabı nasıl vereceğime?” dairdir.

Gökten üç elma düştü ile bitecek kadar destansı bir ömür sahibi olmadığımı bilerek, söylediklerimi söyledim…

Hata ettim ise toyluğuma bağışlayın.

About Dogus