Kelâmın Âdabı Beyanındadır

Mehmet Sukru Oflaz 02

Mîri Malı – 3

Mü’minin ahlâkında gayet efdal ve makbul olan haslet; insani zaruretlerden fazla konuşmamaktır, buyurulmuştur.  Susmakta, hikmet vardır. Nitekim: “Sükût, hikmettir.” buyurulmuştur. Söz söylemekte de bir çok âdab beyan olunur:

  1. Söze başlarken BESMELE ve HAMD ile başlanmalıdır.
  2. Söz arasında Salâvat-ı şerifeyi çoğaltmalıdır.
  3. Sözü herkesin anlayabileceği şekilde söylemeli, bir takım garip kullanılmaz kelimeler, farsça herkesin anlayamayacağı lügatlerle mecliste bulunanlara eziyet verilmemelidir. Böyle sözler söylemek, kibre sebeptir demişlerdir.
  4. Sözü, acele etmeden, yavaş yavaş, usul ve kaidelerine uyarak, hecelere dikkat ederek söylemelidir. Fahr-i âlem (sav) Efendimiz, konuştukları zaman bir kimse saymak istese sayabilirdi.
  5. Söz söylerken; vezinli, kafiyeli, uygun, düzgün ve açık konuşabilmek maksadıyla külfet altına girmemeli, yani kendisini zorlamamalıdır.
  6. Söylenmek istenen söz hatırlanmazsa, salâvat-ı şerifeye devam etmelidir. Böylelikle çabuk hatırlanır.
  7. Bir şeyi unutmamak arzu edilirse: “El-hamdü lillâhi müzekkir-il hayra ve fâilihi” duasına devam edilmelidir.
  8. İleride bir şey vadetmeği veya bir haber vermeyi istediği zaman

İNŞAALLAH lâfzı ile te’yit etmelidir. (El Kehf sûesi:23)

  1. Söz esnasında, kendi nefsine zararlı olan şeyleri söylememelidir. Meselâ: “Şu meclisden sağ salim kalkmayayım” gibi… zira, “Bela, sözün vekilidir”, buyurulmuştur.
  2. Ne kadar tehlikeli olursa olsun, doğru söylemeğe devam etmelidir. “Doğruluk kurtuluş, yalan yok oluştur” buyurulmuştur.
  3. Söz esnasında aksırmayı ganimet bilmelidir. Nitekim, Hadis-i şerifte : “Konuşurken aksırmak, âdil şahittir” buyurulmuştur.
  4. Bir kimse ile çekişmemeli, bahse girmemeli ve münakaşa etmemelidir.
  5. Söylenilmesi çirkin ve ayıp olan şeylere dili alıştırmamalıdır.
  6. Bir mü’mini: “Sen, şu işi yaptın. Bu gibi fena amellerde bulundun” gibi sözlerle azarlamamalı ve ona çıkışmamalıdır. Çünkü, eğer karşısındaki insanlık iktizası bu kötü hareketi işledikten sonra, pişman olmuş ve o isyanı ve kötülüğü terk etmişse; onu ayıpladığından ötürü o fiili kendisinin işlemesinden ve aynı âkibete düşmesinden korkulur. Nitekim Hadis-i şerifte: “Bir kimse, din kardeşini evvelce işleyip tövbe ettiği bir isyanı için azarlar ve ayıplarsa; o günahın aynını işlemeden can veremez” buyurulmuştur.
  7. Bir kimseyi yüzüne karşı methetmemelidir. Çünkü, bu şekilde methedilen kimseye kibir, ve u’cub gelmesine sebep olur. Nitekim, Hadis-i şerifte: “Medh edicileri gördüğünüz zaman, yüzlerine toprak saçınız” buyurulmuştur.
  8. Sözde, âdabın inceliklerine riayet etmelidir.
  9. Büyüklerle ve ülkenin ileri gelenleriyle konuşurken, sesi yükseltmemelidir.
  10. Başa gelen belâ ve musibetleri asla zamana nisbet etmemelidir.
  11. Daima hayra yorumlanacak sözler söylemeli ve en güzel kelimeler kullanmağa gayret ve dikkat etmelidir.
  12. Mü’min kardeşinin kendisine söylediği sözü emanet bilmeli ve onu korumaya dikkat etmeli ve kimseye açıklamamalıdır.
  13. Herkese hüsnü zan etmeli ve onların methedilecek güzel bir ahlâkını bulup, o kimseleri onunla anmalıdır.
  14. Fazla gülmekten sakınmalıdır. Çünkü çok gülmek kalbi öldürür.

Son üç köşe yazımızın kaynağı Sofuzade Seyyid Hasan Hulûsi Efendi’nin “Mecmâ’ûl Âdâb” adlı eseridir. Osmanlı mülkünde basılmış ve en ücra köşesinde uzun yıllar okutulmuş bir eser.

Miri malıdır. Gündemimize almamız gerekir. Hayatımızda, aramızda uygulamamız gerekir. Gerekir, zira edepler sınırlarımızı belirler. Sınırı olmayanın menzili yoktur.

Fazla söze ne hacet. Kıymetli âlimimize kulak verelim…

About Dogus