Komşularla Olan Muamelelerin âdabı Beyanındadır

Mehmet Sukru Oflaz 02

Komşuya ikram etmek, İslâm sünnetlerindendir. Hadis-i şerifte: “Cebrail bana komşu hakkında tavsiyelerde bulunmaktan da geri kalmadı. Hattâ öyle zannettim ki, bir kimse ölünce komşusu ona mirasçı olsun diyecektir.” buyurulmaktadır.

Komşu hakları konusunda da bir çok âdab beyan olunur:

  1. Mümkün olduğu kadar, komşusuna ikram kaydında bulunulmalıdır.
  2. Komşusu aç olduğu zaman, kendisine yemeğinden bir miktarını göndermelidir.
  3. Komşusunun ezalandığı ve yapılmasını hoş görmediği şeyleri yapmamalıdır.
  4. Ne kadar az olsa da ve komşusu gayrimüslim bulunsa da, komşularına hediye göndermelidir.

Komşu üç kısımdır:

1) Bir hak sahibidir.

2) İki hak sahibidir.

3) Üç hak sahibidir.

Bir hak sahibi olan, gayrimüslimlerden olan komşulardır. İki hak sahibi olan, mü’min olan komşudur.

Üç hak sahibi olan ise; hem mü’min, hem de akraba olan komşudur, buyurulmuştur.

Bir kimse, aleyhissalâtü vesselâm efendimiz hazretlerine gelip, komşusunu şikâyet etti. Fahr-i âlem efendimiz de, Mescid-i şerifin kapısında: “Kırk haneye kadar komşu itibar olunur” diye nida ve ilân olunmasını emir buyurdular. Bu hadisin mânası hakkında, mübarek başları ile dört tarafa işaret buyurdu diye rivayet etmişlerdir.

  1. Giyecek ihtiyacı olanlara, mümkün olduğu kadar giyebileceği bir şeyler vermelidir.
  2. Çarşıdan evine bir şey getirirken, komşulardan ve çocuklardan saklamalıdır. Özellikle bu getirdiklerinden hediye vermeyecekse, kendisi için aldıklarını gören komşularını me’yus edebilir.
  3. Komşudan gelen hediye, her ne kadar değersiz ise de, ziyade memnuniyet göstermelidir.
  4. Komşusunun duvarı tarafına bevletmemelidir.
  5. Komşulardan, mümkün olabildiği kadar ezayı def’etmelidir.
  6. Komşudan gelecek ezaya tahammül ve onu affetmelidir.
  7. Komşusu razı olmadıkça, evini onun evinden yüksek yaptırmamalıdır.
  8. Evini satmak istediği zaman, herkesten önce komşusuna haber vermelidir.
  9. Kendi nefsi için sevip istediği şeyi, komşusu içinde sevip istemeli; nefsine razı olmadığı şeylerden komşusunu da korumalıdır.
  10. Salih komşuyu ganimet bilmeli ve daima onunla iftihar ederek Allah’ın ihsanı olduğuna şükretmelidir.
  11. Komşularını, kendisi hakkında iyi hâline şahitlik ettirecek davranışlarda bulunmalıdır.

………………………….

İlginç değil mi? Komşumuz razı olmadıkça onun evinden yüksek ev yapamayız. Millet şuuruna eremeyişimizin sebeplerinden birisi de budur.

Yani komşuluğumuz iyi değilse, ünsiyet kuramıyorsak komşumuzla, onun rızasının hilafına komşumuzun evinden yüksek ev yapıyor, güneşini kesiyor, mahremiyetine saygıyı göz ardı ediyorsak, insan olarak yaratılışımızı parçalamış oluyoruz.

İnsanın parçalanması bir sonraki aşamaya geçmemizi engelliyor.

Yani cemaat olamıyoruz. Cemiyet olamıyoruz ve millet olamıyoruz. Mahremiyetin kalktığı yerde insani ilişkilerden ve gelişmişlikten bahsedemeyiz.

“Komşu hakkı” diyoruz ve bunun ne kadar önemli olduğu zihnimizde mevcud.

Hayatın içinde bir karşılık bulmuyorsa kendi evimizde yok demektir. Evimizde mobilyaların pahalı olması bir evimizin olduğu anlamına gelmez. Dekordur ve dekorun arkasında yaşanan hayatın intisap ettiği mana çok daha önemlidir.

Her hâlde makas epey açıldı. Kaybettiklerimizin hesabını yapmaya kalkışsak bitab düşeriz. Komşusunun hüsn-ü şahadetini sağlayamamış bir insanın şahitliği geçerli olmasa gerek.

About Dogus