Bekârlığa veda edemeyenler

Talha-Yildiz-02

Bir ailenin temelini oluşturan evlilik, dinimizde insan soyunun devam etmesini sağlayan tek meşru ilişki olarak kabul edilmiştir. Temel kaynaklarımız Kur’ân ve Sünnet’in birçok alana ilişkin genel ilkeler belirlemesine rağmen, evlilik ve aileye dair birçok kuralı doğrudan belirlemiş olması, İslâm dinînin evlilik ve aile kurumuna olan değerini açık bir şekilde göstermektedir.

Yüce kitabımız Kur’ân “İnsanların kaynaşıp huzur bulmaları için eşler yarattığını” (Rum 30/21), “eşlerin birbirleri için elbise konumunda olduklarını” (Bakara 2/187) ve “insan neslinin bozulmasına yol açacak gayrimeşru ilişkilerin yasaklandığını” (İsrâ 17/32) bizlere açık bir şekilde bildirmektedir.

Bununla birlikte sevgili Peygamberimiz (sav) imkânı olanları evlenmeye teşvik etmiş (İbn Mâce, “Nikâh”, 8) ve ciddi bir sebep bulunmaksızın sona erdirilen evliliklerden Allah’ın hoşnut olmadığını belirtmiştir

(Ebu Davud, “Talak”, 3).

 

İnsan hayatında bu kadar önemli bir yere sahip olan evliliğe günümüzde bilhassa genç erkeklerin

sıcak bakmaması, toplumsal problem olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bu durumdan en çok veliler muzdarip olmakta ve bu sorunun çözümü için ellerinden gelen her şeyi yapmaktadırlar.

Keza toplumdaki bazı duyarlı kişiler bekârları evlendirme konusunda ellerinden gelen gayreti göstermektedirler. Veliler ve duyarlı kişilerin bu konudaki hassasiyeti elbette olumlu kabul edilmelidir.

Zira Kur’ân, bekârların evlendirilmesini başta veliler olmak üzere, bütün toplumun vazifesi olarak nitelendirmiştir (Nur 24/32, Kur’ân Yolu Tefsiri).

Buraya kadar karşımıza bir sorun çıkmamakta. Fakat kanaatimce asıl problem, evlenecek bekâr erkeklerin bu işe hazır olup olmaması hususunda ortaya çıkmaktadır.

 

Nasıl belirli bir mesleği icra edebilmek için kişi bazı vasıfları taşıması gerekiyorsa, aynı şekilde evlenmeye aday olan kişinin de bazı vasıflara sahip olması gerekir.

Bu çerçevede kanaatimce önemli olan kişinin asgari özelliklere sahip olmasıdır; yani kişi, “olmazsa olmaz” bazı özellikleri taşıması gerekir. Nitekim bu durumu iş hayatında da görmekteyiz.

Toplumda birçok doktor olmasına rağmen, her doktor aynı kalitede değildir. Kimi doktorlar sahip oldukları üstün yetenekleriyle toplumun geniş kesimleri tarafından tanınırken, kimi doktorlar toplum

tarafından sıradan kabul edilmektedir. Fakat bir doktor sıradan olsun ya da olmasın, her doktor en azından asgari bazı özelliklere sahiptir.

Bu misalden yola çıkarak evliliğe geri dönecek olursak, evlenmeye aday erkeklerin de “olmazsa olmaz” vasıfları taşıması gerektiğini söylememiz gerekir.

Benim kanaatime göre evliliğe aday olan erkeğin, en başta sorumluluk duygusu taşıması gerekir. Erkek zamanla sayısı artacak bir ailenin iki kurucusundan birisi olduğunu ve aile kurucusu olarak önemli vazifeleri yerine getirmesi gerektiğinin bilincinde olması gerekiyor.

Ailenin maddî sıkıntılar yaşamaması için çalışması, ailesinin mahremiyetini koruması ve ailesine vakit ayırması gerektiğini bu çerçevede erkeğin vazifeleri olarak sıralayabiliriz.

 

Günümüz genç erkeklerin önemli bir kısmının maalesef bu özelliklere sahip olmadığını herhâlde söyleyebiliriz. Bundan dolayı bekârlığa veda etmeye hazır olmayanları bekârlığa veda etmelerini sağlamak, daha büyük problemlere kapı açabileceğini unutmamamız gerekir.

Bununla birlikte, zaten dinî açıdan evleneceği kadına eziyet edeceğinden korkulan kişinin evlendirilmesi, tahrimen mekruh kabul edilmiştir; yani harama yakın olan mekruh (yapılmaması yapılmasından daha uygun olan davranışlar).

Hatta eşine eziyet edeceği kesin olan kişinin evlendirilmesi haram kabul edilmiştir.

Dolayısıyla yaşları ilerlemiş olsa da evlenme kıvamına gelmemiş erkeklerin bekârlığa veda etmemesi belki de daha hayırlıdır.

Bu bağlamda en başta aileler olmak üzere topluma düşen görev, genç erkeklerin bekârlığa veda edebilecek kıvama gelmelerini sağlamak olmalıdır.

About Dogus