Dünya Hayatını Sevmek Ahireti Unutmak

Ibrahim-Turgut02

“İnsan hayrı istediği kadar şerri de ister. İnsan pek acelecidir!” (17.11–D.V.M)

İnsan oğlu zayıf bir varlık olarak yaratılmıştır. Buna mukabil çeşitli özelliklerle donatılmış ve eşref-i mahlukat olarak nitelendirilmiştir. Dünya hayatının en mukaddes varlığı unvanını almış ve işleyeceği olumlu veya olumsuz fiillere göre, hayatın imtihanına muhatap kılınmıştır.

Kendisini bu dünya hayatına gönderen varlık, ona mükellefiyetler yüklemiş ve imtihanla sınanacağını ayrıca bildirmiş; takip edeceği yolun haritası kendine gösterilmiştir. Bütün bir varlığın ona amade kılındığını, yegâne muhatabın kendisi olduğu hatırlatılmıştır. Buna rağmen insan kendi iradesini kötüye kullanarak, dünya hayatını kendine ebedi yaşayacağı yer olarak benimsemiş ve Yaratıcı, zaman zaman peygamberler ve kitaplar göndererek ikaz etmiş, dünyanın geçici olduğunu, asıl kalıcı vatanın ahiret yurdu olduğunu kendisine hatırlatmıştır.

Allah (c.c), zaman zaman insanoğlunun gelgitleri olacağını ayetlerinde bildirmiş ve hatta kendine beddua edecek kadar şaşıracağı, hayra dua eder gibi şerre dua edeceği, cinnete varan isyanları olacağını, kendinden geçmiş hâle gireceğini haber vermiştir. Bunun sebebinin, dünya hırsı ve acele karar vermesine bağlı bir hâl ve durum olduğunu haber vermiştir.

Kur’an, Peygamberimizin (s.a.v) ilk gönderildiği toplumdan bahisle, inkârlarının ve isyanlarının  neticesi olarak vaad edilen azabın bir an önce gelmesini, âdeta kendilerinden emin, meydan okurcasına Peygamberi (a.s) sıkıştırmak istiyorlardı… “Söylediklerin doğru ise azap gelsin de, bizim inkârımızın yanlışlığını, Allah’tan gelen vahyin doğruluğunu ortaya koysun” diyorlardı. Bunu yaparlarken de kendilerinden emin davranıyorlardı. Zira ayet-i kerim, “İnsan, aceleci (bir tabiatta) yaratılmıştır. Size âyetlerimi göstereceğim; benden acele istemeyin” buyuruyor.  (21.37 – D.V.M).

Allah Teala merhameti sebebiyle, gerek geçmiş toplumlar için ve gerekse Hz. Muhammed’den (a.s) aynı anlama gelen meydan okumaları için -bu hâl isyanla neticelenmiş bir durum olsa bile-tövbe kapısını açık bırakmıştır. Kulun hataları olacak ancak, hatalarının farkına vardığında geri dönüşünü bilecek, pişmanlığının karşılığının af olacağı inancını koruyacak ve yeni bir sayfayı açacak; öylece mutmain bir kalpla yeniden kaldığı yerden hayata tutunmayı, doğru yol üzere yaşamaya adım atacak ve en büyük bayramın Allah’a ulaşmak olduğunun inancına sahip olacaktır.

Allah’ın rahmet kapısının sonuna kadar açık olması, O’nun kullarına en büyük ikramı ve sünnetinin (kanunlarının) gereği olduğunu, ayetlerinde beyan etmiştir.

Dünya hayatı toprak, ziraatçısı kul, mahsulatı gayretidir. Ekilmeyen topraktan hasat beklemek, kendini kandırmaktan başka ne işe yarar? Netice isteniyorsa, sünnetullaha (Teklifi İlahiyeye) uyulmalı ve akıllıca davranılmalıdır. Samimi davranmalı ve kul iradesini, Allah’ın muradına mutabık kullanmalıdır.

Mevlânâ’nın şu tespiti çok tesirli ve manidardır: “Aslında ve kalıcı âlemle farkındayım, hayatımdaki sahte varlıkların. İstesem bir anda temizlemesini de bilirim. Ama bunca sahteliğin benim samimiyetime ihtiyacı vardır”.

İnsan hayata böyle bakmalı, etrafındaki sahte değerlere aldanıp asıl yaradılış hikmetini unutmamalıdır. Bu hayatta kalıcılık olmadığını bilmeli, buna göre hayatını inşa etmelidir. “Benlik” kaygısıyla inşa edilecek hayatın, hüsranla niteleneceği ortadadır.

Hiç kimse şunu unutmamalıdır: “Fikirler fiilleri, fiiller neticeleri, neticeler kalıcıları, kalıcılar ölümsüzlüğü doğurur” olduğundan, neyin hesabını yapıyorsun?  Daha fazlaya malik olma hırsın; işte, anlatmaya çalıştığımız dünya tutkunun dibe vurmasıdır. Bununla beraber, sadece isteklerinin maskarası hâline dönüşürsün de haberin olmaz.

Neticede insan, ontolojik varlık olması hasebiyle, geçici yoklukla ve kalıcı âlemle karşı karşıyadır. Benliğinden kurtulanın Allah’a kulluğu kolaylaşır ve manen yükselmeğe başlar. Riyasız bir amele sahip olur ki, nihayeti Allah’a has kul olmaktır.

Yine Mevlânâ;  “Kim benliğinden kurtulursa bütün benlikler onun olur. Kendine dost olmayan herkese dost kesilir. Nakışsız ayna olur, tüm nakışlar onda seyredilir” diyerek bize bir giriş kapısı aralıyor…

 

About Dogus