Dünyaya İyilik Gözlükleriyle Bakabilmek…

elif bayraktar 02

Ben öyle bir insan biliyorum ki, her zaman etrafına pozitif ve olumlu bakar; başına bize göre “kötü”, O’na göre ise “imtihan” dediği olaylar geldiğinde dahi Allah’a “tevekkül” eder ve o olayın üstünü “hayırlı dua” ile kapatırdı.

Bir gün kendisini sevmeyen, kendisi hakkında kötü düşünen bir komşusu bu güzel insanın evinin önüne “pislik” bırakmış. O, pisliği alıp temizlemiş. Sonraki gün yine aynı durumla karşılaşmış, yine söylenmeden temizlemiş. Ertesi gün de aynı derken, günlerce durum vaziyet bu şekilde devam etmiş. Ve bir gün kapının önüne çıktığında orada pislik olmadığını görmüş. Merak ederek “acaba komşuma bir şey mi oldu?” diyerek komşusunun kapısına gitmiş. Komşusunun hasta olduğu için o gün gelemediğini öğrenmiş. Komşusu O’na bu kötülükleri sadece “ben Hak Peygamberiyim” dediğinden yaparmış. Ve o gün anlamış ki bunca kötülük karşısında sadece Hak Peygamber bu şekilde ferasetle ve iyilikle davranabilir.

Kendine kötülükte yapılsa o kişi hakkında endişeye kapılabilir. Komşusu orada şehadet getirerek Müslüman olmuş. “Komşu hakkı” denilince bize ne güzel dersler veriyorsun.

İyi ve pozitif düşünen kişi denilince akla ilk sen geliyorsun Efendim…

Sıcak bir günde, sahabe arkadaşlarıyla yürürken karşılarına siyah, ölü bir köpek leşi çıkıyor ve yanındakiler hemen burunlarını kapatıp ‘ne kadar kötü koktuğundan’ yakınıyorlar. O ise yanındakilere ‘Bakın, ne güzel dişleri var değil mi?’ diyor. Güzeli görmeye odaklanmış nasıl bir bakış açısı Allah’ım.

Bu olayı duyanlar ancak Sana hayran olurlar Efendim…

Kötü sözlü, ağzı bozuk, arsız bir kadın, önüne gelene düşünmeden konuşup küfürler ediyordu.

Erkek-kadın fark etmeden pervasızca konuşan bu kadın bir gün O’nunla karşılaştı. O ise yüksek bir yerde oturmuş yemek yiyordu. Kadın O’nun yanına gelerek ‘Şuna bakın! Kölelerin oturduğu gibi oturmuş, onların yemek yiyişi gibi yiyor.’ dedi.

Bunun üzerine O şöyle cevap verdi: ‘Hangi köle benden daha iyi kölelik (Allah’a kulluk) yapabilir ki?’

Kadın; ‘Şuna bakın, kendisi yiyor bana vermiyor.’ dedi.

O ise sofrasına davet ederek

‘Gel sende buyur’ diye karşılık verdi.

Kadın bununla da yetinmeyip ‘Bana kendi ellerinle yedir’ diye arsızlık yaptı. O ise elini uzatıp kadına bir lokma yiyecek verdi. Kadın daha da ileri giderek ‘Bana ağzındaki lokmayı yedir’ dedi. Ağzındakini çıkarıp kadına verdi. Kadın o lokmayı yedikten sonra bir anda haya perdesine büründü ve bir daha kötü söz konuşmadı.

Arsız bir insana karşı nasıl davranılması gerektiğini gösterdin bize ve dahi, nasıl sabırlı davranmamız gerektiğini.

Efendim! Sen insanları ne güzel terbiye ederdin…

O’nu çok seven arkadaşı Hz.

Ebubekir bir gün yanına geldi ve ‘Sen ne güzel bir insansın.’ diye O’na olan sevgisini dile getirdi. O da ‘Haklısın.’ dedi. Çok vakit geçmedi, arkasından Ebu Cehil geldi ve O’na hitaben ‘Sen ne çirkin bir adamsın.’ dedi.

O yine ‘Haklısın.’ dedi.

Bu olaya şahit olan Ashab ‘Ya Resulullah ikisine de ‘Haklısın’ dedin, biz bu durumu anlayamadık.’ dediklerinde onlara şöyle cevap verdi: “Ben bir ayna gibiyim. Bana bakan kendisini görür. Dolayısıyla Ebu Cehil baktı kendisini gördü ve ‘çok çirkinsin’ dedi, haklıydı. Ebubekir baktı o da kendisini gördü, ‘çok güzelsin’ dedi, o da haklıydı. Onun için öyle cevap verdim.”

İletişim sanatlarını da bize öğreten davranışların vardı Senin.

Sen en güzel davranışlarla Kur’an ahlâkıyla yaşardın

Efendim…

 

İşte, “iyi insan” denilince, “iletişim sanatları” denilince, “psikoloji, pedagoji” denilince, akla ilk Peygamberimiz (s.a.v) gelmelidir.

 

Bu gün sayfalarca psikoloji kitapları okuyoruz, çocuk yetiştirme, insan ilişkileri üzerine eğitim seminerlerine katılıyoruz, kitaplar okuyoruz.

Yalnız en güzel ve en canlı örneği unutuyoruz.

Peygamberimizin davranışları, sözleri ve öğütleri bizim rehberimiz olmalı. İşe ilk olarak O’nun hayatını okuyarak başlamalıyız. Ve tabi ki hadisleri okumalıyız.

“İyilik gözlüklerini takmak” demek, bir nebze de olsa Sevgili Peygamberimiz gibi hayata bakabilmemiz anlamına gelir. Kendisine kötülük yapanlara karşı, “onlar cahildir, bilmiyorlar bilseler yapmazlardı” der ve selametle onlara karşılık verirdi.

“Çevremizde onlarca kötü düşünceli insan varken, biz nasıl bu kadar iyi düşünebiliriz ki?” dediğinizi duyar gibiyim. Sonra “saf” yerine konulurum, “küçük” duruma düşerim diye düşünebiliriz.  Egolarımız bunu kaldıramaz. Biri bize zulüm etse, isyana kadar götürebiliriz düşüncelerimizi. Günlerce kafamıza takarız ve gecelerce uykusuz kalırız.

Hayatımız âdeta kabusa döner. Fakat gururla söylemeliyiz ki; bizim öyle güzel bir Peygamberimiz vardı ki; bize en güzel örnek O (s.a.v) idi. Sabrı, mütevaziliği, iyiliği ile. Ben öyle bir insan biliyorum ki, kimse onun kadar iyi olamaz…

Bizimki yalnızca, “Senin izinde bir toz olabilmektir Efendim..”

About Dogus