İnce Bir Çizgi… ‘Teslimiyet’

elif bayraktar 02

‘Bir filozofu önemli kılan şey, doğru cevaplar vermesi değil, doğru soruları sormasıdır.’ diyor Kant.

Filozof, herhangi bir konuda düşüncelerin ötesini soruşturan, sorgulayan, arka perdesini bulmaya çalışan kişilere yakıştırılan bir unvandır. Derinlemesine düşünebilen, düşündüğünün arka perdesini görebilen ve bulduğu her gerçeğin tek bir gerçekten ortaya çıktığını bilen kişiye ise “Mutasavvıf” denir. Her sırrın arkasında Rabbinin olduğunu idrak edebilen kişidir.

Tüm mü’minleri düşünmeye, sırları keşfetmeye davet eder Rabbimiz. Bu sebepten ‘Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?’ diye sorar bize. Önünde duran binlerce delillere rağmen Rabbini bulamayan nice cahil filozoflar, bilim insanları, profesörler de vardır. Öyleyse akıllı kişi Allah’ın varlığını bilen, O’na iman eden kişidir.

‘O, diriltendir, öldürendir. Gece ile gündüzün takip etmesi de O’na aittir. Hala aklınızı kullanmıyor musunuz?’ (Mu’minun – 80)

Her şeyi yaratan bir Yaratıcı olduğuna iman etmek daha kolay olandır hâlbuki. İman eden insanın yaşadığı huzur onun tüm maddî – manevî sıkıntılardan kurtuluşuna işarettir. Teslim olur ve her şeyi Allah’tan bilir. Tevekkülün kişiyi kuşatıcı rahatlığına bırakıverir kendini. Gerçek anlamda Allah’a inanmış kişi korkulardan emin olur. Dünyaya dair sıkıntı, üzüntü, stres, hayal kırıklığı, depresyon olmaz lügatinde. Her zaman ümit içinde Allah’ın rahmet ve merhametine sığınır.

Elbette her insanın hayatında olumsuz olaylar olacaktır. Başına türlü musibetler gelecektir. Kur’an ahlâkını yaşayamayan insanları bu olumsuz olaylar çepeçevre sardığında, tam da bu anda, musibet anında başlar yanlış sorular; ‘Neden bu benim başıma geldi? Ben bunu hak ediyor muydum sanki?’ gibi sorularla kişi kendisini yer bitirir.

Bir de soru anlamı olmayan fakat kişiyi isyana götüren ‘Keşke’ ile başlayan cümleler vardır. İnsanın en büyük tuzaklarından biri de bu cümlelerdir; ‘Keşke erkek olarak doğsaydım! ‘Keşke dünyaya gelmeseydim!’ Bu cümleler de imanı zedeleyen cümlelerdir ve hatta insanın dinden çıkmasına sebep olan cümlelerdir. Sorularımız, cümlelerimiz, iç konuşmalarımız, damarlarımızda dolaşan şeytanın ve nefsimizin vesveselerinden başka bir şey değildir aslında!

Tüm bu sorulara, vesveselere ve dış kaynaklı engellere rağmen iman etme şerefine nail olmuş Müslümanların hayat karşısındaki bakış açıları tamamen teslimiyet odaklı olmalıdır. Çünkü ‘İman tevhidi, tevhid teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül de saadet-i dareyni iktiza eder’ ve ‘Hakiki anlamda iman etmiş kişi kainata meydan okuyabilir’ der Bediüzzaman Said Nursi. İşte mutluluğun şifresi!

Kadere teslim olandır o kişi ki; Rabbinden gelene razı olur. Ne gelirse gelsin başına “bu Rabbimdendir” deyip sabreder.

Konu teslimiyet olduğunda aklıma her zaman Hacer annemiz gelir.

Hz İbrahim oğlu Hz İsmail ile beraber Hacer annemizi ıssız, çöl topraklarına bırakırken sorar Hz Hacer; ‘Ey İbrahim, bizi kime bırakıyorsun!.. Yoksa bu, Allah’ın emri mi?’ der,

İbrahim (a.s) arkasına dönmeden, ‘Evet, bu Rabbimizin emri, der’ Ve o andan sonra artık Hz Hacer gözyaşlarına “dur” emrini verir ve, ‘Git ey İbrahim! Bu madem Allah’ın emri, O bizi zayi etmeyecek, yalnız bırakmayacaktır’ diye seslenir.

Safa ve Merve tepelerinde yedi defa koşarak bir annenin çaresizliği ile, ağlayan bebeğine su bulabilmek için çaba gösterir. Sonra Rabbinden gelen büyük ikram ‘Zemzem’ suyu olur. İşte teslimiyet, çaba, gayret ve Allah’ın lütfu.

Öyleyse ey bugünün insanı! Vazgeç kendini yıpratmaktan. “Neden bu benim başıma geldi” demekten. Keşke bende şunlara şunlara sahip olsaydım o zaman her şey çok farklı olurdu diye hayıflanmalardan vazgeç. Kafandaki deli sorularla ziyan etme ömrünü. Dünyaya bir defa gelmişken senin için en iyi ve hayırlı olanı bulmaya çalış. Her koşulda ve her şartta…

Peygamberlerin hayatlarına bakıp ibret almayı öğren.

Rabbimiz; en sevdiği kulu, “Habibim” dediği, Sevgili Peygamberimizi bile türlü imtihanlarla sınamışken; bizlerin imtihanları hafif kalmaz mı O’nunkinin yanında!

İşte bu sebepten der, Rabbimiz ‘Hiç akletmez misiniz?’ diye.

Akıllı, kamil insan gemiye binip de yükünü sırtında taşımaz, yükünü gemiye bırakır ve teslim olur. Ne duruyorsun bırak sırtında ki yükleri Rabbine. O’na güven ve dayan. O’ndan iste. Doğru soruyu sor kendine, doğru dualar düşsün yüreğine, diline…

About Dogus