Muhafaza-Kâr Rambo

Mehmet sukru Oflaz 02

“Gezegenimizde 2000 yetişkinin 1 milyar dolardan fazla parası var.

en zengin 62 kişinin serveti en yoksul 3 milyar 700 milyon kişinin servetinden daha fazla.

Yine en zengin yüzde 1’in serveti kalan yüzde 99’un servetinden daha fazla.

(Yani 74 milyon kişinin serveti 7 milyar 326 milyon kişinin servetinden daha fazla)

1 milyon dolara Türkiye’de 4+1 ya da 3+1, 20 daire alınabilir.

1 milyar dolara 20.000 daire alınabilir.

5 milyar dolara 100.000 daire alınabilir.

50 milyar dolara 1.000.000 daire alınabilir. (1 milyon daire 5 milyon kişinin barınağıdır.)

Belirli ellerde toplanmış bu servet, alın terinin el emeğinin karşılığı olmayıp faize dayalı küresel bankacılık ve finans sisteminin getirisidir.”

Muammer Bilgiç Bey, Facebook hesabından bu bilgileri paylaştı. (Aynen ve bir kısmını aldım).

Yakın tarihlerde bir Cuma hutbesinde, yardım kampanyası sebebiyle buna yakın bilgiler paylaştı hocalarımız. Mesela her gün 21.000 insan açlık ve açlığa bağlı sebeplerden ölmektedir. Tabi bu verilere dâhil olma fırsatını(!) dahi bulamayanlar işin cabası. Hutbeyi dinlerken aklımdan, Cuma namazı çıkışında “bu düzen değişecek” diye geçti. Yanılmışım. Bunun pek çok sebebi var tabi.

Şöyle bir durum var: Müslümanca duyarlılık, içten dışa, dıştan içe her daim bir deveranı gerektirir. “Agâh” olmak meselesi var.

Bütün algıların açık olması. Tabi bu büyük bir mücadele gerektiriyor. Ama her alanda. Sadece içimizde ve sadece dışımızda değil. Şu anda hâkim olan sistemin haz etmediği insan, dünya ile bağlantısında yükü az olan insandır. Her şeye sahip olmak isteyen, paylaşmayan, çevresine bigane insan, hâkim sistem tarafından kullanılabilirliği en fazla insandır. Bu durum yeni değil elbet.

Her devirde vardı ve çeşitli isimlerle anılıyordu. Bugün ise bu durum “muhafazakârlık” olarak karşımızda arz-ı endam ediyor.

Müslüman duyarlılığı inceltmek, tepkisiz bırakmak, hâkim sistemin işleyişini kolaylaştıran dişliler hâline getirmek için bugün bize dayatılan şey muhafazakârlıktır. Gücün ve sağladığı imkânların, çoğunluğun yanında olmanın verdiği güven duygusunun, neden ve nasıl sorusunun sorulmasının yukarılara havale edildiği bir kontrol mekanizmasının muhafazası anlamına geliyor bugün bize dayatılan muhafazakârlık.

“Ebu Zer tavrı” sadece öğrencilik zamanlarının, çay muhabbetlerinin ve bir makama gelinceye kadar geçerli olduğu bir güzergâh. Tarihi unutmamak lazım.

Dizilerden pompalanan hamaset, hayatları anlatılan büyüklerin tavırlarının arkasında ki şuurun üstüne bir perde vazifesi görmektedir.

Ve bu dizileri seyrederek tarih bilincine, sorgulamadan kabul edilen mensubiyetlerden cemaatçiliğe, Facebook üzerinden ne kadar saçma şey varsa, sövgüler ekleyerek paylaşmanın tebliğ olduğu duygusu hâkim kılınmaya çalışılıyor. Bunu uzatabiliriz.

Muhafaza-kâr-lığın bize açtığı alan, İslam’ın bize uygun gördüğü alanı izale etme vazifesi görmektedir. Bu rahatsız edici durumdan bizi kim ve ne uzak tutuyorsa, insanlar yüzlerini o cenaha dönüyor.

 

Tabi burada ufuk açan Efendimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) bir hadisini almalıyım. Bu konularla meşgul iken bu aralar, bu mübarek hadis çıktı karşıma… Hadis şöyle:

Muaz b. Cebel’den (radiyallahu anh) aktarılan bir hadisinde Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)şöyle buyurdu…

“Dikkat edin! Muhakkak ki İslam değirmeni dönmektedir. Siz de Kur’an’ın döndüğü yerden dönün (ona göre hareket edin).

Dikkat edin!

Şüphesiz ki Kur’an ve sulta (otorite, kanun) birbirinden ayrılacaktır. Siz Kur’an’dan ayrılmayın. Dikkat edin!

Muhakkak ki başınızda, lehinize hüküm vermeyip kendi lehlerine hüküm veren yöneticiler olacak. Şayet onlara karşı çıkarsanız sizi öldürürler, itaat ederseniz sizi saptırırlar.’

(Sahabeler): ‘Ey Allah’ın Rasûlü! (O zaman geldiğinde) nasıl yapalım?’ dediler. Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) de: ‘Meryem oğlu İsa’nın ashabının yaptığı gibi yapın. Onlar ki testereyle biçildiler, kereste üzerine getirildiler. Allah (azze ve celle)’ye itaat üzere ölmek, Allah (azze ve celle)’ye masiyet içerisinde yaşamaktan daha hayırlıdır”

 

Şimdi bu hadisin bize sağladığı bilinç ve sorumluluk, bu dünyada bulunuşumuzu manalandıracaktır. Geriye kalanlar dünyanın oyuncaklarıdır. Akıl baliğ olanların oyuncaklarla oyalanması düşüklük göstergesidir…

 

About Dogus